CHP’li belediye başkanları, belediyelere yönelik operasyonlara karşı izlenecek yol haritasını belirlemek üzere CHP Genel Başkanı Özgür Özel başkanlığında Ankara’da toplandı. Beş ayrı oturumda yapılacak görüşmelerde siyasi ve hukuki adımlar ele alındı. . Özel, toplantının ardından alınan kararları kamuoyuna açıklayacak.
Parti genel merkezindeki toplantıda konuşan Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, "Melih Gökçek ve ailesini yargılamadan asla hukuktan bahsedemezsiniz! Verdiğimiz dosyalar ortada. Verdiğimiz dosyaların hepsi ortada. Alın bunları içeri. O da yetmedi, geçenlerde Danıştay’dan Melih Gökçek’in yargılanması için oybirliğiyle karar çıktı, hala belediyemize müfettiş falan gelmedi" dedi.
"Sayıştay denetimlerini ortadan kaldıran uygulamalar başladı"
Yavaş'ın konuşması şöyle:
Evet, 2019'da 11 belediye başkanı olarak seçildik ve meclislerde de, birçok mecliste de azdık. Dediler ki, 'Nasıl olsa bunlar yönetemezler, bunlar...' Topal ördek muamelesi çektiler bize. Ve 25 yıl sonra ilk defa iktidar oldular ve bizim ayağımızın tökezlemesini beklediler. Birçok engellemelerle karşılaştık.
Daha sonra 2024 geldi. Birdenbire bütün belediye başkanlarımız kendi oylarını artırarak, sayılarını artırarak tekrar seçildiler. Baktılar ki bir başka yönetim mümkün ve de 200'ün üzerinde olan sayımız 420'ye çıktı. Büyükşehir belediye sayımız da arttı.
Ve aradan biraz daha zaman geçti, Genel Başkan Yardımcımız bir anket yaptırdı. Bütün belediyelerdeki memnuniyet oranı yüzde 58'i geçtiği ortaya çıktı. Bu iktidar, iktidara gelmeden önce de yerel yönetimlerden, yaptıkları hizmetlerden dolayı iktidara geldiklerine inanıyorlardı. Yani bu yoldan geçmişlerdi. Baktılar ki eğer belediyeler bu şekilde başarılı olmaya devam ederse kaçınılmaz bir sonuç geliyor; iktidar değişecek.
Ne yapmaları lazım? Siyaseten yenemiyorlar. İlk önce 'Silkeleyin bunları' dediler. Halbuki 'silkeleyin' derken borçların birçoğu eski iktidar partisinin yönetiminden kalan borçlar olmasına rağmen bütün faturayı bize kesmeye başladılar. O da fayda etmedi. Bunun üzerine birdenbire 4483 sayılı kanunu, Sayıştay denetimlerini ortadan kaldıran uygulamalar başladı.
"Tutukluluk son derece istisna olması gereken bir şeydir"
Birdenbire operasyonlar, tutuklamalar ve bu şekilde belediye başkanlarımızı itibarsızlaştırma çalışmalarına başladılar. Bunu yaparken de baktılar tahliye olacak, bir tutuklama daha, bir tutuklama daha... O yetmedi, şimdi aileleriyle beraber gözaltına almalar ve Esenyurt Belediye Başkanımıza yapıldığı gibi ensesinden tutup itibarsız bir şekilde görüntüler vermek... Halbuki o belediye başkanı, o olaydan iki gün önce protokolde kaymakamdan sonra ikinci sıradaydı. Kimsenin belediye başkanlarımıza, seçilmişlerimize bu şekilde muamele etme hakkı yoktur.
Tutukluluk son derece istisna olması gereken bir şeydir. Evrensel hukukta böyledir. İnsanları tutuklarsınız, beraat ettiği zaman bunun telafisi asla mümkün değildir. Baştan tutukladığınız zaman suçlu muamelesi çekersiniz, masumiyet karinesini, evrensel hukuk kurallarını iptal edersiniz. Bu Anayasa'ya da aykırıdır, yasalara da aykırıdır.
Bu arada birçok yasaya aykırı uygulamalar görüyoruz. Delilden sanığa gitmek gerekirken, sanığı ellerine alıyorlar, '2019'dan sonraki bütün dosyaları bize gönderin' diyorlar. Niye 2019'dan sonra diyorsunuz? Cevap yok. Hatta ve hatta gelen müfettişlerin birçoğu -yeni seçilen arkadaşlar da görmüştür- 'Eskiyi boşver' derler, eskiyi mümkün olduğu kadar incelemek istemezler. Bunu hayatın her aşamasında, bütün belediyelerimizde görüyoruz. 'Eskiyi kovuşturmayın, ama şimdiki seçilen belediye başkanları için ne olur bir şeyler bulun...'
Biraz önce büyükşehir belediye başkanlarımıza sorduk hakkınızda ne soruşturmalar var diye. İnşallah onları bir gün Sayın Genel Başkanımız meclis kürsüsünden açıklar. Çok çok komik böyle soruşturmalar. En son bizimle ilgili olanı da biliyorsunuz. Hakkında hiçbir delil yok ama 'Yine de soruşturun' veya mülkiye müfettişi gidiyor, rapor veriyor Soylu döneminde, 'Belediye başkanının yaptığı bütün işlemlerde yanlış bir şey göremedik' diyor. 'Olsun' diyor, 'Yine de şu açıdan bir soruşturun' diye soruşturmaya izin veriliyor. Allah'tan, yine de yargıya güvenmekten başka çaremiz var? Yok. Yargıya başvuruyoruz, oralardan geri dönüyor.
"Makamı terk etmeye hazırız itibarımız için"
Sevgili arkadaşlar, bizim belediye başkanlarımızın, seçilmiş belediye başkanlarımızın itibarı, hepimizin itibarı, oturduğumuz makamların çok üstündedir. Bizim itibarımız çok çok önemlidir. Makamı terk etmeye hazırız itibarımız için. Belediye başkanlarımızın hiçbirisine... Elbette suç işleyen cezasını çeker, kimse suç işlemekte özgür değildir, mutlaka cezalandırılmalıdır. Ama suç işlemeyen birisine keyfi muamele ederseniz, onu itibarsızlaştırırsanız bunun adı hukuk falan değildir.
Yapılan bazı uygulamalar var. Kanunda açık hüküm var, kimseyi itiraf etmeye zorlayamazsınız. İtiraf etmeye zorlamak, tutuklulukla tehdit etmek insan haklarına aykırı, adeta bir işkencedir ve hukuk bunu yasaklamaktadır. Ve görüyorsunuz şimdi yargılamalarda, itiraf ettiği denilen insanların bir kısmı hepsi bunlardan vazgeçiyor.
Bugünler geri gelmeyecek. 200 kadar öğrenci geçenlerde tutuklandı, büyük çoğunluğu beraat etti. Sınavlarını kaçırdılar, aileleri illerinden arka arkaya geldiler. Ben şunu söylüyorum, bütün Türkiye bunu izlesin: Sevgili ülkem, kendi çocuğunuzun suçsuz yere bir gün de olsa cezaevinde kalmasını kabul eder misiniz?
"Melih Gökçek ve ailesini yargılamadan asla hukuktan bahsedemezsiniz"
Yargılayın, ama eşit şekilde yargılayın. Siz eşit yargılamadığınız için bugün bu toplantı yapılıyor. Geçen basın toplantısında açıkladım; siz bu ülkede Melih Gökçek ve ailesini yargılamadan asla hukuktan bahsedemezsiniz! Verdiğimiz dosyalar ortada. Verdiğimiz dosyaların hepsi ortada. Alın bunları içeri. O da yetmedi, geçenlerde Danıştay’dan Melih Gökçek’in yargılanması için oybirliğiyle karar çıktı, hala belediyemize müfettiş falan gelmedi.
Ve bazı dosyalar oluyor, buna inanın, gerçekten zaman aşımının dolmasını bekliyorlar eski dönemin. Evrakları verdiği zaman bizim belediye başkanımız, 'eski dönemi karıştırma' diyerek bunları incelemiyorlar. Bizim bir tek derdimiz var; eşit hukuk, eşit muamele, eşit yargılanmak. Ama biliyorlar ki bu belediye başkanlarını ne kadar engellersek engelleyelim bunun önüne geçemeyiz. Ve dolayısıyla her fırsatta itibarsızlaştırmak için her konuşmalarında belediyelerdeki yolsuzluklar... Yolsuzluk yapanın partisi olmaz, Allah belasını versin kim olursa olsun! Cumhuriyet Halk Partili de olsa hesabını verecek, AK Partililer de hesap verecek, Cumhur İttifakı'nın belediyeleri de hesap verecek.
Ama siz kalkıp da sadece ve sadece masumiyet karinesini iptal edip insanları tutuklarsanız, işte bugün bu toplantı yapılır. Biraz önce yaptığımız toplantıda hukuki mücadelemizi sürdürmemiz gerektiğini, bununla ilgili daha geniş bir platform oluşturmak gerektiğini konuştuk. Şöyle ki; kendilerine geçen belediye başkanları suçsuz! Dolayısıyla ya kendilerine geçecek, transfer olacak ya da hapse atıp Bursa'da olduğu gibi belediyeyi ele geçireceksiniz.
Bakın, unutmayın; bu ülke nereden nereye geldi? Sayın Cumhurbaşkanı 94'te seçildikten sonra, şu anda Ekrem Başkana yapılan suçlamaların çok daha ağırı Recep Tayyip Erdoğan hakkında yapıldı. Ama bir gün tutuklanmadı. Meclis'te de çoğunluğu azdı. Ama o günkü demokrasi anlayışı içerisinde 'İstanbul halkı bu yönde karar vermiş' deyip, mecliste muhalefetin çoğunluğu olmasına rağmen, AK Parti'nin, o günkü Refah Partisi'nin gösterdiği adayı seçtiler. O günkü olgunluk bugün yok. Bugün bir fırsat; Yeniden Refah Partili, Saadet Partili kim varsa transfer ediyorlar. Onlarda da neredeyse belediye kalmadı.
"Yerel demokrasi olmadan demokrasinin olması imkanı yok"
O zaman bu durum neyi gösteriyor? Demek ki yerel demokrasiye kast ediliyor. Yerel demokrasi olmadan demokrasinin olması imkanı yok. O zaman yerel demokraside bu şekilde mağdur olan bütün muhalefette olan siyasi partilerin yan yana gelerek ortak bir hukuk platformu oluşturmasının zorunluluğu vardır. Yan yana gelecekler. Artık bundan sonra yapılacak mitingler -bu tamamen benim görüşümdür, Sayın Genel Başkanımız da takdir eder- bundan sonra muhalefetin tüm unsurlarını yan yana getirmek suretiyle hukuka davet etmek, hukuksuzlukları halka şikayet etmek durumundayız.
Ve inşallah bunu başaracağız. Bir defa çalışan belediye başkanlarımızın başarısı, bu ülkenin çok daha güzel yönetilebileceği konusunda en güzel örnekleri sizler gösteriyorsunuz. Bu da demek ki, iktidar değişikliğinde tüm milletimizin memnun olduğu bir yönetimin meydana geleceğinin işaretidir. Hukukun üstün olduğu, hiçbir kimsenin sabah kapısı çalındığı zaman 'acaba bir şey mi var' diye merak etmeden kapıyı açacağı güzel günlerde buluşacağız inşallah. İktidara gelmemizin önünü hiç kimse kesemeyecek.
Ve dolayısıyla hepinize ben başarılar diliyorum. Sayın Genel Başkanım, inşallah bu toplantıdan umduğumuz sonucu alacağız ve artık inşallah hukukun üstünlüğü ülkemizde mutlaka ve mutlaka... Er geç mutlaka hakim kılınacak diyor, hepinize sevgi ve saygılarımı sunuyorum."



