İstanbul Esenyurt'ta geçen temmuz ayında 20 yaşındaki Batuhan Bayındır ile 24 yaşındaki Yunus Emre Erzen’in yaşamını yitirdiği tekel bayisi saldırısına ilişkin açılan davanın ikinci duruşması Bakırköy 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Mahkeme, duruşmayı 12 Temmuz tarihine erteledi.

Duruşmada, suçluyu kayırma suçundan yargılanan tutuksuz sanıklardan Nimetullah Özer ve Vedat Erkin savunma yaptı Özer, ‘"Olay tarihinde Manisa’daydım. Olayın olduğu gece yeğenim Azat Özer beni aradı ve ‘Amca biz bir olaya karıştık bilgin olsun. İstanbul’a gelmen gerekiyor’ dedi. Ben de aracıma binerek 3 saatte vardım. Olayın ne olduğunu ve büyüklüğünü bilmiyordum. İstanbul’a gelince aileme ulaşamadım. Yakın dostum Hüsamettin Ahmetoğlu’nu aradım. Kardeşlerime ve yeğenime ulaşamadığımı söyledim. Hüsamettin Ahmetoğlu beni aradı ve Azat’ı sitede gördüğünü ve arabasına aldığını söyledi. Kardeşlerim hakkında bir şey söylemedi" dedi.

RTÜK, haber bültenlerine yaş sınırı getirecek RTÜK, haber bültenlerine yaş sınırı getirecek

Tutuksuz sanık Vedat Erkin de, "Benim olayla alakam yok. Arabamın olaya karıştığı belirtiliyor. Ben ve Erdal Adıyaman iş ortağıyız. Arabam Erdal Adıyaman’daydı. Olay yerinde yoktum" dedi.

Tanık Şentürk Erzen, "Emre benim yeğenim. Ben olayı görmedim. Olayın olduğu yer bizim evimize yakındı. Ben evde otururken mahallede bağırışlar oldu. Koştum olay yerine. Ben olayı bu şekilde öğrendim. Gittiğimde Batuhan ve Yunus Emre yerdeydi. Bu insanların bizden ne istedi? Çok basit bir meseleden bu olaylar çıktı" ifadelerini kullandı.

Yunus Emre Erzen’in babası Cantürk Erzen, "Önceki beyanlarımı tekrar ediyorum. Sanıklardan şikayetim devam etmektedir.’ dedi. Anne Solmaz Erzen, ‘Benim çocuğum bunu hakedecek ne yaptı?’ dedi. 

Avukat Kerim Bahadır Şeker, "Meşru müdafa söz konusu değildir. Haksız tahrik de söz konusu değildir. Sanıklarda tabanca olduğu görülüyor. Sanıkların en ağır şekilde cezalandırılmalarını istiyoruz. Geç gelen adalet, adalet değildir: dedi. Baba Cantürk Erzen de, "Sanıkların pasaportları arabada bulunmuş, ben merak ediyorum kaç kere yurtdışına gitmişler. İnsanlar kimliklerini taşımıyorlar, bu kişiler pasaport taşıyor" ifadelerini kullandı.

Sanık Tarık Özer, "Yaşananlardan dolayı çok pişmanım .Kesinlikle bir tasarlama söz konusu değil. Bir anda gelişen bir olaydı her şey Yunus Emre'nin silahı çekmesiyle oldu. Savunma iç güdüsü ile yaptım" dedi.

Sanık Murat Özer, ise "Emre'nin silah kullandığını kimse görmüyor. Ben zarar vermek istemedim.  Emre silahı eline aldıktan sonra şişeye vuruyorum. Emre'nin silahını yere tutmasaydım hepimizi öldürecekti" ifadelerini kullandı.

Sanıkların avukatlarından Ahmet Avşar ise şikayetin geri çekilmesi 11 ve 13 yaşındaki çocukların teklif edildiği iddialarına ilişkin haberimiz ve sosyal medyada çıkan haberler hakkında, "Çocuk verilmesi gibi şikayetten vazgeçilmesine ilişkin medyada birçok yazılar çıktı ve bunlar ispatlanamadi. Sosyal medyada müvekiller hakkında yazılar yazılmaktadır. Bunların hiçbiri doğru değildir algıya yönelik çalışmalardır. Bir tarafı şeytanlaştırılıyor bir taraf masumlaştırılıyor" dedi.

Mahkeme, tutuksuz sanıklar Erdal Adıyaman, Vedat Erkin, Ercan Topçu, Hüsamettin Ahmetoglu, Adem Kılıç,  hakkında imza kontrol tedbirlerinin sanıkların savunmalarının alınmış olması nedeniyle kaldırılmalarına, aynı sanıklar yönünde yurtdışı çıkış yasağının devamına karar verdi.

Tutuklu sanıkların tutukluluk halinin devamına karar verilirken duruşma 12 Temmuz tarihine ertelendi. Büyükçekmece Başsavcılığı gönderildiği belirtilen bir adet mermi çekirdeğinin akıbetinin bildirilmesine ve savcılık adli emanetince alınmış ise numarasının bildirilmesine karar verildi.

Kaynak: Cumhuriyet