Tutuklu İBB Başkanı ve CHP'nin Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu, "Sırf beni tecrit etmek maksadıyla, avukatların tutuklu müvekkillerini ziyaret etmesini zorlaştıracak düzenlemeler getirmeye çalışıyorlar. ‘Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ dedikleri bu rejimde; bakanlar, devletin ve milletin değil, sadece bir şahsın bakanı konumundalar. İşte bu ‘bir şahsın adalet bakanı’, beni ve arkadaşlarımı yargılama müsameresinde her türlü figüranlığı bizzat üstlenmiş durumda" dedi.
Mart 2025'te gözaltına alınmasının ardından görevinden uzaklaştırılan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı (İBB) Başkanı ve Cumhuriyet Halk Partisi'nin (CHP) cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu, İzmit'te düzenlenen "Millet İradesine Sahip Çıkıyor" mitingine bir mektup gönderdi.
"İktidar kibir ve hırsa yenik düştü"
Mektubunda, iktidarın milletten uzaklaştığını, kibir ve hırsa yenik düştüğünü söyleyen İmamoğlu, "Vicdanlarını, adalet duygularını tamamen kaybettiler. Onlar, artık ülkenin sorunlarını çözmek için ‘iş başında’ değiller; onlar, sadece ‘iş peşindeler’. Koltuklarını korumak için, kirli ve karanlık işler peşindeler" dedi.
İktidarın demokratik koşullar altında asla seçim kazanamayacağını bildiğine söyleyen İmamoğlu, "Milletin iradesini baskı altına alarak, zorbalıkla istediklerini elde etmeye uğraşıyorlar. Demokrasi tarihimizde, rakibiyle adil bir seçim yarışına girmekten bu kadar çok korkan başka bir siyasetçi yoktur. Rakibini saf dışı etmek için, devletin tüm imkanlarını bu kadar çok istismar eden başka bir yöneticiyi görmedi bu ülke" diye konuştu.
Sosyal medya hesaplarını, sesini, görüntüsünü yasaklayanların yeni Adalet Bakanı eliyle kendisini zindanda tecrit etme hesaplarında olduğunu savunan İmamoğlu, "Sırf beni tecrit etmek maksadıyla, avukatların tutuklu müvekkillerini ziyaret etmesini zorlaştıracak düzenlemeler getirmeye çalışıyorlar. ‘Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ dedikleri bu rejimde; bakanlar, devletin ve milletin değil, sadece bir şahsın bakanı konumundalar. İşte bu ‘bir şahsın adalet bakanı’, beni ve arkadaşlarımı yargılama müsameresinde her türlü figüranlığı bizzat üstlenmiş durumda" ifadelerini kullandı.
İmamoğlu, mektubunda şunları söyledi:
"Güzel Kocaeli’nin, koca yürekli, güzel insanları… Kıymetli hanımefendiler, saygıdeğer beyefendiler, yiğit gençler, güler yüzlü çocuklar… Her birinizi saygıyla, sevgiyle, hasretle selamlıyorum, gönülden kucaklıyorum. Bugün bir arada olmamıza vesilen olan, örgütümüzün güçlü iradesini temsil eden kıymetli il başkanım Erdem Arcan’a teşekkür ediyorum. Ramazan ayımız mübarek olsun. Ramazan’ın ruhumuzu sevgi, sabır ve hoşgörüyle doldurmasını temenni ediyorum. Evlerinize, işlerinize bereket getirmesini diliyorum. Maalesef ülkemizin dört bir yanında herkes bereketsizlikten şikayetçi. Az kazanan da çok kazanan da o eski bereketli günleri arıyor. Enerjisi tükenmiş, millete saygısı, sevgisi kalmamış bu iktidar, ülkenin bereketini kaçırıyor. Adaletten, faziletten o kadar uzaklaştılar ki hiçbir işleri vatandaşın hayrına olmuyor.
Bereket kapısının iki anahtarı vardır; gayret ve adalet. Gayret göstermez, adaletli davranmazsanız, hiçbir işinizde bereket olmaz. Gücünüz, zenginliğiniz size de başkasına da fayda getirmez. İktidar, işte tam bu durumda. Ülkenin sorunlarını çözmek için gayret gösterecek enerjisi de hevesi de kadrosu da kalmadı. Milletten o kadar uzaklaştılar, kibir ve hırsa o kadar yenik düştüler ki; vicdanlarını, adalet duygularını tamamen kaybettiler. Onlar, artık ülkenin sorunlarını çözmek için ‘iş başında’ değiller. Onlar, sadece ‘iş peşindeler’. Koltuklarını korumak için, kirli ve karanlık işler peşindeler. Demokratik koşullar altında asla seçim kazanamayacaklarını bildikleri için, milletin iradesini baskı altına alarak, zorbalıkla istediklerini elde etmeye uğraşıyorlar. Demokrasi tarihimizde, rakibiyle adil bir seçim yarışına girmekten bu kadar çok korkan başka bir siyasetçi yoktur. Rakibini saf dışı etmek için, devletin tüm imkanlarını bu kadar çok istismar eden başka bir yöneticiyi görmedi bu ülke.
"Beni tecrit etmek istiyorlar"
Sosyal medya hesaplarımı, sesimi, görüntümü yasaklayan bu akıl, şimdi de beni zindanda tamamen tecrit etmeye uğraşıyor. Yeni Adalet Bakanı, göreve başladığından beri, milletvekillerinin beni ziyaret etmesine izin vermiyorlar. Sırf beni tecrit etmek maksadıyla, avukatların tutuklu müvekkillerini ziyaret etmesini zorlaştıracak düzenlemeler getirmeye çalışıyorlar. ‘Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ dedikleri bu rejimde; bakanlar, devletin ve milletin değil, sadece bir şahsın bakanı konumundalar. İşte bu ‘bir şahsın adalet bakanı’, beni ve arkadaşlarımı yargılama müsameresinde her türlü figüranlığı bizzat üstlenmiş durumda. Bu yargılama müsameresini yazıp yöneten şahsa sesleniyorum: Vaktiyle sen de yargılandın. Bir gün bile tutuklanmadan, bir sanık olarak, bütün haklarına riayet edilerek yargılandın. Ne ailenle tehdit edildin ne milletvekilleriyle, avukatlarınla görüşmen engellendi. O gün senin için hukukun gereği yerine getirildi. Bugün, benim ve arkadaşlarım için hangi siyasi projenin, hangi koltuk hesabının gereği yerine getiriliyor?
Sevgili kardeşlerim; hukuktan, demokrasiden uzaklaşan iktidarlar, milletten de uzaklaşırlar. Çünkü hukuk ve demokrasi, milletin adalet ve hürriyetin teminatıdır. Hukuk ve demokrasi, insanca yaşam ve güvenli gelecek garantisidir. Millettin talebini duymazdan gelip, yok saymaya çalıştıkları o sandık kurulacak ve milletçe hukuka, demokrasiye, cumhuriyete sahip çıkacağız. Türkiye, bir daha asla hakkını arayanların yargı yoluyla bastırılıp zulme uğratıldığı, baskıcı rejimlerden biri olmayacak. Türkiye, bir daha asla gelir dağılımında utanç verici bir adaletsizliğin yaşandığı, merhametsiz rejimlerden biri olmayacak. Hukukun ve demokrasinin teminatı altında, insanca ve hakça bir düzen kuracağız. Milletçe huzura, refaha, mutluluğa hasretimiz bitecek. Bu topraklarda artık sadece adalet ve hürriyet, bolluk ve bereket, birlik ve kardeşlik hüküm sürecek. Her şey çok güzel olacak."




