İslam inancında küfür ve hakaret içeren ifadeler kötü ahlak kapsamında değerlendiriliyor. Bu tür sözlerin yalnızca oruçluyken değil, her zaman kaçınılması gereken davranışlar arasında yer aldığı belirtiliyor.

Kaynaklarda yer alan rivayetlere göre, Hz. Muhammed’in “Yalanı ve yalana göre davranmayı bırakmayan kimsenin, yeme içmeyi terk etmesine Allah’ın ihtiyacı yoktur” uyarısı, orucun sadece aç ve susuz kalmaktan ibaret olmadığını ortaya koyuyor.

Dinî değerlendirmelere göre küfür, yalan, iftira, gıybet ve kırıcı sözler orucu bozmaz; ancak orucun sevabını azaltır ve manevi değerine zarar verir. Bazı alimler farklı görüşler ileri sürse de genel kabul, bu tür davranışların orucu geçersiz kılmadığı yönünde.

Oruçlu kimsenin yalan, iftira, dedikodu ve kırıcı sözlerden uzak durması, orucun adabı açısından temel unsurlar arasında gösteriliyor. Gıybet ve benzeri davranışlar her zaman günah kabul edilirken, oruçlu iken işlendiğinde ibadetin manevi sevabını azaltıyor ve feyzine zarar veriyor.

Süreç raporunda AİHM kararları vurgulanmıştı: Demirtaş'ın avukatından açıklama
Süreç raporunda AİHM kararları vurgulanmıştı: Demirtaş'ın avukatından açıklama
İçeriği Görüntüle

İslam alimlerinin büyük bölümü gıybetin orucu bozmadığı görüşünü dile getiriyor. Ancak İbn Hazm gibi bazı alimler, oruçlu kişinin gıybet etmesi halinde orucunun geçersiz olacağını savunuyor. Bu nedenle Ramazan ayında dilin korunması, ibadetin ruhuna uygun bir tutum olarak öne çıkıyor.

Diyanet İşleri Başkanlığı, orucun manevi boyutuna dikkat çekerek kötü söz ve davranışlardan uzak durulması gerektiğini vurguladı.

Muhabir: Ünal Turakoğlu