İnsan Hakları Derneği (İHD), Gezi Parkı eylemlerinin 13. yıl dönümü nedeniyle yazılı bir açıklama yayımladı. Eylemlerin Türkiye'nin yakın dönem toplumsal hafızasında derin bir yer edindiğini vurgulayan dernek; kent hakkı, ifade özgürlüğü ve barışçıl gösteri hakkı gibi taleplerin altını çizdi. Açıklamada ayrıca, Gezi davası kapsamında tutuklu bulunan isimlerin derhal serbest bırakılması çağrısında bulunuldu.

Eski 221 CHP milletvekilinden 'mutlak butlan' itirazı
Eski 221 CHP milletvekilinden 'mutlak butlan' itirazı
İçeriği Görüntüle

"Gezi yalnızca bir çevre hareketi değil, tarihsel hafıza meselesidir"

Evrensel'den Eylem Nazlıer'in haberine göre yapılan açıklamada, Gezi Parkı eylemlerinin sadece bir parkın korunmasına yönelik çevreci bir tepki olmadığı; kent hakkı, barışçıl toplantı, gösteri hakkı ve çoğulcu yaşam talebinin ortak ifadesi olduğu aktarıldı. Bölgenin geçmişine de değinilen metinde, Gezi Parkı ve Taksim çevresinin bir dönem Surp Agop Ermeni Mezarlığı'nın bulunduğu bir alan olduğu hatırlatılarak şu ifadelere yer verildi:

"Bu mezarlığın tasfiye edilmesi ve alanın zaman içinde kışla, meydan, park projeleriyle yeniden düzenlenmesi; kent politikalarının yalnızca mekanı değil, hafızayı da dönüştüren ve çoğu zaman silen karakterini göstermektedir. Bu nedenle Gezi’yi savunmak, yalnızca ağaçları ya da kamusal bir yeşil alanı savunmak değil; halkların, inançların, kimliklerin ve kayıpların hafızasına da sahip çıkmaktır."

Hayatını kaybedenler anıldı

Açıklamada, eylemler sürecinde yaşamını yitiren Mehmet Ayvalıtaş, Abdullah Cömert, Ethem Sarısülük, Ali İsmail Korkmaz, Ahmet Atakan, Berkin Elvan, Mustafa Sarı, Medeni Yıldırım ve Hasan Ferit Gedik saygıyla anıldı. Süreç boyunca yaralanan, gözaltına alınan, kötü muameleye maruz kalan ve yargılanan tüm yurttaşların adalet taleplerinin desteklendiği ifade edildi.

"Verilen cezalar hukuk devleti ilkesine tahribat yarattı"

Gezi davasında yargılanan isimlere verilen cezalara da değinen İHD, Osman Kavala hakkında verilen ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile Can Atalay, Tayfun Kahraman, Çiğdem Mater ve Mine Özerden’e verilen 18’er yıllık hapis cezalarının kişi özgürlüğü, adil yargılanma hakkı ve yargı bağımsızlığı bakımından ağır tahribatlara yol açtığını savundu.

Dernek, toplantı ve gösteri hakkını kullanmanın, kent hakkını savunmanın ve demokratik itirazda bulunmanın bir suç olmadığını yineleyerek; Gezi'yi kriminalize eden yaklaşımlardan vazgeçilmesi ve cezaevindeki isimlerin serbest bırakılması talebiyle açıklamasını sonlandırdı.

Kaynak: Evrensel