İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve ilçe belediyelerine yönelik operasyonlar kapsamında tutuklanan belediye başkanları, bürokratlar ve parti yöneticilerinin yakınları tarafından kurulan Aile Dayanışma Ağı (ADA), 47'nci buluşmasını gerçekleştirdi. Yağmur altında yapılan toplantıda; Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun eşi Dilek Kaya İmamoğlu kapsamlı bir konuşma yaparken, tutuklu eski Beşiktaş Belediye Başkan Yardımcısı Nazire Oylum Işık ile tutuklu CHP Kadın Kolları Yöneticisi Özlem Demir Karakaş’ın Silivri Cezaevi’nden gönderdikleri mektuplar okundu.

Buluşmada ilk olarak söz alan Dilek Kaya İmamoğlu, Türkiye'nin derinleşen bir ekonomik ve kurumsal kriz içinde olduğunu belirterek, adalet mekanizmasındaki denetimsizliğe işaret etti:

"Türkiye’de yaşam, bir grup ayrıcalıklı insan dışında herkes için her geçen gün daha da zorlaşıyor. Toplumun her kesimi farklı sorunlarla boğuşuyor. Ekonomik sıkıntılar giderek ağırlaşıyor, üstelik mesele yalnızca ekonomi de değil; büyük bir toplumsal çöküşün eşiğindeyiz. Adaletsizlik ve eşitsizlik hayatın her alanına yayılıyor. Toplumda güveni sağlaması ve tarafsız olması gereken kurumlarımız giderek etkisizleştiriliyor. Denetleyenle denetlenen arasındaki sınırların ortadan kalktığı bir ortamda devlet, en temel işlevlerinden biri olan denetleme görevini yerine getiremiyor."

Toplumsal şiddet ve çaresizliğin boyutlarına değinen İmamoğlu, 25 Eylül'de Anayasa Mahkemesi önünde intihar eden emekli polis memurunu hatırlatarak şunları söyledi:

Özgür Özel, TBMM'de gerçekleştirdikleri protestoyu anlattı
Özgür Özel, TBMM'de gerçekleştirdikleri protestoyu anlattı
İçeriği Görüntüle

"Okullarımıza kadar sıçrayan şiddet ortamı çocuklarımızın güvenliğini tehdit ederken, binbir emekle üniversite kazanan gençlerimiz barınma krizine, maddi yetersizliklere teslim ediliyor; eğitimlerini yarıda bırakmak zorunda kalıyorlar. 25 Eylül’de Anayasa Mahkemesi önünde yaşamına son veren emekli polis memurumuz ve basına dahi yansımayan sayısız vaka, çaresizliğin artık taşınamaz boyutlara ulaştığını hissettiriyor. Bir ömür devlete hizmet etmiş emeklinin çaresizliğiyle, yurdu olmadığı için hayallerinden vazgeçen öğrencinin yükü aynıdır. Kontrolsüz suç artışıyla evlerin içine çöken geçim kaygısı aynı ihmalin ürünüdür."

Devletin mülkiyetinin ve kurumlarının tarafsız kalması gerektiğini vurgulayan Dilek İmamoğlu, eşi Ekrem İmamoğlu ve çalışma arkadaşlarına yönelik kısıtlamaları aktardı:

"Bugün hepimizin ortak talebi çok net: Yasalar güçlü olanın değil, haklı olanın yanında dursun. Adalet kişiye göre değil, herkese eşit uygulansın. Bu ülkenin her bir vatandaşı hangi makamda olursa olsun hukuk önünde adalete hesap verebilir ve vermelidir. Çünkü biz, yönetimin şeffaflığını ve hesap verebilirliğini savunuyoruz. Bugün Ekrem İmamoğlu'nun resmi yasak, sosyal medya hesapları yasak, kitabı yasak, sesi, sözü, görüntüsü yasak. Milletine hizmet etmesi gereken İstanbul'un seçilmiş Büyükşehir Belediye Başkanı ve Cumhurbaşkanı adayımız Ekrem İmamoğlu, 1,5 yıldır siyasi tutsak. Hakkında hiçbir somut delil olmadan, 12 metrekarelik hücresiyle duruşma salonları arasında bir hayat sürdürülüyor. Liyakatli yol arkadaşları, kadın belediye başkanlarımız, bürokratlarımız haksız yere 1,5 yıldır özgürlüklerinden mahrum bırakılarak bu sürecin en ağır bedelini ödüyorlar."

Yargılamaların kamuoyuna açık yapılmamasına tepki gösteren İmamoğlu, duruşmaların canlı yayınlanması talebini tazeledi:

"Hayatı Silivri ile evleri arasına sıkışmış olan biz aileler, anneler, eşler ve çocuklar için adalet istiyoruz. Davaların başından beri hep aynı şeyi söyledik: 'Duruşmalar canlı yayınlansın, herkes gerçekleri görsün' dedik. Ama duruşmalar canlı yayınlanmıyor. Neden? Çünkü kimse gerçekleri duymasın, bilmesin, görmesin. Oysa ki gerçekler apaçık ortada; suçsuzdurlar."

İmamoğlu, tutukluluğun gerekçesi olarak yerel yönetim icraatlarını sıraladı:

"Gelin açıkça konuşalım: Ekrem İmamoğlu neden tutuklu? Beylikdüzü'nden başlayarak kendini milletine hizmete adadığı, yeşil alanları çoğaltıp İstanbul'a nefes aldırdığı, Kanal İstanbul rantına karşı çıktığı, gençlere yatırım yapıp yurtlar açtığı, üreticiyi destekleyip tarımı canlandırdığı, Kent Lokantalarıyla emekçinin ve emeklinin yanında olduğu ve halk onu Cumhurbaşkanı adayı olarak seçtiği için tutuklu. Milyonları kucaklayan bir anlayışı durdurmak istiyorlar."

Konuşmasının sonunda tüm siyasi partilere çağrıda bulunan İmamoğlu, "Silivri’ye gelin, duruşmalara katılın, aileleri dinleyin. Yaşadığımız hak ihlallerini kendi kulaklarınızla duyun, kendi gözlerinizle görün. Millet iradesinin gasp edilmesine izin vermeyin" ifadelerini kullandı.

Kaynak: Haber Merkezi