Az uykunun sağlık üzerindeki olumsuz etkileri uzun süredir biliniyor. Ancak Columbia Üniversitesi araştırmacıları tarafından yürütülen kapsamlı yeni bir çalışma, tablonun sanılandan daha dengeli olabileceğini gösterdi.
Araştırmaya göre, çok az uyumak kadar fazla uyumak da vücuttaki neredeyse tüm organ sistemlerinde daha hızlı biyolojik yaşlanmayla ilişkilendirildi.
Yarım milyon kişinin yer aldığı UK Biobank verilerinden yararlanan araştırmada, makine öğrenimiyle “yaşlanma saatleri” olarak adlandırılan ölçüm araçları geliştirildi.
Yaşlanma saatleri neye göre ölçülüyor?
Yaşlanma saatleri, kişinin kronolojik yaşına kıyasla organlarının biyolojik olarak ne kadar hızlı yaşlandığını ölçmek için kullanılan araçlar olarak tanımlanıyor.
Bu ölçümler; kandaki proteinler, metabolik belirteçler ve tıbbi görüntüleme verileri gibi gözlemlenebilir verilere dayanıyor.
Mevcut yaşlanma saatlerinin çoğu vücudu genel olarak değerlendirirken, araştırma ekibi belirli organ sistemlerine özel saatler geliştirdi. Bu yaklaşımın daha ayrıntılı ve potansiyel olarak daha kullanışlı bir tablo sunduğu belirtildi.
Araştırma kapsamında 17 organ sistemini kapsayan 23 yaşlanma saati oluşturuldu.
Uyku değiştirilebilir bir faktör
Araştırmacılar, yaşlanma saatlerinin hastalık ve ölüm riskini tahmin edip edemediğinin ötesine geçerek, bu göstergelerin değiştirilebilir yaşam tarzı faktörleriyle bağlantılı olup olmadığını incelemek istedi.
Çalışmanın başyazarı, Columbia Üniversitesi Radyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Junhao Wen, yaşlanma saatlerinin hastalık ve ölüm riskini öngörme kapasitesinin ilgi çekici olduğunu belirtti. Wen, asıl dikkat çekici sorunun ise bu saatlerin yaşlanmayı yavaşlatmak için zamanında değiştirilebilecek bir yaşam tarzı faktörüyle bağlantılı olup olmadığını anlamak olduğunu ifade etti.
Bu kapsamda uyku süresi temel aday olarak ele alındı. Araştırmacılar, uykunun sağlık için merkezi bir rol oynadığını ve uyku süresinin kişiler arasında büyük farklılık gösterdiğini vurguladı.
Uykunun organ yaşlanmasıyla ilişkisi
Araştırmada, katılımcıların bildirdiği uyku süresi ile 23 yaşlanma saati arasındaki ilişki değerlendirildi. Sonuçlarda tutarlı bir örüntü ortaya çıktı.
Bulgular, daha fazla uykunun her zaman daha iyi ya da daha az uykunun her zaman daha kötü olduğu düz bir ilişkiye işaret etmedi. Bunun yerine U şeklinde bir tablo görüldü.
Uyku süresinin iki ucunda, yani çok az ve fazla uykuda, organ yaşlanmasının daha hızlı olduğu belirlendi. En yavaş biyolojik yaşlanma ise orta aralıkta gözlendi.
Araştırmada bu aralığın gecelik 6 ile 8 saat uyku arasında olduğu belirtildi. Gecelik 6 saatin altı ya da 8 saatin üzerindeki uyku sürelerinde, birçok organ sisteminde yaşlanma saatlerinin daha hızlı işlediği görüldü.
Araştırma, uyku süresinin organların daha hızlı yaşlanmasına doğrudan neden olduğunu kanıtlamıyor.
Uzmanlara göre çok az ya da çok fazla uyuyan kişilerde, hızlı yaşlanmayı tetikleyen altta yatan sağlık sorunları bulunabilir. Buna rağmen, neredeyse tüm organ sistemlerinde görülen tutarlı örüntü dikkat çekici bulundu.
Wen, çok az ve çok fazla uykunun neredeyse her organda daha hızlı yaşlanmayla ilişkili olduğunu belirtti.
Vücudun genelini etkileyebilir
Çalışmada uyku süresiyle bağlantılı hastalık ilişkilerinin geniş bir alana yayıldığı belirtildi.
Kısa uyku süresi; depresif dönemler ve anksiyete bozukluklarıyla anlamlı şekilde ilişkilendirildi. Bu bulgunun, uyku ve ruh sağlığı arasındaki mevcut araştırmalarla uyumlu olduğu ifade edildi.
Kısa uyku ayrıca obezite, tip 2 diyabet, hipertansiyon, iskemik kalp hastalığı ve kalp ritim bozukluklarıyla da ilişkilendirildi.
Araştırmacılar hem kısa hem de uzun uykuyu; kronik obstrüktif akciğer hastalığı, astım ve gastrit ile reflü gibi sindirim sistemi rahatsızlıklarıyla bağlantılı buldu.
Bu geniş ilişki alanı, uykunun yalnızca beyin sağlığıyla sınırlı olmadığını, vücuttaki birçok sistemle bağlantılı olabileceğini gösterdi.




