Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi’ni (DEM Parti), Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, Maraş ve Urfa’daki okul saldırılarını anımsatarak, “Çocukların güvenliği kamusal sorumlulukla sağlanır, güvenlikçi politikalarla değil” dedi. Gülistan Doku soruşturmasına değinen Koçyiğit, "Vali ile sınırlı olduğunu düşünmüyoruz. Valinin çok yakın arkadaşı dönemin İçişleri Bakanı Süleyman Soylu da sorgulanmalıdır, ifadesi alınmalıdır" ifadesini kullandı.

DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, TBMM’de düzenlediği basın toplantısında Maraş ve Urfa’da yaşanan okul saldırılarına ilişkin olarak şunları söyledi:

“Ülke olarak, siyasetçi olarak, yetişkin olarak, ebeveyn olarak çocukları korumakla sorumluyuz. Ama bu sorumluluğun hakkıyla yerine getirilmediği gerçeğiyle karşı karşıyayız. Bu yaşananların bir tesadüf olmadığını, münferit bir olay olmadığını ve bir anlık bir öfkenin sonucunun olmadığını ifade etmemiz gerekiyor. Sistemsel ihmallerin, görmezden gelinen yanlış politikaların ve eğitim alanındaki yapbozun bir sonucu olarak bugün karşımıza çıkmış durumda.”

Koçyiğit, Türkiye’de çocukların derin bir eşitsizlik içinde büyüdüğünü vurgulayarak, "Bir çocuk okula aç giderken, diğer bir çocuk özel derslerle eğitim sürecine hazırlanıyor. Bir çocuk kalabalık sınıflarda kaybolurken bir başkası ayrıcalıklarla büyüyor" dedi.

"Şiddet dili yaşamın her alanına yayılmış durumda"

Koçyiğit, bireysel silahlanma ve siyasal dil üzerinden "Gündelik hayatımız şiddetle kuşatılmış durumda. Evde, sokakta, televizyonda ve siyasette dışlayıcı, kutuplaştırıcı bir dil var. Çocuklar bu dilin içine doğuyor" dedi. Bireysel silahlanma sorununa dikkati çeken Koçyiğit, evlerde bulunan silah sayısının artmasının ciddi bir toplumsal sorun olduğunu belirterek, denetim eksikliğine işaret etti.

Okullara yönelik güvenlik tartışmalarına değinen Koçyiğit, "Güvenlik sadece güvenlik görevlisi koymakla, kamerayla, demir kapılarla sağlanmaz. Okulları karakola çevirerek güvenlik sağlayamazsınız" dedi. Gerçek çözümün sosyal politikalarla mümkün olacağını vurgulayan Koçyiğit, “yoksulluğun azaltılması, psikososyal destek mekanizmalarının güçlendirilmesi ve eşit eğitim koşullarının sağlanması” gerektiğini söyledi.

Gülistan Doku ve kadın cinayetleri dosyaları

Tunceli'de 2020’den bu yana kayıp olan Gülistan Doku dosyasına değinen Koçyiğit, dosyada ciddi ihmaller olduğunu belirterek, “Bizzat oradaki mülki idari amiri yani Tunceli Valisi Tuncay Sonel'in kendisi tarafından soruşturmanın nasıl karartıldığını ve Gülistan Doku’ya hem tecavüz eden hem katliamından sorumlu olan oğlu Mustafa Türkay Sonel’i nasıl koruduğunu ve devletin kurumlarını kendi oğlunu korumak için nasıl suç ortağı yaptığını görmüş olduk” dedi. Koçyiğit, şunları kaydetti:

“Yani ortada aslında sadece bir cinayet dosyası yok, bir suç şebekesi var. Bir çatı örgütlenmesi var. Buraya sadece bir cinayet ve bir cinayetin örtbas edilmesi meselesi olarak bakamayız. Bir mülki idare amiri, ildeki her insanın can güvenliğinden ve mal güvenliğinden sorumlu mülki idare amirinin oğlu bir cinayet işliyor ve kendisi bu cinayeti örtbas etmek için devletin bütün birimlerini harekete geçiriyor. Kendi makamını kullanıyor, kendi valilik forsunu kullanıyor yetmiyor bütün aileyi ve bütün kamuoyunu da yanlış yönlendirip günlerce orada Munzur Gölünde arama çalışmaları yaparak dikkatleri sürekli dağıtıyor. Peki bu mesele gerçekten sadece vali ile mi sınırlıdır? Vali ile sınırlı olduğunu da düşünmüyoruz. Valinin çok yakın arkadaşı dönemin İçişleri Bakanı Süleyman Soylu da sorgulanmalıdır, ifadesi alınmalıdır. Sorumluluğu vardır. Şimdi çıkıp zamanında ‘biz bütün bunları sorguladık ama bir şey çıkmadı’ demekle olmaz. Bu nasıl bir soruşturmadır ki düşünün aileden SIM kartı alma görevi normalde kriminal büroda olması gerekirken, oradaki cinayet büroda olması gerekirken ilgili kollukta olması gerekirken vali kendi eliyle teslim alıyor. Vali sonra SIM kartı bir eski polis olan hackera gönderiyor ve bilgileri sildiriyor sonra getiriyor emniyete veriyor. Kimse de demiyor ki ‘ya kardeşim senin bunu almaya hakkın yok, sen bu sim kartı alamazsın’, ‘ailesi verse de alamazsın böyle bir yetkin yok’ diyen var mı? Yok.

661 sosyal medya hesabına 'okul saldırısı' soruşturması: 68 tutuklama
661 sosyal medya hesabına 'okul saldırısı' soruşturması: 68 tutuklama
İçeriği Görüntüle

"Burada çok açık ve net kolektif bir sorumluluk var"

O dönem soruşturmayı yürüten savcılar hakkında da bugün soruşturma yürütülmelidir. Görevlerini yapmamışlardır, hakkıyla bu soruşturmayı yürütmemişlerdir. Suçun üstünün örtülü kalmasının bizzat müsebbibidirler. O dönemin Adalet Bakanları ile aile görüşme yaptı, İçişleri Bakanlığı ile görüşme yaptılar, Valilik ile onlarca defa görüşme yaptılar. Kimse dönüp bakmadı mı dosyadaki ihmaller zincirine? Demek ki burada çok açık ve net kolektif bir sorumluluk var ve bu asla iktidardan azade bir sorumluluk değildir. O dönemin İçişleri Bakanı da AKP'nin bakanıydı, Adalet Bakanı da AKP'nin bakanıydı, Valiyi de AKP atadı. Oradaki birim müdürlerini de, kurum müdürlerini de, devlet memurlarının her birisinin atamasında da iktidarın sorumluluğu vardır. O anlamıyla burada sadece bir valiyi almak, bir valinin sorumluluğunu ortaya koymakla ilgili değil toplam bir sistemin sorgulanmasına ihtiyaç olduğunu ifade etmemiz gerekiyor."

Kaynak: Haber Merkezi