Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, Yeni Yıl Grup Toplantısı'nda gündeme dair gelişmelere değindi. Ankara’da mülakat mağduru ve özel sektör öğretmenlerinin hak arama eylemine yönelik müdahaleye tepki gösteren Mahmut Arıkan şu ifadeleri kullandı.

"Emeklerin karşılığını alamıyorlar"

“Özel sektör öğretmenlerimiz Meclisimizin önüne geldiler, seslerini duyurmaya çalıştılar. Öncelikle öğretmenlerimize yapılan sert müdahaleyi şiddetle kınıyorum. O müdahaleyi yapmadan önce, o öğretmenlerimizi mutlaka dinlemeniz gerekirdi. Değerli öğretmenlerim, her ne kadar, iktidar sesinizi bastırmaya çalışsa da biz sizi duyuyoruz. Bakınız, geçen sene, ‘Büyük Öğretmen’ yürüyüşü yapıldı. Bu yürüyüşten sonra Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, ‘Tamam. İlgili bakanlıklar, dernekler, sendikalar olarak bir araya gelip konuşalım’ dedi. Ancak ne hikmetse 22 Temmuz günü başka bir karar ile bu toplantı iptal ediliyor. Sınıflarında ‘çalışırsanız başarırsınız’ diyen öğretmenlerimiz, bugün çalışıyorlar ancak emeklerinin karşılıklarını alamıyor. Bunun için Güvenpark'talar. Şunun çok iyi bilinmesini isterim; özel okul öğretmeni, özel sektör işçisi gibi görülüyor; Ancak yaptığı iş kamusal bir iştir. Öğretmenin emeği piyasaya terk edilirse, eğitimin niteliği de piyasaya terk edilmiş olur. Bunu aklı başında hiçbir yönetici kabul etmez.”

"Şirket isimlerini aşan bir mesele var"

“Orada da vahim bir tablo, çirkin detaylar var. Bir kez daha ifade ediyoruz: İşçinin, emekçinin hakkı, konkordato dosyalarının arasına sıkıştırılamaz. Burada artık şirket isimlerini aşan bir mesele vardır. Dün Doruk Madencilik. Bugün Özşen Madencilik. Yarın başka bir maden, başka bir fabrika, başka bir işletme… Sormak zorundayız: Bu ülkede işçinin hakkı, ancak bakanlar devreye girince mi ödenecek? Her alacak için yürüyüş mü yapılacak? Her maaş için açlık grevi mi başlayacak? 24 yılda kurmuş olduğunuz bu düzen adil değildir. Bizler, haklı mücadelelerinde, maden işçilerimizin yanındayız. Haklı mücadelelerinde özel sektör öğretmenlerimizin yanındayız. Hak ettikleri halde öğrencileriyle buluşamayan mülakat mağduru öğretmenlerimizin yanındayız. Hakkını alamayan emeklilerimizin yanındayız, emekli olmak için hak mücadelesi veren EMADDER’in yanındayız. Emeğin itibarını korumak için, devletin ciddiyetini de yeniden tesis etmek için, kamu malını korumak için buradayız. Bunun için çalışıyoruz. Ve inşallah muvaffak olacağız."

CHP Genel Merkezi önünde toplanan 74 il başkanından kurultay çağrısı
CHP Genel Merkezi önünde toplanan 74 il başkanından kurultay çağrısı
İçeriği Görüntüle

NATO Zirvesi eleştirisi

Arıkan, Türkiye'nin ev sahipliğinde 7-8 Temmuz'da Ankara'da düzenlenecek NATO Zirvesi'ne ilişkin de şunları söyledi:

“Zirve için güvenlik önlemleri alınıyor, muhtemel protesto gösterilerinin önüne geçilmeye çalışılıyor. Geçtiğimiz yıl Lahey'de yapılan NATO Zirvesi'nde ‘NATO için savunma harcamalarını artırma’ ödevi verilmişti. Silahlanmaya daha fazla kaynak ayrılması ve güvenliğin daha çok askeri kapasite üzerinden tanımlanması konusunda yeni hedefler ortaya konulmuştu. İşte tüm bu hedefler karşısında şu basit soruyu sormak zorundayız: Dünyanın ihtiyacı NATO'nun askeri kapasitesini artırması mıdır, yoksa daha fazla adalet, daha fazla diyalog, daha fazla barış mıdır? Dün Bosna'da, bugün Gazze'de katliam yapılırken, NATO barışa dair hangi adımları attı? NATO Türkiye'nin tarihsel ve kültürel olarak taraf olduğu hiçbir meselede ülkemizin yanında durmazken Türkiye'nin önceliği NATO için daha çok harcama yapmak mı olmalıdır? Yoksa Türkiye, ikiyüzlülüğüne ve çifte standardına defalarca tanık olduğu NATO'ya rağmen savaşları önleyecek yeni diplomatik mekanizmalar mı geliştirmelidir?" Şunu defalarca tecrübe ettik, NATO toplantılarında barıştan söz edenler, savaşları asla durdurmuyor. Demokrasiden söz edenler, hükümetlere, devletlere müdahalede hep sessiz kalıyor. İnsan haklarından söz edenler, Gazze’de akan kana hep gözlerini kapatıyor… Şimdi önümüzde iki seçenek var: Bir tarafta, güvenliği daha fazla silahlanmada arayan anlayış, diğer tarafta güvenliği adalette, uluslararası hukukta arayan anlayış. Biz Ankara’daki NATO zirvesinde bütün dünyaya ikinci yolun sesinin yükselmesini istiyoruz. Biz Ankara’da savaşların nasıl büyütüleceğinin değil, barışın nasıl inşa edileceğinin konuşulmasını istiyoruz. Haftalardır bu kürsüden çağrıda bulunduk. ‘Bu zirvede; Amerika ve İsrail’in yaptıklarının hesabını soracak hamleler yapın’ dedik. Sanki bunlar hiç denmemiş, sanki Amerika’nın suç dosyası hiç bilinmiyormuş gibi; sırf Trump gelecek diye, milyarlar harcayıp yeni havalimanı yaptılar. Yetmedi, bu havalimanını; dualarla açtılar. İşte siyonizm böyledir.”

Kaynak: Haber Merkezi