DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.

İktidara ekonomi konusunda eleştirilerde bulunan Hatimoğulları, "Türkiye'de hayati öneme sahip bir gündemdir bu... Boş tencere, açlık, yoksulluk, ayrımcılık, eşitsizlik... Artık ekonomide reform, yeni program, yeni model sözlerine karnımız tok" dedi.

Hatimoğulları, şunları söyledi: "Türkiye'de dört kişilik ailenin açlık sınırı 43 bin 415 lira, yoksulluk sınırı ise 105 bin lira oldu. Eskiden bir asgari ücretli, dört kişilik aileyi geçindirirken; şimdi dört asgari ücretli, dört kişilik bir evin geçinmesini sağlayamıyor bile. Bunların toplamı dahi yoksulluk sınırına takılıyor."

"Bu ülkeyi uzaylılar yönetmiyor" diyen Hatimoğulları, "AKP, siz yönetiyorsunuz bu ülkeyi. Bu büyük açlık ve yoksulluğun müsebbibi, açlık ve yoksulluğun bu kadar derinleşmesinin müsebbibi bizatihi sizsiniz" tepkisini gösterdi.

“Bugün Türkiye'de genç olmak ne demek biliyor musunuz?”

Gençlerin yaşadığı sorunlardan bahseden Hatimoğulları, "Bugün Türkiye'de genç olmak ne demek biliyor musunuz? Hayal kurmak değil, zar zor yaşam mücadelesi vermek. Genç olmak, hayatı sürekli ertelemekle eş edeğer bir hale gelmiş durumda. Ev kuramaz çünkü barınamaz. İş kuramaz çünkü güvencesi yok. Kendisi olamaz çünkü denetleniyor ya da hedef gösteriliyor. Siyaset yapamaz çünkü her türlü şiddet ve baskıya maruz kalıyor. Gençlerin kabul etmediği bu tabloyu DEM Parti olarak kökten reddediyoruz" ifadelerini kullandı.

Hatimoğulları, şunları söyledi:

"Gençler güvenceli iş ve adil ücret, staj dönemindeki sigortasının emekliliğe eklenmesini istiyor. Fakat staj adı altında ucuz emek, geçici sözleşme görüyorlar ve en büyük emek sömürüsüne maruz kalıyorlar. Barınma hakkı istiyorlar fakat yetersiz, yıpratıcı yurt koşulları, fahiş kira baskısı ve denetimi görüyorlar. Özgür üniversite istiyorlar fakat kayyum yönetimi, disiplin soruşturması ve kampüs baskısıyla karşı karşıya kalıyorlar. Eşitlik istiyorlar ama patriyarkal kuşatmadan bir türlü ve onun gözetiminden, mobbingden, ayrımcılıktan kurtulamıyorlar. Güvenli yaşam istiyorlar fakat hedef göstermeler ve gözaltılarla karşılaşıyorlar. Doğdukları topraklarda kalmayı, burada çalışmayı ve doymayı istiyorlar ama umutsuzluk ve göçe zorlanmayla karşı karşıya kalıyorlar. Barış istiyorlar, çözüm istiyorlar, anadillerini özgürce konuşmak istiyorlar, ana dillerinde eğitim hakkı istiyorlar ama bu talepleri suç sayılıyor. Örgütlenme özgürlüğü istiyorlar ama buna gazla, copla, gözaltı ve tutuklamalarla cevap veriliyor."

“Kürt meselesini terör sorunu gibi parantezler içinde sıkıştırmaya kalkmanız kabul edilemez”

Süreç komisyonunun raporu hakkında değerlendirmelerde bulunan Hatimoğulları, "Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nun raporu kamuoyuyla paylaşıldı. Komisyon raporunun eksiklikleri, yetersizlikleri var. Toplumsal gerçeklerle uyumlu olmayan yönleri var. Raporda kullanılan dil, eski ezberlere dayanıyor. Oysa bu raporun dili, çözüm dili olmalıydı. Kürt sorunu terör parantezine sıkıştırılarak ancak kendinizi kandırırsınız. Kürt meselesini sadece bir güvenlik sorunu, bir terör sorunu gibi parantezler içinde sıkıştırmaya kalkmanız kabul edilebilir bir şey değildir" diye konuştu.

Hatimoğulları, şöyle devam etti: "Biz bu süreçte barış ve demokratik toplum olarak nitelediğimiz bu süreçte muhalefet şerhimizi ortaya koyduk ve bu raporlar ilgili değerlendirmemiz raporda yer aldı. Fakat komisyon raporunda yer alan kimi yasal düzenlemeler ve demokratikleşme çerçevesi de elbette önemlidir, Türkiye'nin sorunlarına derman olmaya adaydır; ama gereklilikleri yerine getirilirse tabii..."

“Meclis elini acilen taşın altına koymalıdır”

"Bu rapordan hareketle Meclis elini acilen taşın altına koymalıdır" ifadesini kullanan Hatimoğulları, şunları kaydetti:

"Bu kapsamda tek bir yasal değişikliğe gerek olmayan önerilerin hayata geçmesi için beklemeye gerek yok. Raporda yer alan 'AİHM ve AYM kararları uygulansın' vurgusu için yargı erkinin beklemesini gerektiren hiçbir şey yok. AİHM ve AYM kararlarını hayata geçirmek için bir yasal düzenlemeye gerek yok, beklemeye gerek yok. Mesela Demirtaş, Yüksekdağ, Kavala, Can Atalay neden hâlâ içeride. Kayyumlar neden hâlâ belediye başkanlarının ve belediye eş başkanlarının koltuklarında oturuyor. İmamoğlu ve diğerleri neden hâlâ tutuklu yargılanıyor. Ayrıca sayın Kurtulmuş'un ve diğer iktidar temsilcilerinin işaret ettiği bayram sonrasını beklemenin bir manası yoktur. Gelin, bu hayırlı ayda, hayırlı işleri hep beraber yapalım. İnfaz kanunu, çerçeve kanun, demokratikleşme kanununu bu ay çıkaralım."

İktidara çağrı yapan Hatimoğulları, "Meclis bu konuda üzerine düşen görev ve sorumlulukları yapmalı, DEM Parti'nin bu konudaki önerilerine açık olunmalı, DEM Parti'nin önü açılmalıdır" dedi.

Özgür Özel’den Erdoğan’a: Varsa diploman o mahkemeye sunacaksın!
Özgür Özel’den Erdoğan’a: Varsa diploman o mahkemeye sunacaksın!
İçeriği Görüntüle

Hatimoğulları'ndan Bahçeli’nin ‘İmralı statüsü’ sözlerine ilişkin açıklama

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin "Terörsüz Türkiye'ye hizmet eden İmralı'nın statü açığı nasıl kapatılacaktır?" sözlerine değinen Hatimoğulları, partisinin önerisini açıkladı.

Hatimoğulları, "Kalıcı bir barış için sayın Öcalan'ın statüsü yasal bir düzenlemeyle tanınmalı ve hukuki güvence altına alınmalıdır. Bu süreç sözde kalmamalı, TBMM çatısı altında yasal düzenlemeler hızlıca yapılmalı" ifadelerini kullandı.

Bahçeli ne demişti?

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda şunları söylemişti:

“Dışımız kaynarken, içimizi kaynaştırmalıyız. Dışımız yangın yeriyken, içimizde birbirimizin yarı, yareni, can beraberi olmalıyız. ‘Terörsüz Türkiye’ hedefinin icrasında 27 Şubat 2025 tarihli açıklamasıyla PKK’nın kurucu önderinin büyük bir dahli ve payı vardır. Bu çağrı aynı şekilde KCK’yı da bağlamaktadır.

Örgütün üst yapılanmasının feshi ise derhal sağlanmalıdır. Madem 27 Şubat çağrısı barışçıl arayışları destekleyen ve teşvik eden demokratik bir eşiktir; o halde bundan sonrasında planlanan atılımların, yapılacak düzenlemelerin gerçekleşmesi için PKK’nın kurucu önderliğinin statü sorunu nasıl ele alınacaktır? Eğer böylesi bir sorun varsa, ki bize göre vardır, bunun çözümü nasıl olacaktır? Terörsüz Türkiye’ye hizmet eden İmralı’nın statü açığı nasıl kapatılacaktır?”

Kaynak: Haber Merkezi