Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Karayolları Genel Müdürlüğü Otuz Bininci Kilometre Bölünmüş Yol Hizmete Alma Töreni'nde konuştu.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in Silivri’de yaptığı açıklamada TRT ve Anadolu Ajansı mikrofonunu eline alarak, “Kimse helallik istemesin, kimseye hakkımızı helal etmiyoruz” sözlerine tepki gösteren Erdoğan, "Ortaya saçılan onca pislikten sonra biraz olsun yüzleri kızaracağına, bir de çıkıp yargı mensuplarına, belediye başkanlarımıza hakaret ediyor, kameralar önünde mikrofon tokatlıyorlar" dedi.

"Bölünmüş yol uzunluğunu 30 bin 49 kilometreye çıkardık"

Erdoğan'ın konuşmasından öne çıkanlar şöyle:

Ulaştırma Bakanlığımızın ve Karayolları Genel Müdürlüğümüzün tüm mensuplarını, geçmiş dönemlerde teşrikimesai yaptığımız ulaştırma bakanlarımızı ve 30 bin 49 kilometre uzunluğa ulaşan bu bölünmüş yollar için emeği geçen herkesi tebrik ediyorum.

En doğusundan en batısına, en kuzeyinden en güneyine; her karışı şehit kanlarıyla sulanmış bu vatana aşkla hizmet etmenin çabasındayız. Türkiye’nin direksiyonuna geçtiğimiz 2002 yılından bu yana ülkemizi her alanda ileri taşıdık. Eğitimden sağlığa, teknolojiden savunma sanayine kadar birçok alanda başarıdan başarıya koştuk. Başkalarıyla değil, her zaman kendimizle yarıştık; hep daha iyisini, daha güzelini ve daha ileriyi hedefledik.

Özgür Özel'den Özlem Çerçioğlu'na: ‘İnsan içine çıkamayacak halde’
Özgür Özel'den Özlem Çerçioğlu'na: ‘İnsan içine çıkamayacak halde’
İçeriği Görüntüle

Eski Türkiye’yi bilen herkes bugün şu gerçeği kabul etmektedir: İktidarlarımız döneminde Türkiye bir başarı hikâyesi yazmış, çağ atlamıştır. Bu dönüşümün en önemli alanlarının başında ise ulaştırma gelmektedir. Kara, hava ve deniz yollarında bir yandan altyapıyı güçlendirirken, diğer yandan yolcu ve taşıma kapasitesini en üst seviyelere çıkardık.

Biliyorsunuz, 10 gün önce Ankara’da Esenboğa Havalimanı’nın üçüncü pisti ile yeni kule ve tamamlayıcı tesislerinin açılışını gerçekleştirdik. İstanbul Havalimanı ise dünyanın en gözde havalimanlarından biri olarak küresel bir marka haline geldi. Deniz ulaşımında daha önce hayal dahi edilemeyen projeleri hayata geçirdik. Karayolu ulaşımında ise adeta bir destan yazdık.

Göreve geldiğimizde bölünmüş yol uzunluğumuz sadece 6 bin 101 kilometreydi. Yalnızca 6 ilimiz bölünmüş yollarla birbirine bağlıydı. Tek gidiş-gelişli yollarda milletimizin ömrü tükeniyordu. Türkiye’ye ve milletimize yakışmayan bu tabloyu değiştirdik. Hiç vakit kaybetmeden çalışmalara başladık ve 23 yılda, bölünmüş yollarla birbirine bağlanan il sayısını 77’ye; bölünmüş yol uzunluğunu ise 30 bin 49 kilometreye çıkardık.

Muhalefete bölünmüş yol tepkisi

İşte bugün de bölünmüş yollarımızın 31 kilometresinin kurdelesini sizlerle birlikte kesmenin heyecanı içindeyiz. Değerli kardeşlerim, çok kıymetli misafirler;

23 yıldır bu ülkeye hizmet eden bir siyasetçi olarak içimi yakan bir hususu bugün sizlerle paylaşmak istiyorum. Burayı özellikle genç arkadaşlarımın ve ekranları başında bizleri takip eden aziz milletimin çok iyi dinlemesini rica ediyorum.

Biz ülkemizdeki muhalefete zaman zaman “takoz” benzetmesi yaptığımızda, hemen birileri alınıyor ve bundan rahatsız oluyor. Oysa biz bu ifadeyi kimseyi kötülemek, hakaret etmek, rencide ya da tahrik etmek amacıyla asla kullanmıyoruz. Tam tersine, yalnızca bir durum tespitinde bulunuyoruz.

23 yıldır ülke ve millet hayrına yaptığımız her işin önüne engel koymaya çalıştıkları için bu benzetmeyi yapıyoruz. Burada anlatmak istediğimiz; ülkemiz muhalefetine hâkim olan, geri kalmış bir zihniyeti ve çarpık bir anlayışı tarif etmektir.

Bakınız değerli dostlar; bölünmüş yol projesini ilk açıkladığımızda, bu zihniyetle çok acı bir şekilde yüz yüze geldik. Yapılan her hizmeti karalamayı, her işe bir kulp takmayı maharet sayan, hizmet ve eser düşmanı bir muhalefet hemen karşımıza dikildi. Bize demediklerini bırakmadılar.

Çıktılar, “Bu yollar çabucak bozulur, milletin kaynağını israf ediyorsunuz” dediler. “Kendilerine yakın müteahhitleri zengin ediyorlar” dediler. “Petrol ofisine hizmet ediyorlar” dediler. “Bölünmüş yola ne lüzum var, mevcut yolları koruyun yeter” dediler.

Hatta öyle bir noktaya geldiler ki, muvazeneyi tamamen yitirip, “Bunların bilinçaltında milleti bölmek var, onun için ‘bölünmüş yol’ adını kullanıyorlar” diye köşe yazıları yazdılar. O günleri hatırlayanlar çok iyi bilir. Sırf iş yaptığımız için atmadıkları iftira, vermedikleri soru önergesi kalmadı.

Meclis tutanaklarını açıp baksanız, muhalefetin bölünmüş yol projesi hakkında neler söylediğini, hangi akla ziyan cümleleri kurduğunu, hangi temelsiz argümanlarla bu projeyi kötülemeye çalıştığını siz de görürsünüz.

Şunu özellikle ifade etmek isterim ki; eğer biz bunlara kulak asmış olsaydık, bugün burada olamazdık. Türkiye’ye hepimizin göğsünü kabartan bu manzarayı yaşatamazdık. Ancak biz, tek yaptığı engel olmak, karalamak ve çamur atmak olan bu vizyonsuzlar korosuna aldırmadık.

Sadece milletimizi dinledik, sadece milletimize hizmet etmeye odaklandık ve bölünmüş yol projemizi başlattık. Israrla sürdürdüğümüz bu projede hamdolsun 30 bin kilometreyi aştık.

Ne dedik? “Yol medeniyettir” diyerek yeni yollar yaptık. Güvenli, rahat ve hızlı ulaşımın önünü açtık.
“Yol ver dağlar yol ver bana, yollar seni gide gide usandım” diye türküler yakan milletimizin, yol çilesi çektiği o kötü günleri tarihin tozlu raflarına kaldırdık.

Rüşvetin, talanın ve yağmanın yolunu açmaya çalışanlara; irtikapla, ihaleyle milletin kaynaklarını peşkeş çekmeye çalışanlara; “ne kadar yol yaparsanız trafik o kadar sıkışır” diyen çapsızlara; milletin parasıyla tropik adalarda sefa süren jet sosyeteye rağmen, ülkemizin dört bir yanını bölünmüş yollarla biz donattık.

Geçilmez denilen tepeleri, aşılmaz denilen dağları ve vadileri geçerek milletimizin yolunu açtık. 86 milyon vatandaşımızla sırt sırta vererek kelimenin tam anlamıyla bir “yol destanı” yazdık. Milletimiz bize destek oldu, en zor zamanlarımızda yalnız bırakmadı. Biz de milletimize şükran borcumuzu işte böyle ödedik ve ödemeye devam ediyoruz.

Bize inanan, güvenen ve istikbalini bize teslim eden milletimize bugün bir kez daha teşekkür ediyorum. Bu aziz milletimize mahcup etmeyen Cenabı Allah’a hamd ediyor, Rabbim ömür verdikçe “Durmak yok, yola devam” diyorum.

"30 bin kilometreyi aşmanın gururunu yaşıyoruz"

Şunu altını çizerek ifade etmek isterim: 23 sene önce 6.101 kilometre ile başladığımızda, bizi hayal kurmakla itham edenler oldu. Sadece 8 yılda bu rakamı 15.000 kilometreye çıkardık. Bugün ise 30.000 kilometreyi aşmanın gururunu yaşıyoruz. İnşallah yarın milletimize yeni müjdeler verebileceğimiz günler gelecek. Allah’ın izniyle, bu tekerlek tümsekte kalmayacak, yolda kalmayacak.

Türkiye’yi yeni yollar ve yatırımlarla büyütmeye devam edeceğiz. Bizimle ana muhalefet arasındaki en temel fark da budur: Onlar iş yapmaktan, eser üretmekten aciz; millete ufuk çizmekten, vizyon kazandırmaktan aciz; taş üstüne taş koymaktan aciz. Para kuleleri, baklava kutuları, rüşvet şartları dışında eser diye gösterecek hiçbir icraatları yok.

"Kameralar önünde mikrofon tokatlıyorlar"

Sizler de görüyorsunuz; belediyeler üzerinden bir “Deli Dumrul” düzeni kurup önlerine geleni haraca bağlamışlar. Belediyeye işe düşenin adeta iliklerini kurutmuşlar, yola, köprüye, kavşağa, metroya, otobüse harcanması gereken kaynakları iç edip orada burada keyif sürmüşler. Ortaya saçılan onca pislikten sonra biraz olsun yüzleri kızaracağına, bir de çıkıp yargı mensuplarına, belediye başkanlarımıza hakaret ediyor, kameralar önünde mikrofon tokatlıyorlar.

Kimse kusura bakmasın, cazgırlık yaparak suç bastırmaya çalışmak, hukukun işlemesine ve mahkemelerin Türk milleti adına hesap sormasına engel olamaz. Konu artık yargıya intikal etmiş, suçluyu masumdan ayıracak mahkeme süreçleri başlamıştır. Bağımsız ve tarafsız Türk yargısının, deliler dışında en isabetli kararı vereceğine inanıyoruz.

Her gün çirkin ifadelerle, sorumsuz cümlelerle mahkemeler üzerinde baskı kurmaya çalışmak; ancak yargı süreçlerinden ürkenlerin başvuracağı bir yöntemdir. Çiğ süt içmediyseniz, bu karın ağrısı niye? Yolsuzluk yapmadıysanız, rüşvet almadıysanız, adaletten niçin tedirgin oluyorsunuz? Kendinize güveniniz tam ise, arınmak sözcüğü sizi neden rahatsız ediyor? Milletimizi saf yerine koymaktan artık vazgeçin. Kimin ne yaptığını, ne yapmaya çalıştığını milletimiz çok iyi görüyor.

Biz de onların oyunlarını biliyoruz ve giderek daha fazla paniklemelerinin sebebini tahmin edebiliyoruz. Varsın onlar tehditler savunsun, öfke nöbetleri geçirsin. Biz bugün burada olduğu gibi eserlerimizle konuşmayı sürdüreceğiz. Siyasette nefretin, öfkenin ve gerilimin diline asla teslim olmayacağız. İşimize bakacağız, Türkiye’yi 100. yıl hedefine taşımaya çalışacağız.

Kaynak: Haber Merkezi