Uluslararası toplantılarda ele alınan değerlendirmeler, IŞİD’in sona ermediğini, aksine farklı bir yapıya evrilerek yeni bir güvenlik tehdidi oluşturduğunu ortaya koyuyor.
IŞİD’in son yıllarda geçirdiği dönüşüm, güvenlik uzmanları tarafından yeniden değerlendiriliyor. Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı, Kanada Büyükelçiliği ve Uluslararası Radikalleşme Gözlemevi iş birliğiyle düzenlenen toplantıda, örgütün yeni yapılanmasına dikkat çekildi.
Uzmanlara göre, 2019 sonrasında Suriye ve Irak’ta alan kaybı yaşayan örgüt, tamamen ortadan kalkmak yerine biçim değiştirerek daha esnek bir yapıya dönüştü. Merkezi ve hiyerarşik yapıdan uzaklaşan örgüt, farklı ülkelerde yerel dinamiklerle beslenen ve bireyler üzerinden ilerleyen bir ağ modeline evrildi.
“Yalnız aktör” eylemleri öne çıkıyor
Bu dönüşümün en dikkat çekici sonuçlarından biri, tek kişi tarafından gerçekleştirilen saldırıların artışı oldu. Büyük ve organize eylemler yerine, öngörülmesi zor ve küçük ölçekli saldırıların öne çıktığı belirtiliyor.
2017’deki Reina saldırısı sonrasında örgütün zayıfladığı yönündeki değerlendirmelerin aksine, 2024’e kadar süren durgunluğun bir yeniden yapılanma süreci olduğu ifade ediliyor.
Radikalleşme yaşı düşüyor
Uzmanlar, yeni dönemde üç farklı eylem modelinin öne çıktığını belirtiyor. Bunlardan ilki, yabancı bağlantılı militan ağları. İkincisi ise yaş ortalaması giderek düşen saldırgan profili. 16-17 yaş grubundaki gençlerin eylemlere katılması, radikalleşmenin sosyolojik boyutuna işaret ediyor.
Bu eğilimin yalnızca Türkiye ile sınırlı olmadığı, Avrupa’dan Avustralya’ya kadar geniş bir coğrafyada benzer örneklerin görüldüğü ifade ediliyor.
Aile ve kadınların rolü değişiyor
Üçüncü modelde ise aile ve yerel çevre üzerinden gelişen kolektif radikalleşme dikkat çekiyor. Aynı aile veya sosyal çevre içinde oluşan ideolojik kapanma, örgütün yeni stratejisinin önemli bir parçası olarak değerlendiriliyor.
Kadınların rolünde de belirgin bir değişim gözleniyor. Daha önce çoğunlukla “destekçi” olarak tanımlanan kadınların, artık doğrudan eylemlerde yer aldığı ve radikalleşme süreçlerinde aktif rol üstlendiği belirtiliyor.
Dijitalleşme belirleyici unsur
Uzmanlara göre bu dönüşümün merkezinde dijitalleşme yer alıyor. Şiddetin yalnızca sahada değil, aynı zamanda dijital içerik olarak üretildiği ve yayıldığı bir döneme girildiği ifade ediliyor.
Kafa kameraları, canlı yayınlar ve kısa videolar aracılığıyla şiddetin görünürlük kazandığı, bu durumun örgütün etki alanını genişlettiği vurgulanıyor.
Uzmanlar, yeni nesil tehdide karşı yalnızca güvenlik odaklı politikaların yeterli olmayacağını, radikalleşmenin sosyal ve dijital boyutlarının da dikkate alınması gerektiğini belirtiyor.





