TBMM Genel Kurulu’nda, Kürtçe'nin kamusal alandaki kullanımına ilişkin araştırma önergesi görüşüldü. DEM Parti tarafından verilen önerge, yapılan oylama sonucunda reddedildi.
TBMM Genel Kurulu, Meclis Başkanvekili Pervin Buldan başkanlığında toplandı. Genel Kurul gündeminde “varlık barışı” düzenlemeleri ile İstanbul Finans Merkezi bünyesindeki şirketlere yönelik vergi avantajları ve SGK borç yapılandırmasına ilişkin kanun teklifi de yer aldı.
Teklif görüşmelerinden önce siyasi partilerin grup önerileri ele alındı. Bu kapsamda DEM Parti tarafından Kürtçenin kamusal alanda kullanımının önündeki engellerin belirlenmesi amacıyla verilen Meclis araştırma önergesi oylamaya sunuldu.
Önerge, AK Parti, MHP ve İYİ Parti milletvekillerinin oylarıyla reddedildi.
DEM Parti’den “demokratik çözüm” vurgusu
Öneri üzerine söz alan Gülderen Varlı, Kürt sorununun demokratik çözümüne yönelik adımların, Kürt halkının yıllardır karşı karşıya kaldığı engellerin kaldırılmasını da beraberinde getireceğini savundu.
Varlı konuşmasında, Abdullah Öcalan’ın çağrısına atıfta bulunarak, farklılıkların eşit yaşam temelinde bir arada bulunmasının önemine değindi. Kürtçenin korunması ve geliştirilmesinin demokratik toplum ilkeleri ile kültürel çeşitliliğin sürdürülmesi açısından önemli olduğunu ifade etti.
"Komisyonun kurulmasını toplumsal barışa katkı sağlayacaktır"
Kürtçenin korunması ve geliştirilmesinin, demokratik toplum ilkeleri ile kültürel çeşitliliğin yaşatılması açısından en iyi yerde durduğunu ifade eden Varlı, "Bu nedenle komisyonun kurulması aynı zamanda toplumsal barışın güçlenmesine de katkı sağlayacaktır" diye konuştu.
Varlı, yıllardır her alanda dillerin ve kültürlerin eşitliği ilkesini koruduklarını ve hiçbir dilin bir diğerine karşı üstünlüğü bulunmadığını vurgulayarak, "Bizler yıllardır sokakta, okulda, fabrikalarda, tam da bu kürsüde dillerin, kültürlerin eşitliğini savunduk. Hiçbir dilin diğerinden üstün olmadığını, hiçbir çocuğun ana dilinden koparılmadığı, dillerin birbirini beslediği demokratik bir cumhuriyeti savunduk, bunu savunmaya da devam edeceğiz" dedi.
CHP'li Konuralp: Ana dili hak olarak görüyoruz
CHP Ankara Milletvekili Okan Konuralp, Cumhuriyet Halk Partisi'nin parti programında yer alan ilkelere dikkati çekerek, toplumsal sorunların çözüm adresinin eşit yurttaşlık temelinden geçtiğini ifade etti. Konuralp, şu ifadeleri kullandı:
"Parti programımızda vurgulandığı şekliyle demokratikleşme, toplumsal sorunların eşit yurttaşlık temelinde çözümü için elzemdir diyoruz ve yine, programımızda vurgulandığı üzere, ana dili bir hak olarak görüyor, tüm yurttaşlarımızın ana dilini öğrenme, kullanma ve geliştirme hakkının sağlanacağı, kimsenin kimliğinden dolayı ayrımcılığa uğramayacağı ve toplumsal olarak dışlanmayacağı, farklı kimliklerin, inançların ve kültürlerin özgürce var olabileceği bir Türkiye hedefi doğrultusunda mücadele ediyoruz."
"Annelerimizin dillerini ötekileştirilmeden korumalı"
Bu bağlamda, Türkçe, Kürtçe, Abhazca, Çerkezce, Gürcüce, Lazca, Ermenice, Rumca, Süryanice, Arapça, Boşnakça ve sayamadığım hangi dil varsa, annelerimiz rüyalarını hangi dilde görüyorsa, hangi dilde görmüşse, bizi hangi dilde sevmiş ve hangi dilde azarlamışsa işte o dilin ama daha da önemlisi başka annelerin dillerini de ötekileştirmeden, önemsizleştirmeden, değersizleştirmeden tüm dillerin varlığını sürdürmelerini sağlamak bir zorunluluktur. Çünkü dillerin kaybı yalnızca sosyokültürel, antropolojik bir sorun değildir, daha da ötesinde toplumsal mesafeleri büyüten bir sorundur. Dillerin kaybı aidiyet duygusunu zedeler, ortak yaşam iradesini aşındırır. Ana dil hakkının güvence altında olduğu toplumlarda ise bireyler ülkelerine daha güçlü bağlarla bağlanır, ortak geleceğe daha fazla inanır."
Çalışkan: AKP iktidarına kadar barış ve huzur içerisinde yaşanıyordu
Yeni Yol Grubu Hatay Milletvekili Necmettin Çalışkan, Türkiye'nin geçmişten bu yana barındırdığı farklı medeniyet ve kültürlerin bir arada yaşama kültürüne değinerek, "Bugün ülkemiz bir mozaik olarak Arap, Kürt, Türk, Laz, Çerkez her medeniyetten, her milletten, her kültürden insanların barış, huzur ve kardeşlik içerisinde yaşadığı bir ülke oldu AK Parti iktidarına kadar" dedi.
Son dönemde izlenen politikalarda toplumsal ayrışma noktalarının ve kimliksel farklılıkların siyasi birer araç olarak kullanıldığını ileri süren Çalışkan, "Ne yazık ki son dönemde bir seküler, dindar, Alevi, Sünni fay hatlarının ısrarla ne yazık ki üzerine gitmeyi belki de bir kazanç gördüler. Elbette seçim dönemlerinde politik manevralarla oy alma uğruna belki bazı şeyler kaşınabilir gibi görünüyor ama bu milletin geleceğini düşünmek zorundayız" diye konuştu.
Çalışkan, siyasetçilerin ve devlet yönetiminin günübirlik çıkarlar yerine ülkenin geleceğini planlaması gerektiğini dile getirerek, "Eğer bu ülkede yapacağınız politikalar bu milletin tarihi bağlarını koruyup gelecekte barış, huzur içerisinde yaşayacağı ortamı planlamadıktan sonra hiçbir anlamı yok" ifadelerini kullandı.




