Yeni Parti Sözcüsü Zeynel Emre, son dönemdeki fon krizi gündemine ilişkin düzenlediği değerlendirmelerde Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'e yüklendi. Emre, fon hareketleri ve yabancı aktörler üzerinden yaptığı konuşmada, geçmişte yaşanan bazı finansal hareketlilikler ile Bakan Şimşek'in geçmişteki kariyeri arasında bağ kurulmasını talep etti.

Yeni Parti Sözcüsü Emre, yönelttiği eleştirilerde şu ifadeleri kullandı:

"Bakıyoruz ki yabancı Fatma Betül Sayan Kayalar da var. Merrill Lynch en verimli fonları bulmuş, sonra da tam zamanında çıkmış. Yani Merrill Lynch’e haber uçurulmuş, 8 milyar lirayı alıp gitmiş. Sayın Mehmet Şimşek’in eskiden çalıştığı bir kurum böyle bir vurgun yapmışken kendisinin Hazine ve Maliye Bakanlığı oturması ne kadar etik?"

YENİ Parti Sözcüsü Emre’den Mehmet Şimşek ve Merrill Lynch açıklaması
YENİ Parti Sözcüsü Emre’den Mehmet Şimşek ve Merrill Lynch açıklaması
İçeriği Görüntüle

Bakanlıktan asılsız iddialara karşı sert tepki

Yeni Parti Sözcüsü Zeynel Emre'nin kamuoyuna yansıyan bu açıklamalarının ardından Hazine ve Maliye Bakanlığı vakit kaybetmeden konuya ilişkin resmi bir yazılı açıklama yaptı. Bakanlık, Emre’nin dile getirdiği iddiaların gerçeği yansıtmadığını, kamuoyunu kasıtlı olarak yanıltmaya yönelik bir algı operasyonu niteliği taşıdığını ve bu durumun mesnetsiz olduğunu ifade etti.

Bakanlığın yaptığı resmi açıklamada, yaklaşık 20 yıl önce gerçekleşmiş eski bir profesyonel çalışma geçmişi üzerinden bugünkü görevlerin, makamların ve siyasi sorumlulukların hedef alınmasının son derece yakışıksız olduğu belirtildi. Bakanlık tarafından paylaşılan metinde şu ifadelere yer verildi:

"Hazine ve Maliye Bakanımız Sayın Mehmet Şimşek'in, yaklaşık 20 yıl önce görev yaptığı Merrill Lynch Bankası üzerinden zorlama bir algı oluşturulmaya çalışıldığı görülmektedir. Bu çabalar yakışıksız ve dayanaktan yoksundur. Sayın Bakanımızın, yıllar önce çalışıp ayrıldığı bir kurum üzerinden asılsız iddialarla töhmet altında bırakılma gayretleri kabul edilemez."

Yasal hakların kullanılacağı kamuoyuna duyuruldu

Hazine ve Maliye Bakanlığı, söz konusu iddiaların ve gerçeğe aykırı her türlü ilişkilendirmenin yalnızca siyasi bir algı yaratma amacı taşıdığını yineleyerek bu duruma karşı hukuki çerçevede sessiz kalmayacaklarını bildirdi. Açıklamanın devamında, haksız ithamlar ve gerçeği büken yayınlar karşısında tüm yasal yolların işletileceği net bir dille vurgulandı:

"Bu tür gerçeğe aykırı ilişkilendirmeleri kınıyor, söz konusu yayınlara ve ithamlara karşı tüm yasal haklarımızı kullanacağımızı kamuoyuna bildiriyoruz. Kamuoyuna saygıyla duyurulur."

Yeni Parti Sözcüsü Zeynel Emre'nin konuşmasından ilgili kısım şu şekilde:

"Burada çok çarpıcı bir olay daha var. Bugün bakıyoruz ki yabancı Fatma Betül Sayan Kaya’lar da var. Merrill Lynch, Türkiye'de fonlara giriyor. Destek Factoring, Özata Denizcilik, Katılım Evim… En verimli fonları bulmuş. Birileri tavsiye etmiş, ‘Bu fonlara gir’ diye. En verimli fonları bulmakla yetinmemiş. Sonra da tam zamanında çıkmış. Yani vatandaşın içeride kilitli alacağı paralar var ya tam o zaman gelmeden hemen önce Merrill Lynch’e haber uçurulmuş. 8 milyar lirayı alıp gitmiş. Kim haber uçurdu, bunu bilmiyoruz değil mi? Ama şu soruyu sormamız lazım: Sayın Mehmet Şimşek’in eskiden çalıştığı bir kurum böyle bir vurgun yapmışken kendisinin Hazine ve Maliye Bakanlığı oturması ne kadar etik? Bir kurul oluşturmuşlardı. Benzetmek gerekirse bu iktidar adeta kasap olmuş, kör satırla vatandaşı kurbanlık koyun gibi kesmek istemektedir. İktidarın özelliği ne? Kendi yöneticileri, geldikleri koltukları koruyarak, kullanarak büyük soygunlar yapmak ama iş kamunun parasına gelince kurumları batırmak. En son Varlık Fonu’na ait Türkiye Sigorta'da yaşandı. Türkiye Sigorta’nın parasını bu soygunda batıran genel müdür ve müdür yardımcısı tutuklandı. Bu fon vurgununda büyük vurgun yapan kimseler, kanuna göre hortumladığı miktarın iki katını yatırmak kaydıyla etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanmak isteyebilir. Ama bu da ancak bir cezai indirim sebebi olur. ‘Ver çaldığını, kurtul’ diye bir şey kabul edilemez. Şu ana kadar gördüğümüz süreç biraz da böyle ilerliyor.

'10 Manşette Bugün' | 26 Ekim 2026
'10 Manşette Bugün' | 26 Ekim 2026
İçeriği Görüntüle

Partimiz tarafından bir araştırma yapıldı. Fon vurgununun toplumda nasıl karşılandığını anlamak için kapsamlı bir analiz yapıldı. Biz şu soruya cevap aradık: Bu kriz yurttaşlarımızın devlete, adalete ve ekonomi yönetimine güvenini nasıl etkiledi ve insanlar çıkışı nerede görüyor? Dört bulgu tespit edildi. Birinci bulgu: Kriz kişilere değil, çarpık bir düzene yazılıyor. Bu çalışmada farklı siyasi partilerden yurttaşlarımız aynı noktada buluşuyor. Bu mesele sadece birkaç kötü niyetli kişiyle açıklanamaz. Denetimsiz bırakılan bir düzen. 2017 Anayasa değişikliği referandumuna giderken dedik ki ‘Bu düzen denetimsizlik getirir.' O günden bugüne büyük bir kriz, büyük bir çöküş, denetimsizlik alanı, her alanda geriye giden bir Türkiye ile karşı karşıyayız. Hükümete yakın olan korunuyor, uzak olan yargılanıyor. Bu duygu siyasi görüş farkı gözetmeksizin herkesin içselleştirdiği bir duygu haline gelmiş. O nedenle yüzde 20 olan yargıya güven, aşağılara doğru gitmekte. Buradaki bedel bizim mağduru olduğumuz, zarara uğradığımız kısım sadece borsada değil. Mağduriyetin fon yatırımcılarıyla sınır olmadığını; esnafın, çalışanın, dar gelirli ailenin hayatını etkilediğini, bugün maalesef Türkiye'de alın teriyle geçinenin kaybettiği, haksız şekilde para kazananın kazandığı bir Türkiye'nin varlığı konusunda vatandaşın bir duygusu oluşmuş. Dördüncü tespit: Kınamak ve kısmi ödemeler bu güveni geri getirmiyor. Sürekli şöyle açıklamaların ve sızdırılan açıklamaların hiçbir faydası yok: ‘Tayyip Erdoğan çok öfkeli.’ Vatandaşımız bu öfkeyi falan görmeyi değil; Meclis’in araştırmasını -ki reddettiler- adil bir yargılanmayı, mahkemelerde bunun hesabını görmeyi bekliyor.

Haksız kazançla çıkanların tam listesi açıklanmalı. Biz bunları müfettiş edasıyla arayıp, bulup teyit etmek, buna çabalamak, sızanlarla ilgili araştırma yapmak durumunda kalmadan bunlar olduğu gibi çıkartılmalı. Yurt dışına çıkarılan paranın izinin sürülmesi, haksız kazancın geri alınıp ilgilisine verilmesi, burada ortaya çıkan zararın dönüp dolaşıp tekrardan vatandaşın vergisiyle ödenmesi diğer bir hak mahrumiyetine sebebiyet verir. Bu ülkenin insanları hangi partiye oy vermiş olursa olsun hakkının korunmasını istiyor. Herkese eşit mesafede olan bir devlet mekanizması istiyor. Biz bu beklentinin sesi olacağız. Hep birlikte de sormaya, vatandaşın hakkını aramaya devam edeceğiz."

Kaynak: Haber Merkezi