Dervişoğlu, darbe girişiminin yalnızca yaşandığı gece üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek, asıl sorgulanması gerekenin 15 Temmuz’a giden süreç ve sonrasında yaşanan gelişmeler olduğunu ifade etti.

Konuşmasında, FETÖ’nün devlet kurumlarında uzun yıllar boyunca örgütlendiğini savunan Dervişoğlu, “Bu yapı yargıya, emniyete, Türk Silahlı Kuvvetleri’ne ve bürokrasiye bir gecede yerleşmedi. Devletin kurumları yıllar içinde siyasi ortaklıklar çerçevesinde paylaşıldı” değerlendirmesinde bulundu.

Türk Silahlı Kuvvetleri’nin geçmişte yürütülen dava süreçleriyle hedef alındığını öne süren Dervişoğlu, sahte deliller ve uydurma davalarla ordunun tasfiye edilmeye çalışıldığını, devletin kritik bilgilerinin zarar gördüğünü iddia etti.

Nihat Kahveci’nin eşi Fulya Sever Kahveci kimdir?
Nihat Kahveci’nin eşi Fulya Sever Kahveci kimdir?
İçeriği Görüntüle

İktidarın geçmişte FETÖ ile kurduğu ilişkiyi de eleştiren Dervişoğlu, darbe girişiminin faili konusunda herhangi bir tereddüt bulunmadığını belirterek, “15 Temmuz’un doğrudan faili FETÖ’dür. Ancak bu sürece giden yolun siyasi sorumluluğu da dönemin iktidarına aittir” ifadelerini kullandı.

15 Temmuz sonrasında devlet yönetiminde beklenen kurumsal reformların gerçekleştirilmediğini savunan Dervişoğlu, olağanüstü hal uygulamalarının sona ermesine rağmen bazı yönetim anlayışlarının kalıcı hale geldiğini ileri sürdü. Gözaltı, tutuklama, kayyum ve çeşitli idari tedbirlerin günlük yönetim araçları olarak kullanılmaya başlandığını iddia etti.

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ni de eleştiren Dervişoğlu, karar alma mekanizmalarının tek merkezde toplandığını öne sürerek, yetkinin kişiselleştiğini, ancak sorumluluğun paylaşılmadığını söyledi.

Konuşmasının sonunda iktidarın yaşanan sorunlarda sorumluluğu üstlenmediğini savunan Dervişoğlu, 15 Temmuz’dan ekonomiye, enflasyondan deprem süreçlerine kadar birçok konuda farklı gerekçelerin öne sürüldüğünü belirterek, yönetim anlayışını eleştirdi.

Kaynak: Haber Merkezi