Gazeteci ve yazar Fatih Altaylı, kaleme aldığı son yazıda Galatasaray'daki idari ve teknik gelişmeleri değerlendirdi. Sarı-kırmızılı kulübün yönetim anlayışını eleştiren Altaylı, özellikle mevcut yönetim kadrosunun transfer faaliyetlerinde zorlandığını belirtti.
Galatasaray yönetiminde güven krizi iddiası
Fatih Altaylı, yazısında Galatasaray Başkanı Dursun Özbek ve çevresindeki isimlerin teknik direktör Okan Buruk'a olan inançlarının azaldığına dair çarpıcı ifadeler kullandı. Altaylı, yönetimin Buruk'a yönelik bu mesafeli duruşunun altında yatan temel sebepleri; geçmiş transfer dönemlerinde yapılan hatalar, mevcut kadro derinliğinin verimli kullanılamaması ve genç oyuncuların takıma kazandırılamaması olarak sıraladı.
Teknik kadro ve özel hayat vurgusu
Yazıda, sportif eleştirilerin ötesinde, teknik direktör Okan Buruk'un saha dışındaki yaşantısının da yönetim katında rahatsızlık yarattığı iddia edildi. Altaylı, takımın antrenman süreçleri ile teknik heyetin mesaisi arasında kopukluk yaşandığını savundu. Öte yandan Galatasaray, yaz transfer döneminde Lesley Ugochukwu transferini tamamlarken, Batrakov transferi için ise çalışmalarını sürdürüyor. Altaylı'ya göre, kulüpteki mevcut yönetim yapısı, bu transfer süreçlerinin yürütülmesinde önemli bir engel teşkil ediyor.
Altaylı'nın kendi internet sitesinde yayımladığı yazısında yer alan Galatasaray ve Türk futbolu kısmında şu ifadeler yer aldı:
"Galatasaray’da ne oluyor!
Olan basit.
Galatasaray kötü yönetiliyor.
Dursun Özbek zaten kötü ötesi bir yönetim kurarak kulübü tek başına yönetme isteğini ortaya koymuştu. Türkiye liginin transfer çıtasını yükselten ve imkansız denilen işleri başararak Galatasaray’ı dört yıl üst üste şampiyon yapacak kadronun temelini atan Erden Timur’u Sportif AŞ’den yönetim kuruluna almak yerine kulüpten yollayarak zaten “güçlü adam istemediğini” göstermişti.
Bugün Sportif AŞ’de olsun, kulüp yönetiminde olsun futbol aklına, transfer becerisine güvenebileceğiniz tek bir isim kalmadı. Abdullah Kavukçu dışında kamuoyu tarafından bilinen bir isim yok.
Ve kulüp içinden gelen bilgilere göre, başarısız ilk döneminde Dursun Özbek’in yakın çevresinde kim varsa, bugün de aynı kadro çevresinde toplanmış.
Kimler bunlar? Cenk Ergün, Serdar Güzelaydın ve Mehmet Özbek. Her ne kadar aksi iddia edilse de, camiada konuşulduğu kadarıyla, saydığım bu isimler kulüpte sık sık bir araya gelip Galatasaray ile ilgili başta transfer olmak üzere meseleleri ele alıyorlarmış ve kulübü fiilen onlar yönlendiriyormuş.
İddia: Başkanın ve yakın çevresinin Okan Buruk’a güveni son derece zayıflamış
Başkan’ın ve yakın çevresinin Okan Buruk’a güveni son derece zayıflamış. Gerek geçmiş transferlerde yaptırdığı hatalar gerek kadroya alınan futbolcuları iyi değerlendirememesi, pek çok yıldız ismi harcamış olması ve gençleri takıma monte edememesi gibi nedenlerle Okan Buruk’a güvenlerini yitirmişler. Okan’ın özel hayatı da yönetimi rahatsız eden bir başka unsur olmuş. Takım antrenmanlara başladığı sırada, oyuncular sahada terlerken, Okan Hoca’nın beach club’larda ter döküyor olması, kendisinden yaşça hayli genç bir hanımla birlikte olduğu iddiaları yönetimin çok da hoşuna gitmiyormuş.
Transfer konusunda ise saydığım bu isimlerin bir komite olarak hareket etmesi, transfer yapmayı neredeyse imkansız hale getirmiş.
Diğer yanda ise Abdullah Kavukçu ile Okan Buruk bir ekip oluşturmuşlar. Ancak Başkan bu ikilinin adım atmasına bile izin vermiyormuş. Etkisiz ve yetkisiz bir haldeymişler. Bu duruma çok içerleyen Okan Buruk, yönetimi taraftarın önüne atmak için uğraşıyormuş, kırmızı kartı bile bu nedenle gördü, diyorlar. Her iki taraf da kendisine yakın gazeteciler aracılığı ile haber sızdırarak karşı tarafı taraftarın gözünden düşürmeye çalışıyormuş.
Şimdi kulüp içinde herkesin çekindiği şey, genelde korku ile hareket eden Dursun Özbek’in eleştirilerden kurtulmak için lüzumsuz oyunculara büyük paralar vererek kendini kurtarmaya çalışacak olması.
Tribün lideri olarak anılan Sebahattin Şirin’in gözaltına alınması ise tribünlerde negatif bir etki yaratmak bir yana neredeyse mutluluk kaynağı olmuş. Şirin ve 50 kişilik ekibi son maça gelmeyince taraftar rahat bir nefes almış. “Yaratıcı işleri Üni grubu yapardı ve Şirin ile hiç alakaları yoktu. Şirin ve taifesi maçta görünmeyince herkes rahatladı” diyorlar ve “Evinde bulunan poundlar ne alaka! Acaba Liverpool maçının karaborsada satılan deplasman biletlerinin parası mı?” diye dalga geçiyorlar.
Açıkçası bu olan bitene çok da şaşırmıyorum.
Normalde olması gereken bu yıl bir teknik direktör değişikliği idi. Ancak 4 yıl şampiyon olan teknik direktörü, kendi ayrılmadıkça yollamak kolay değildir. Çünkü bu yılın gelişi geçen yıldan belli olmuştu. Takım şampiyonluğu 4 kez Fenerbahçe’ye ikram etti, Fenerbahçe ikramı geri çevirdi. Geçen yıl Talisca penaltıyı kaçırmasa büyük ihtimalle şampiyon Galatasaray olmayacaktı. Savunma sezon boyunca olumsuz sinyaller verdi. Orta sahada Mertens gittiğinden beri büyük delik var. Büyük bir oyuncu almıyorsan, oraya genç birini alıp geleceğe oynarsın, o da yok. Okan Buruk saçma sapan bir açıklama ile “Biz üst yapı takımıyız” diyor.
Barcelona, Real Madrid bile altyapısından oyuncu çıkarıyor, genç yetenek alıp takıma monte ediyor, sen Real Madrid’den daha mı üst yapı takımısın! Daha mı çok paran var!
Bir kişi de çıkıp “Sen ne saçmalıyorsun” demiyor, “Madem üst yapı takımısın o zaman Zaha’yı, Ziyech’i niye oynatamadın” diye sormuyor.
Oyuncularda da büyük bir doygunluk var. Osimhen dışında hâlâ başarıya aç biri görünmüyor. Okan ise kadro üzerinden oyuncu değişiklikleri üzerinden mesaj veriyor. Belli ki yönetimle teknik yönetim arasında ipler, ilişkiler kopmuş.
Üstüne bir de bu ekonomik koşullar nedeniyle sponsorluklar da büyük ihtimalle giderek azalacak.
Al başına belayı.
Haaa, tüm bunlara rağmen Galatasaray ligde yine şampiyon olabilir. Çünkü diğer takımlar da şahane yönetilmiyor.
Zaten bu, ligin düşen değerinden de belli.
Ama Şampiyonlar Ligi’nden gerçekten korkuyorum.
İnşallah rezil olmazlar!"
Bunun yanı sıra birkaç yıldır futboldan oldukça uzaklaştığını aktaran Altaylı, Süper Lig maçlarının yayınlandığı kuruluşa abone olmadığını, taraftarı olduğu Galatasaray'ın hangi takımlarla mücadele ettiğini, söyledi.
''Spor yazarlarına da inanmıyorum''
Spor yazarlarına da güveninin kalmadığını vurgulayan Altaylı, "Açıkçası spor yazarlarına da artık pek inanmıyorum. Her şey gibi orada da ciddi bir ahlaki çöküntü yaşanıyor. Pek çok yazar ya da muhabir kulüplerle, başkanlar ile kulüp yöneticileri ile ve hepsinden daha beteri menajerlerle pek de temiz sayılmayacak ilişkiler içindeler. Herkes birinin sesi olmuş, doğruyu değil, kendisine söyleneni ve yazması, anlatması istenileni yazıyor" sözleriyle yorumunu belirtti.
''Siyaset, futbola karışmaz
Herkesin sandığının aksine siyasetin futbola çok fazla bulaşmadığını ifade eden Altaylı, "Şu şampiyon olsun, bu şampiyon olsun demez. Ne gördüm, ne duydum, ne hissettim. Geçmiş dönemlerde de ama özellikle AK Parti döneminde “Devlet” ya da “İktidar” tüm kulüplere mümkün olduğunca destek verdi. Bazı Bakanlar Trabzonspor’a biraz daha fazla destek verdi ama tüm kulüpler desteklendi" sözlerini yazarak AK Parti'nin tüm takımlara destek verdiğini açıkladı.
Gün sonunda futboldaki kirliliği kulüp yönetimleri ve bahse bağlayan Altaylı, şunları kaydetti:
"Galatasaraylılar “Bu yıl Fenerbahçe’yi şampiyon yapacaklarına” inanıyor, Fenerbahçeliler ise “Bu yıl Trabzonspor’u şampiyon yapacaklar” diye düşünüyor.
Ama bu tezler ilk haftadan bence çöküyor. Fenerbahçe avantajı ele geçirip moral üstünlük sağlayabileceği ilk haftayı mağlubiyetle kapatıyor, üstelik de en az bir, belki iki penaltısı verilmeyerek. Keza Trabzonspor da Kasımpaşa’da iki puan bırakıyor.
“Galatasaray’a şampiyon olmama talimatı gitti. Bu yüzden transfer yapmıyor” saçmalığı da tutarsız. Şampiyon olmayacaksa bile en azından Avrupa’da başarılı olmak ve gelir elde etmek için transfer yapması gerekiyordu. Herhalde birinin kalkıp Galatasaray’a “Avrupa’da da başarılı olma sakın yoksa oyarız” diyecek hali yok."





