Bu yıl 45’incisi düzenlenen İstanbul Film Festivali, İstanbul Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı’ndaki açılış töreniyle başladı. Gecede Sinema Onur Ödülü’nü Gianfranco Rosi ve Nilüfer Aydan aldı.
Onur Gözaydın’ın sunduğu gecede, festivalin bu yıl da İstanbul’un iki yakasında gerçekleştirileceği ve Türkiye’den ve dünyanın farklı ülkelerinden filmlerin izleyiciyle buluşacağı belirtildi. Gösterimlerin yanı sıra söyleşi, sunum ve atölyelerle zengin bir program hazırlandığı ifade edildi.
“Film Gibi Şehir” temasıyla başlayan ve 127 uzun metraj ve 13 kısa filmin yer alacağı festivalde, Uluslararası yarışma, kısa film yarışması ve “Yeni Bakışlar” bölümlerinde yarışacak filmlerin tanıtım videoları izleyiciyle paylaşıldı.
Gecede Sinema Onur Ödülleri, Yeşilçam’dan günümüze uzanan kariyeriyle tanınan ve Türk sinemasında sayısız filmde rol alan oyuncu Nilüfer Aydan ile İtalyan belgesel sinemacı Gianfranco Rosi’ye verildi.
Ödülünü Nur Sürer’in elinden alan Nilüfer Aydan, konuşmasında festivalin kendisi için özel bir anlam taşıdığını belirtti. Daha önce birçok kez festivale seyirci ve konuk olarak katıldığını hatırlatan Aydan, bu ödülün köklü geçmişi nedeniyle kendisi için ayrı bir değer taşıdığını söyledi.
Konuşmasında Mustafa Kemal Atatürk’ün “Yurtta sulh, cihanda sulh” sözünü hatırlatan Aydan, “El ele verelim, Türkiye için çalışalım” dedi. Aydan, Silivri’de tutuklu bulunan devlet adamları ve gazetecilere de değinerek, “Yargısız soruşturmasınlar, özgürlüklerine kavuşsunlar” ifadelerini kullandı.
Özgürlük ve adalet vurgusu yapan Aydan, konuşmasını “Özgürlük yaşasın. Özgür olalım, sevgiyle dolalım” sözleriyle tamamladı.
“Sacro GRA” ile Venedik Film Festivali’nde Altın Aslan, “Fire at Sea” (Denizdeki Ateş) ile Berlin Film Festivali’nde Altın Ayı kazanan Gianfranco Rosi ise konuşmasında İstanbul’la kurduğu kişisel bağı anlatarak, sinemayla ilişkisinin bu şehirde başladığını söyledi. Gençliğinde İstanbul’da yaşadığını belirten Rosi, 16 milimetre kamerayla çekim yapmayı burada öğrendiğini ve hikâye anlatma arzusunu ilk kez bu şehirde hissettiğini ifade etti.
İstanbul’u “karşılaşmaların ve hikâyelerin katmanlaştığı bir şehir” olarak tanımlayan Rosi, sinemada kurmaca ile belgesel arasında bir ayrım görmediğini vurguladı. Yönetmen, “Önce bir mekânla karşılaşırım, sonra o mekânda yaşayan insanlarla. Zamanla onlar filmlerimin kahramanlarına dönüşür” diyerek sinema anlayışını anlattı. Rosi’nin son filmi “Pompei: Below The Clouds” (Pompei: Bulutların Altında), Türkiye’de bir festival kapsamında prömiyer yapacak.
Bu yıl 45. yaşını kutlayan festivalin açılış töreni, festivalin farklı dönemlerine tanıklık etmiş isimleri bir araya getirdi. Festival direktörü Kerem Ayan ile daha önce direktörlük görevini üstlenmiş Hülya Uçansu ve Azize Tan sahnede birlikte yer aldı.
Törende ayrıca, İstanbul Film Festivali’nin kuruluşundan bu yana yaklaşık 40 yıl boyunca organizasyonun parçası olan Nuray Muştu’ya “Sinema Emek Ödülü” takdim edildi. Festivalin hafızasını taşıyan isimlerden biri olan Muştu’nun ödülü, uzun yıllara yayılan emeğin ve sürekliliğin simgesi olarak öne çıktı.
Açılış töreninin ardından, Isabel Coixet’in yönettiği, Alba Rohrwacher ve Elio Germano’nun başrollerini paylaştığı "Üç Veda" (Three Goodbyes) filmi gösterildi.
Festival, 19 Nisan’a kadar sürecek. Türkiye’den ve dünyadan nitelikli ve ödüllü filmleri, özel gösterimleri, yıldız oyuncuları ve usta yönetmenleri bir araya getiren festivalin kapsamlı seçkisi 127 uzun metrajlı ve 13 kısa filmden oluşuyor.
Festival kapsamında 11 gün boyunca gösterimlerin yanı sıra konuk yönetmen ve oyuncuların katılımıyla söyleşiler, özel gösterimler ve farklı etkinlikler düzenlenecek. Gösterimler Beyoğlu’nda Atlas 1948 ve Beyoğlu Sineması; Şişli’de CineWAM Premium, City’s Nişantaşı ve Kadıköy’de Kadıköy Sineması, Kadıköy Belediyesi Sinematek/Sinema Evi ile Paribu Cineverse Nautilus olmak üzere yedi salonda gerçekleştirilecek.


