Gazeteci ve YouTube yayıncısı Oya Lale Özan Arslan'ın hukuki sürecinde önemli bir gelişme yaşandı. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından sosyal medya ve YouTube'da yaptığı yayınlar ile paylaşımlar gerekçesiyle başlatılan soruşturma kapsamında gözaltına alınan ve evinde yapılan aramanın ardından sulh ceza hakimliğince tutuklanarak cezaevine gönderilen Arslan, 40 günlük tutukluluk süresinin ardından serbest bırakıldı.
Avukat Çağlar Çağlayan'dan açıklama
Tahliye haberini kamuoyuna duyuran avukat Çağlar Çağlayan, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda şu ifadeleri kullandı:
"Basın özgürlüğü için bu kötü günde iyi bir haber: 40 gündür gazetecilik faaliyetleri nedeniyle özgürlüğünden mahrum bırakılan müvekkilimiz Oya Lale Arslan hakkında tahliye kararı verildi. Oya Lale Arslan artık özgür. Gazetecilik suç değildir; basın özgürlüğünü ve adaleti savunmaya devam edeceğiz."
Soruşturma süreci ve Oya Lale Arslan'ın savunması
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın başlattığı soruşturma çerçevesinde emniyetteki işlemlerinin ardından mahkemeye sevk edilen Arslan, savcılık ifadesinde suçlamaları reddetmişti. Aktif bir basın kartının bulunmadığını, gazetecilik ve yayıncılık faaliyetlerini YouTube üzerinden yürüttüğünü belirten Arslan, içerikleri kendisinin hazırladığını ifade etmişti.
Yayınlardaki tartışmaların ve konukların ileri sürdüğü iddiaların spontane geliştiğini savunan Arslan, gündemdeki konuları yorumladığını ve kendisinin moderatörlük yaptığını kaydetmişti. "İktidarın seçim için kaos planı", "Büyük tehlike! Cemaat tarikat, TSK çocukları", "İncirlik'te neler oluyor" ve "Gözler 9 Temmuz'da – NATO’cular gidince neler olacak" gibi yayın başlıklarına değinen Arslan, temel amaçlarının kamuoyunu bilgilendirmek ve gündemdeki tartışmaları ele almak olduğunu, herhangi bir suç işleme kastının bulunmadığını savunmuştu.
FETÖ/PDY'yi bir terör örgütü olarak bildiğini ve eylemlerini kabul etmediğini belirten Arslan, yayınlarında dikkat çekmek amacıyla bazı ibareler kullandığını ifade etmişti. Evinde ele geçirilen Zaman Gazetesi'ne ilişkin bilgisi olmadığını belirten yayıncı, eşinin devlet memuru olduğunu, çocuklarının ise eğitim hayatını sürdürdüğünü vurgulayarak serbest bırakılmasını talep etmişti. Yargı sürecinin ilerleyen günlerde nasıl şekilleneceği merakla bekleniyor.





