Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kırgızistan dönüşünde uçakta gazetecilere yaptığı değerlendirmede, “Terörsüz Türkiye” sürecine ilişkin açıklamalarda bulundu. Erdoğan, yürütülen sürecin bir zaman çizelgesine bağlanmasının mümkün olmadığını belirterek Türkiye Büyük Millet Meclisinde oluşan mutabakata dikkat çekti. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz başkanlığındaki takip kurulunun çalışmalarına başladığını aktaran Erdoğan, sürecin devlet ciddiyetiyle yürütüldüğünü söyledi.
“Bu işi zamanlamak mümkün değil”
Erdoğan, “Terörsüz Türkiye” sürecinin bir takvim meselesinden çok hedef meselesi olarak ele alındığını belirterek şöyle konuştu:
“Bu tür olaylarda zaman vermek, yani bir takvim ortaya koymak, bu işi zamanlamak mümkün değil. 'Terörsüz Türkiye' sürecini bir takvim meselesinden öte bir hedef meselesi olarak görüyoruz. Olaya böyle bakacağız. Elbette devlet olarak bizim bir yol haritamız var, bir planımız, bir takvimlendirmemiz var. Sürece dair ilgili kurumlarımız şu anda eş güdüm içinde çalışıyor.
Bugün geldiğimiz noktada Meclisimizin ortaya koyduğu güçlü mutabakat önemlidir, çok kıymetlidir. Cumhurbaşkanı Yardımcımız Cevdet Yılmaz başkanlığında oluşturulan takip kurulu atılacak adımları, yasada tanımlanan görevler çerçevesinde planlamaya başlamıştır.
Yasanın uygulanmaya başlanması için ise örgütün fiilen silah bırakması ve tasfiye olması gerekir. Bu konuda tespit ve teyitlerin nasıl yapılacağı ise bellidir. Süreç adım adım ilerlemektedir.
Süreç, bütün her şeyiyle dar kalıplara hapsedilmemiştir. Bu yönde de bir rahatlık söz konusudur. Meseleye devlet ciddiyetiyle yaklaşıyor ve adımlarımızı da buna göre atıyoruz.
Milletimiz de 'Terörsüz Türkiye'ye desteğini ortaya koymuştur. Böylesi provokasyona açık süreçlerin çok uzamaması gerekir. Bu noktada Meclis Başkanımız da dahil olmak üzere Grup Başkanlarımız her türlü hassasiyeti gösteriyor ve yola da bu kararlılık içerisinde devam ediyoruz.”
“Toplumsal bütünleşmeye hizmet etmeyen her söylem kaosa katkı sağlar”
Erdoğan, sürecin geniş bir çerçeveden ele alındığını ifade ederek toplumsal bütünleşmeye ilişkin şu değerlendirmeyi yaptı:
“Biz meseleye dar çerçeveden bakamayız. Samimi olacağız. Sorumlu olacağız. Sağduyulu olacağız, Kardeşliğimizi koruyacağız, en geniş perspektiften konuya yaklaşıyor ve hedefe de böylece odaklanıyoruz.
Milletin kardeşliğini zedeleyen, toplumsal bütünleşmeyi yaralayan, terörün geçmişte oluşturduğu fay hatlarını yeniden harekete geçirme riski olan yaklaşımları hoş göremeyiz.
Siyasi kimlik taşıyan bazı kimselerin birtakım ölçüsüz söylemleri olabilir. Bunu, süreci enfekte etmek için yapanlar da çıkabilir. Bilinsin ki; toplumsal bütünleşmeye hizmet etmeyen her söylem, kaosa katkı sağlar, başka herhangi bir işe yaramaz.
Açıkçası, milletimizin bu tür tahriklere karşı ben bir direnç geliştirdiğini düşünüyorum. Bu süreci millet mayalamıştır ve maya da tutmuştur.
İç cepheyi güçlendirmek, farklılıkları yok etmek değildir. Bunu boşuna söylemedik. İç cepheyi güçlendireceğiz. Farklılıklarımızla birlikte Türkiye paydasında kenetleneceğiz. Biz buna 'Büyük Türkiye Mutabakatı' diyoruz. Bunu unutmayalım.
Biz menzile ulaşmak için ne yaptığımızı bilerek bu yolda ilerliyoruz.”




