İran’da ekonomik kriz ve siyasi taleplerle süren protestolar kapsamında gözaltına alınan İrfan Sultani, hakkında ortaya atılan idam iddialarıyla uluslararası gündemin merkezine yerleşti. İnsan hakları örgütleri ve bazı medya kuruluşlarının paylaştığı bilgiler ile İran makamlarının açıklamaları arasında ciddi farklılıklar bulunuyor.
26 yaşındaki İrfan Sultani’nin, Tahran’ın batısındaki Karaj bölgesine bağlı Fardis kentinde yaşadığı ve bir giyim mağazası işlettiği bildirildi. Ailesi, Sultani’nin 8 Ocak’ta (bazı kaynaklara göre 10 Ocak’ta) evine düzenlenen bir baskınla gözaltına alındığını açıkladı.
İddialara göre Sultani’nin gözaltına alınmasından dört gün sonra ailesine, ölüm cezasına çarptırıldığı ve infazın 14 Ocak’ta gerçekleştirileceği bilgisi verildi. Bu haberler kısa sürede uluslararası kamuoyunda geniş yankı uyandırdı.
İnsan hakları örgütleri, Sultani’ye avukatla görüşme ve karara itiraz etme hakkı tanınmadığını, ailesinin dava dosyasına erişemediğini öne sürdü. Ayrıca aileye, Sultani ile yalnızca kısa süreli bir görüşme izni verildiği iddia edildi. Norveç merkezli Hengaw İnsan Hakları Örgütü yetkilileri, ailenin süreç boyunca bilgi alamadığını ve belirsizlik yaşadığını ifade etti.
Gelişmelerin ardından ABD Başkanı Donald Trump, İran yönetimine protestocuların idam edilmemesi yönünde uyarılarda bulundu. Trump, yaptığı açıklamalarda İran’daki idam planlarının durdurulduğuna dair bilgiler aldığını söyledi.
İranlı yetkililer ise bu iddiaları reddetti. Dışişleri Bakanı Abbas Irakçi, protestocuların idam edilmesinin söz konusu olmadığını belirtirken, yargı makamları Sultani’nin hiçbir zaman idam cezası almadığını savundu. İranlı yetkililere göre Sultani, “ulusal güvenliğe karşı işbirliği” ve “rejim aleyhtarı propaganda” suçlamalarıyla yargılanıyor ve bu suçlar idam cezası öngörmüyor.
Sultani’nin halen Karaj’daki Merkezi Hapishane’de tutulduğu belirtilirken, infazın ertelendiği ya da tamamen durdurulduğuna ilişkin iddialara rağmen insan hakları örgütleri belirsizliğin sürdüğünü ifade ediyor. Ülkedeki internet erişimine yönelik kısıtlamalar nedeniyle, Sultani’nin durumu ve benzer davalara ilişkin sağlıklı bilgiye ulaşmanın zor olduğu aktarılıyor.




