DEM Parti yetkilileri, son dönemde artan operasyonlar, gözaltılar ve sosyal medya hesaplarına getirilen erişim engellerinin "Barış ve Demokratik Toplum Süreci" üzerindeki olumsuz etkilerini değerlendirdi. Kürtlerin uzun süredir mağduriyetler yaşadığını belirten parti yöneticileri, mevcut gelişmelerin Kürtler açısından son derece şüphe uyandırıcı ve kaygı verici olduğunu vurguladı.
"Sürecin toplumsallaşması amacına zarar veriyor"
Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, yaşananların süreci baltalamaya yönelik bir tablo ortaya koyduğunu ifade ederek, "Her gün toplumun bir başka kesiminin hedef alındığı, saldırıya uğradığı, ayrışma ve kutuplaşmanın derinleştirildiği bir ortamda, barışa inanmak-inandırmak nasıl mümkün olabilir?" diye sordu.
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan ise uygulamaların iki yıldır büyük bir özveriyle yürütülen sürece zarar verdiğini belirterek, "Sürecin toplumsallaşmasını güçlendirmek yerine, sürecin karşısında duranların elini güçlendiriyor. İktidara bir kez daha hatırlatıyoruz: Barış ve Demokratik Toplum Sürecinin bir yandan barıştan söz edip diğer yandan demokratik alanı daraltarak yürütülmesi toplum nezdinde inandırıcı ve güven verici olmaz" dedi.
"Provokatif tutumlardan vazgeçilmeli"
T24'ten Ceren Bayar'a konuşan DEM Parti yöneticileri de iktidarın hamlelerinin süreci enfekte ettiği görüşünü paylaştı. Sürece güvensizliği pompalayacak her tutumun provokatif olacağını kaydeden bir parti yetkilisi, "İktidar bu süreci demokratikleştirme ve haksızlıklara son verme süreci olarak ele almalıdır. Yeni mağduriyetler yaratması ve yeni baskı araçlarına yönelmesi kaygılarımızı artırmaktadır. Sürece desteğin yolu herkesin kendini özgür ve eşit yurttaş görmesinden geçiyor" dedi.
Bazı yöneticiler ise yaşananların doğrudan süreci hedef almaktan ziyade iktidarın rutinleşmiş konsolidasyon hamleleri olabileceğini, ancak her halükarda sürecin inandırıcılığını ve mecrâsını zora soktuğunu ifade etti.





