Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Edirne’de Selimiye Camisi Şerifi'nin yeniden ibadete açılış törenine katıldı. Burada konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, ‘Terörsüz Türkiye’ hedefi kapsamında başlatılan sürece yönelik dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Erdoğan, “Terörün karanlık gölgesini önce ülkemizin, sonra bölgemizin üzerinden tamamen kaldırmak istiyoruz. Bu hedefe giden yolda şimdiye kadar çok önemli mesafe katettik. İnşallah tempomuzu biraz daha artıracağız” dedi.
Erdoğan’ın konuşmasından satırbaşları şöyle:
"Kıymetli hanımefendiler, sevgili genç kardeşlerim; sizleri en kalbi duygularımla, hasretle, muhabbetle selamlıyorum.
Bayram şairimiz Arif Nihat Asya'nın o muhteşem tarifiyle; minarelerinden en tatlı ezanların, dallarından güvercin huularının, çinilerinden sümbül kokularının geldiği Edirne'yi bugün bir kez daha hürmetle selamlıyorum. Görenlerin, bilenlerin, yolu bu şehre düşenlerin; 'Edirne öylesine bir şehirdir ki ne eşi vardır ne benzeri; toprağı misk, suyu kevserdir' dediği Edirne'mizde bulunmaktan, Edirneli vatandaşlarımla hasret gidermekten büyük bir memnuniyet duyuyorum.
Açılışları, hizmetleri, yatırımları vesile kılarak bizi bir kez daha buluşturan Cenab-ı Allah'a hamdolsun. Edirne'yi vatan yaparak sanat eserleriyle inci gibi işleyip donatan, yeni fetihleri hazırlayarak bizlere emanet eden atalarımızın ruhu şad olsun! Edirneli olmak kimliğini, Edirne aidiyetini kalbinin üstünde bir madalya gibi gururla taşıyan tüm kardeşlerime selam olsun. Sizlerin şahsında; Yahya Kemal'in Türk devletinin menşei olarak gördüğü başkentlerin anası Edirne'nin her ilçesinde, her mahallesinde yaşayan kardeşlerime selamlarımı, muhabbetlerimi gönderiyorum. Aşkınız için, ahde vefanız için, bize gösterdiğiniz bu teveccüh için her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Rabbim sizlerden razı olsun.
"Edirne'ye birbirinden güzel eserler kazandırmanın bahtiyarlığını yaşıyoruz"
Özellikle şunu biliniz ki; siz bu kardeşinizi nasıl seviyorsanız, bizim de gönlümüzde Edirne'nin özel bir yeri var. Bizim Edirne muhabbetimiz denizler gibidir; bizim Edirne'ye muhabbetimiz ırmaklar gibidir, Meriç gibidir, Tuna gibidir, özellikle Tunca gibidir. Bizim Edirne muhabbetimiz sıra dağlar gibidir. Muhabbetimiz; alperenlerin, akıncıların, çağ açıp çağ kapatan Fatihlerin, şehri bayındır kılan mimarların aşkıyla mayalanmıştır. Çünkü Edirne sıradan bir şehir değil; bir cihan imparatorluğunun rüyasını gören, İstanbul'un fethini müjdeleyen, her sokağı tarih kokan bir mekteptir. Edirne; Meriç'in huzuru, Tunca'nın zarafeti, Sarayiçi'nin ihtişamıdır. Edirne; meydanlarında asırlardır yankılanan dualardır, Kırkpınar'ın pehlivan nefesidir, Balkanlar'dan Anadolu'ya uzanan kardeşlik köprüsüdür. Edirne; asırlar boyunca Balkanlar'a açılan kapımız, fetihlerin karargahı, ilmin, sanatın ve mimarinin merkezidir.
İşte bugün tarihin huzurunda, ecdadın gölgesinde Edirne'ye; Osmanlı'nın kadim payitahtına, Balkanların mütevazi ama başı dik kapısına, sultanlar şehrine birbirinden güzel eserler kazandırmanın bahtiyarlığını yaşıyoruz.
Sevgili Edirneliler, çok değerli kardeşlerim; tören alanımıza gelmeden evvel Selimiye Camii'ndeydik. Selimiye; Mimar Sinan'ın yüksek sanat dehasının taşa, mermere, zamana ve mekana işlendiği muhteşem bir eserdir. Gökyüzüne uzanan o dört zarif minaresiyle bu toprakların ebedi yani Türk-İslam yurdu olduğunu gösteren tapu senedimizdir. Mimar Sinan'ın 'ustalık eserim' dediği Selimiye'yi bakınız merhum Arif Nihat Asya nasıl tarif ediyor:
'Selim'lerden kalma muhteşem miras, Sinan'lardan kalma şanlı hediye; Kuvvetin tuğrası, sanatın mührü, Kubbeler kubbesi bir Selimiye... Kükreyen, şahlanan, koşan, atılan O mutlu yiğitler, o mutlu iman; Sınırlar aşmayı kuşlardan değil, Öğrenirdi senin ezanlarından.'
"Şu anda karşımda 32 bin kişi var"
Şu anda karşımda muhteşem bir katılım var. Emniyetten aldım katılım rakamını. 'Ne kadar?' diye ne dersiniz? Neyse, ben emniyetten aldığımı söyleyeyim: 32.000 kişi şu anda karşımda!
Sadece Türk-İslam mimarisinin değil, aynı zamanda dünya mimarisinin de en estetik eserlerinden biri olan Selimiye Camii'ni aslına uygun şekilde restore ederek, hamdolsun bugün yeniden ibadete açtık. 4 yıl süren restorasyon sürecimiz, Selimiye'nin 450 yıllık mazisindeki en kapsamlı onarım çalışması oldu. Camimizin restorasyonu; seçkin isimlerin yer aldığı bilim kurulumuzun rehberliğinde, Vakıflar Genel Müdürlüğümüz tarafından yürütüldü. Kalem işlerinden taş dokusuna, iç mekân düzenlemelerinden çevre ihyasına kadar her adımda eserin aslına sadık kalınması esas alındı. Yapıya zarar veren eski çimentolu uygulamalar temizlenirken; ana kubbe, minareler ve statik sistemlerin tamamında güçlendirmeler yapıldı. Cümle kapısından müezzin mahfiline, mihrap çinilerinden ahşap doğramalarına kadar, tabiri caizse, dokunulmadık, restore edilmedik, temizlenmedik, güçlendirilmedik tek bir nokta dahi bırakmadık.
Balkan Savaşları sırasında Bulgar kuvvetlerinin ateşi sonucu gülle isabet eden ve cami cephesinde iz bırakan bölüme ise özellikle dokunmadık. Bu topraklarda verdiğimiz zorlu mücadelelerin canlı şahidi olarak o izi aynen muhafaza ettik. Yaklaşık 450 milyon liraya mal olan restorasyon çalışmasıyla Selimiye'ye, Allah'ın izniyle bir 100 sene daha kazandırdığımıza inanıyorum. Hayırlı, uğurlu olsun; emeği geçenleri tebrik ediyorum. Rabbim minarelerinden ezan-ı Muhammedîleri, kubbelerinden Kur'an-ı Kerim tilavetlerini eksik etmesin diyorum.
"2027 yılının sonuna doğru Edirne Sarayı'nın açılışını yapacağız"
Burada şu müjdeyi de vermek istiyorum: Şehrimizin bir diğer sembolü, 93 Harbi'nde infilak ettirilmek suretiyle yıkılan tarihi Edirne Sarayımızdı. Yıllarca ihmal edilen ve hayvanların otlak alanı olarak kullanılan Edirne Sarayı'nı ve bahçelerini inşallah yeniden ayağa kaldırıyoruz. Talimatım doğrultusunda Milli Saraylar Başkanlığımız çalışmalara başladı. Avrupa'nın en büyük ihya projesi ile inşallah 2027 yılının sonuna doğru Edirne Sarayı'nın açılışını yapacağız. Sarayın ihyasıyla inanıyorum ki Edirne yeni bir çehreye bürünecek, 150 yıl önceki ihtişamına yeniden kavuşacak.
"Yarın ne olacağını, nerede silahların patlayacağını kimse kestiremiyor"
Sevgili Edirneliler; bakın, biz şuna gönülden inanan, çok samimi olarak inanan bir kadroyuz: Türkiye'nin artık gereksiz tartışmalarla kaybedecek tek bir saniyesi yok. Bu aziz milletin heba edecek tek bir anı, boşa harcayacak tek bir günü yok. Etrafımızda olan bitenler muhalefetin gündeminde olmasa da inanıyorum ki sizler hadiseleri takip ediyorsunuz. Henüz bir kriz çözülmeden bakıyorsunuz ertesi gün yenisi başlıyor. Füze ve bomba seslerinin çocuk çığlıklarını bastırdığı günler yaşıyoruz. Yarın ne olacağını, nerede silahların patlayacağını kimse kestiremiyor. İşte görüyorsunuz; Rusya-Ukrayna savaşı bitmeden, şimdi bölgemiz İran'a yönelik saldırıların ağır ekonomik faturasını ödüyor. Gazze ve Lübnan'da siyonist katiller her türlü hukuki kuralı, ilkeyi ayaklar altına alarak kan dökmeye devam ediyor. Karadeniz'de sorunlar devam ederken Doğu Akdeniz'de yeni tezgahlar kurulduğunu, yeni oyunlar oynandığını görüyoruz. Bölgemiz ve dünyamız, belki de İkinci Dünya Savaşı sonrasındaki en kritik gelişmelere şahit oluyor.
"Tempomuzu biraz daha artıracağız"
İktidar ve Cumhur İttifakı olarak hem Türkiye'yi bu ateş çukurundan uzak tutmaya hem de hizmet ve eser siyasetimizi sürdürmeye çalışıyoruz. 'Terörsüz Türkiye' sürecimizle, ülkemizin yarım asırlık bir sorununu kalıcı biçimde çözmenin gayretindeyiz. Terörün karanlık gölgesini önce ülkemizin, sonra bölgemizin üzerinden tamamen kaldırmak istiyoruz. Bu hedefe giden yolda şimdiye kadar çok önemli mesafe katettik. İnşallah tempomuzu biraz daha artıracağız. Bizim tek bir derdimiz vardır, o da 86 milyonun huzuru ve güvenliğidir. Bizim tek bir hedefimiz vardır, o da Türkiye Yüzyılı'nın inşasıdır. Bizim tek bir arzumuz vardır, o da milletimizin duasına mazhar olmaktır.
Erdoğan'dan CHP'ye tepki: Siz milletvekili misiniz yoksa militan mısınız?
23 yıldır hep Hakk'ın rızasını umarak halkımız için çalıştık, çabaladık, ter döktük, mücadele ettik. Türkiye'yi ilklerle tanıştırdık. Türkiye'yi Devler Ligi'ndeki bir ülke konumuna yükselttik. Bütün engellere, bütün engellemelere rağmen iç politikada, dış politikada ve demokratikleşmede kelimenin tam anlamıyla devrim yaptık. İnşallah daha fazlasını yapacağız; millet olarak hep birlikte çok daha güzel günler göreceğiz. Kayıkçı kavgalarının asla tarafı olmayacak, 86 milyon için eser üretmeye, hizmet üretmeye devam edeceğiz. Şunun burada altını çizerek ifade ediyorum: Biz başkalarıyla değil, kendimizle yarışıyoruz. Biz başkalarının iç meseleleriyle değil, milletin sıkıntılarıyla ilgileniyoruz.
Buna rağmen haberlere baktıkça Türk siyaseti adına, bu ülkenin ana muhalefeti adına inanın biz üzülüyoruz. Millet işi gücü bıraktı, aksiyon filmi izler gibi her gün CHP'yi izliyor. Siyasi parti değil, sanki dövüş kulübü! Herkes bir başkasına yumruk atmanın, bir başkasına çelme takmanın, tuzak kurmanın peşinde. Herkes bir ucundan tutmuş, Gazi Mustafa Kemal'in partisini oradan buraya çekiştiriyor. Hatta bazıları çıkmış, sırf kaybettikleri koltuklarını korumak için topyekün ayaklanmaktan bahsediyor. Hırsları boylarını aşan bu şahsiyetlere sormak lazım: Hayırdır, siz milletvekili misiniz yoksa militan mısınız?
Ne zamandan beri anarşi muhalefetin politika aracı haline geldi? Ne zamandan beri sokakları karıştırmak siyaset oldu, hak arama oldu? Kimse kusura bakmasın; hangi bahane ile olursa olsun, bu aziz milletin huzuruna kastedilmesine AK Parti olarak biz müsaade etmeyiz!"




