Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, Ankara'da NATO Zirvesi kapsamında yapılan hazırlıklara ilişkin, “NATO zirvesi için Başkent’in yaşamı askıya alınırken, bunun bedelini Ankaralılar ödüyor. Gündelik işlerde çalışanlar işe ulaşmakta zorlanıyor. İşçiler ücretsiz izin uygulamalarıyla karşı karşıya kalıyor. Esnaf müşteri kaybı yaşıyor. Başkent halkı kendi şehrinde ikinci plana itiliyor” dedi.

Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, Yeni Yol Partisi Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, gündemdeki konulara ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

"NATO kimin güvenliğini sağlıyor"

Arıkan, 7-8 Temmuz'da Ankara'da düzenlenecek NATO Zirvesi için yapılan hazırlıklara ilişkin, “İki günlük NATO Zirvesi için Ankara adeta olağanüstü hal koşullarına hazırlanıyor. Ankara'nın önemli bölümleri ‘kırmızı alan’ ilan ediliyor. Trafik akışı durduruluyor, bazı yollar tamamen kapatılıyor, NATO zirvesi için Başkent’in yaşamı askıya alınırken, bunun bedelini Ankaralılar ödüyor. Gündelik işlerde çalışanlar işe ulaşmakta zorlanıyor. İşçiler ücretsiz izin uygulamalarıyla karşı karşıya kalıyor. Esnaf müşteri kaybı yaşıyor. Başkent halkı kendi şehrinde ikinci plana itiliyor. Elbette kendi şehrinde zirve mağduriyeti yaşayan Ankaralılar soruyor: Bu NATO kimin güvenliğini sağlıyor? Ankara’nın mı? Türkiye’nin mi? Dünya barışının mı? Yoksa Epsteincı Siyonist sermayenin ve onların stratejik çıkarlarının mı” diye konuştu.

AK Parti'nin Sapanca kampı programı belli oldu
AK Parti'nin Sapanca kampı programı belli oldu
İçeriği Görüntüle

Arıkan, NATO'nun tarihine ilişkin ise şunları kaydetti:

“Bosna'da, Srebrenitsa'da yaşananlar hâlâ hafızalardadır. Irak'ın işgali sürecinde yaşanan katliamlar unutulmamıştır. Afganistan'da 20 yıl süren askeri operasyonlardan geriye büyük bir yıkım kalmıştır. Libya bugün hâlâ parçalanmış bir yapı içerisindedir. Suriye'de milyonlarca insan evinden yurdundan edilmiştir. Gazze'de yaşanan insanlık dramı devam etmektedir.

NATO; sözde insan haklarını, sözde güvenliği, ve sözde uluslararası hukuku savunmaktadır. Gerçekte ise NATO üyesi ülkelerin önemli bölümü Gazze’de katliam devam ederken İsrail’e siyasi ve askeri destek sağlamıştır. Bu yüzden NATO'yu yalnızca bir güvenlik örgütü olarak tanımlamak mümkün değildir. NATO aynı zamanda küresel sömürü sisteminin kolluk gücüdür.

"İktidar, NATO Zirvesi'ni bekledi"

Bu esnada, sırf Trump gelecek diye yeni havalimanı, yeni yollar yapılıyor, refüjler süsleniyor, kötü görüntüler brandalarla örtülüyor… İş o kadar büyüdü ki, zirve esnasında kamu hastanelerindeki, muayene süreleri 20 dakikaya çıkarılıyor… Ancak sadece zirve esnasında… Halbuki Ankara Tabip Odası, bunu yıllardır talep ediyordu… İktidar, insanımızı canından bezdiren değnekçileri toplamak için bile NATO zirvesini bekledi. Asıl ilginç olanı sırf Trump geçecek diye yol üzerindeki, eski binalar, ücretsiz boyanıyor… Adeta bir makyaj söz konusu. Allah aşkına soruyorum: Siz neyi saklamaya çalışıyorsunuz?

“Kırılgan bir mutabakat var”

Arıkan, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları sonrası “ateşkes” ve “barış” gündemine ilişkin, “Çok açık ve net. Amerika’nın ve İsrail’in ateşkesine güvenmiyoruz. Biz bunların ne kadar yalancı olduklarını defalarca gördük; Irak’ta, Libya’da, Afganistan’da, Gazze’de, Lübnan’da gördük. Şu an kırılgan bir mutabakat var. Ancak bu kırılganlığın sebebi, İran değildir. Bugün kalıcı bir barıştan söz etmek isteyen herkesin öncelikle şu gerçekle yüzleşmesi gerekir: Barışın önündeki en büyük engel İsrail'in mevcut politikalarıdır” dedi.

İktidara ve muhalefete seslenen Arıkan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Dünyaya adalet çağrısı yapan bir ülkenin, kendi içinde de adaletle yönetilmesi gerekir. Hepimiz biliyoruz ki, bu iktidarın, adaleti korunan bir seçimi kazanması mümkün değildir. Yine hepimiz biliyoruz ki bu ülkede sandığın ortadan kaldırılması da mümkün değildir. Buradan iktidara sesleniyoruz: Milletin iradesine güvenin. Hukuka güvenin. Devlet ile hükümeti birbirine karıştırmayın. Eleştiriyi düşmanlık olarak görmeyin. Türkiye'nin ihtiyacı daha fazla gerilim değil, daha fazla adalettir; daha fazla kutuplaşma değil, daha fazla kardeşliktir.

Kaynak: Haber Merkezi