Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, HAVELSAN Sancar İnsansız Deniz Aracı’nın hizmete alım töreninde yaptığı konuşmada, Türkiye’nin savunma sanayindeki yerli ve milli teknoloji kapasitesine ilişkin konuştu.
"Kompleks tamamlandığında, Avrupa'nın en büyük üretim ve entegrasyon tesisi olacak"
Erdoğan'ın konuşması şöyle:
Değerli arkadaşlar, bugün Türkiye’nin mühendislik aklına, savunma alanındaki imkân ve kabiliyetlerine, yerli ve millî teknoloji ile şekillenen istikbali yürüyüşüne bir kez daha şahitlik edeceğiz. Birazdan inşallah SANCAR silahlı insansız deniz aracımızı hizmete alacak, Simülatör Üretim ve Entegrasyon Tesisi’nin temellerini atacak, Kaan Teknoloji Tesisi ile Deniz Savaşı Yönetim Sistem Merkezi’nin de açılışını yapacağız.
Envanterimize katacağımız SANCAR SİDA ile denizlerdeki insansız kabiliyetlerimizi güçlendiriyor, güvenliğimizi, etkinliğimizi ve gözetim kapasitemizi artırıyoruz. Simülatör Üretim ve Entegrasyon Tesisi ile eğitim, hazırlık ve sürdürülebilir operasyon altyapımızı büyütüyor, insan kaynağımızı daha nitelikli hâle getiriyoruz. Bu kompleks tamamlandığında, simülasyon teknolojilerinde Avrupa’nın en büyük üretim ve entegrasyon tesisi olacak.
Kaan Teknoloji Tesisi ve Deniz Savaşı Yönetim Sistem Merkezi ile hava ve deniz platformlarımızın kritik teknoloji omurgasını inşallah daha da sağlamlaştırıyoruz. Bu gurur verici sistem, tesis ve platformları bizlere kazandıran HAVELSAN’ımızı yürekten tebrik ediyor, kendilerine şahsım ve milletim adına şükranlarımı iletiyorum.
Türkiye’nin hem Gök Vatan’da hem de Mavi Vatan’daki savunma gücünü, kapasitesini, caydırıcılığını bir üst seviyeye taşıyacak bu eserlerin ülkemiz ve milletimiz için hayırlı, uğurlu olmasını diliyorum.
"Savunma alanında dijital egemenliği millî güvenliğimizin ayrılmaz bir parçası olarak görüyoruz"
Kıymetli misafirler, değerli kardeşlerim; şunu evvelemirde açık açık ifade etmek isterim: Caydırıcılık yalnızca sahip olduğumuz sistem ve platformların sayısı ile ölçülemez. Günümüzde caydırıcılığın belirleyici faktörleri; platformlara akıl veren yazılım, güvenli veri akışı, kesintisiz haberleşme ve siber dayanıklılıktır. Bunun için Türkiye olarak savunma alanında dijital egemenliği millî güvenliğimizin ayrılmaz bir parçası olarak görüyoruz.
Bugün hizmete alacağımız, açılışını gerçekleştireceğimiz ve temellerini atacağımız bu yatırımlar, savunma ekosistemimizin bütün kapasitesini ve tesirini artıracak stratejik hamlelerin devamıdır. Bu tesis ve platformlarla birlikte mühendislik süreçlerimiz daha da hızlanacak, test ve doğrulama disiplinimiz güçlenecek, eğitim ve simülasyon kabiliyetlerimiz genişleyecek; deniz ve hava unsurlarımızın yazılım ve veri temelli yetenekleri inşallah daha da yukarılara taşınacak.
Şu hakikati en iyi sizler biliyorsunuz: Güvenlik ve savunma asla tek boyutlu değildir. Güçlü bir savunma mimarisi; denizin derinliklerinden uzaya, karadan siber güvenliğe kadar her alanı kapsamak mecburiyetindedir.
Elhamdülillah, özellikle insansız teknolojilerde son 23 yılda yaptığımız atılımla bugün artık tüm dünyaya parmak ısırtan bir seviyeye eriştik. Bu seviyeye, dost ve müttefik bildiklerimizin önümüze çıkardığı engellere rağmen sabırla ulaştık, azimle ulaştık. Her hamlemizi en ince ayrıntısına kadar titizlikle planlayarak ulaştık.
"Dışa bağımlılık seviyesini yüzde 20’ye indirdik"
Bir zamanlar yüzde 80 düzeyinde olan dışa bağımlılık seviyesini yüzde 20’ye indirdik. Mühendislerimiz, teknisyenlerimiz, firmalarımız, tersanelerimiz; havada, karada ve denizde tarihî bir başarı hikâyesi yazdı. Cenab-ı Allah’a hamdolsun ki artık kendi teknolojisini tasarlayan, kendi yazılımını üreten ve ürettiklerini tüm dünyaya ihraç eden bir Türkiye var.
Artık yalnızca kendi ordusunun değil, talep edilmesi hâlinde dost, kardeş ve müttefiklerinin de güvenlik ihtiyaçlarını karşılayan bir Türkiye var. Artık modelini, yani tespit, teşhis ve taarruz süreçlerini yerli ve millî teknolojisiyle tatbik eden, dünyada yıldızı giderek yükselen bir Türkiye var.
Büyük bir gururla ifade etmek isterim ki bugün Türkiye, dünyada kendi savaş gemisini geliştirip denize indiren 10 ülkeden biridir. Savunma ve havacılık ihracatında her geçen yıl yeni rekorlar kırıyoruz. Bakınız, sadece geçtiğimiz sene savunma ihracatımız bir önceki yıla kıyasla yüzde 48 oranında artarak 10 milyar doları geride bıraktı. Bu rakam, dikkatinizi çekerim, 2002’de yalnızca 248 milyon dolardı. Hâlihazırda savunma ihracatında dünyanın en büyük 11 ülkesiyiz.
2028’de 11 milyar dolarlık ihracat hedefimize ulaşarak savunma ve havacılık ihracatında inşallah dünyada ilk 10 ülke arasına gireceğiz. 2025 sonrasında da bu başarı grafiğini daha da yukarı taşıyarak yolumuza kararlılıkla devam edeceğiz.
Savunma sanayindeki proje hacmimiz 100 milyar doların, proje sayımız ise 1400’ün üzerine çıktı.
Değerli kardeşlerim, peki biz bu başarıları nasıl elde ettik? Her şeyden önce kendimize inandık. Aziz milletimize güvendik. Bu ülkenin gençlerine yatırım yaptık ve onların önünü açtık. “Diğerleri yapabiliyorsa biz neden yapamayalım?” diyerek bu yola çıktık.
Tam bağımsız Türkiye idealini savunma alanında kararlı bir devlet politikası olarak benimsedik ve uyguladık. Kritik teknolojiler başta olmak üzere sistemlerimizi, platformlarımızı, altyapımızı sürekli gelişen, sürekli yenilenen bir teknoloji ekosistemine dönüştürdük.
Bundan 22 sene önce HAVELSAN’a geldiğimde, yabancı hava platformlarının simülatörlerini tecrübe ettiğimiz, dışa bağımlılığın sınırlarını her alanda hissettiğimiz o eski günleri çok iyi hatırlıyorum.
Bugün ise yerli ve millî platformlarımızı kendimiz simüle edebiliyor, kritik süreçleri kendi yazılımımızla, kendi mühendisliğimizle yönetebiliyoruz.
Bu büyük dönüşümde diğer kurumlarımız gibi HAVELSAN’ımızın da çok büyük bir payı ve emeği vardır. Şunu büyük bir kıvançla ve memnuniyetle ifade etmek isterim: Yürüttüğü projeler, gerçekleştirdiği çalışmalarla HAVELSAN; komuta kontrol, simülasyon, eğitim, siber güvenlik ve otonom kabiliyetler gibi alanlarda savunma gücümüzün dijital omurgasını teşkil eden öncü kurumlarımızdan biridir.
"Entegrasyonla hızlandıran stratejik bir kuvvet çarpanıdır HAVELSAN"
Türkiye’nin savunma gücünü yazılımla büyüten, akılla derinleştiren, entegrasyonla hızlandıran stratejik bir kuvvet çarpanıdır HAVELSAN.
Bakın, HAVELSAN’ımız şu anda çok önemli projeler yürütüyor. Türkiye’nin geleceği adına hayati bir misyonu icra ediyor. Bulut Bilişim Sistemi Projesi bunlardan biridir. Bu proje nihayete erdiğinde, Türk Silahlı Kuvvetlerimizin karargâhlarındaki operasyonlar, insanlı ve insansız sistemler HAVELSAN’ımızın komuta kontrol yazılımlarıyla gerçek zamanlı olarak yönetilecek; yine HAVELSAN’ımızın geliştireceği yerli siber kalkanla korunacak.
Bu sistemle stratejik, operatif ve taktiksel kabiliyetlerimizi tahkim edeceğiz. Şurası da mühimdir: Eğer bir ülkenin yazılımları millî değilse, o ülkede güvenli bir gelecekten söz edilemez. Dolayısıyla tam bağımsızlık, teknolojik bağımsızlıktan ayrı düşünülemez.
İşte bu anlayışla “Türkiye’nin verileri Türkiye’de kalmalı.” diyerek Millî Teknoloji Hamlemizi yazılım sektöründe de devreye aldık. Türkiye’nin en kritik verilerini HAKAN gibi millî ve güvenilir kurumlarımızın yazılımları ile kodladık. Kurumlarımızın altyapılarını HAVELSAN’ın millî mühendislik ürünü KOVAN Yeni Nesil İş Yönetim Sistemi ile koruyor ve güçlendiriyoruz.
Savunma ve bilişim sistemlerimize yaptıkları bu önemli katkılardan ötürü HAVELSAN ailesinin tüm mensuplarına bir kez daha şahsım ve milletim adına teşekkür ediyorum.
Değerli kardeşlerim, şunu da ayrıca sizlere ve milletimizin dikkatine getirmek arzusundayım: Uzun olduğu kadar dikenli de olan bu yolda önümüzü kesmek, ümidimizi yıkmak, cesaretimizi kırmak isteyenler oldu. “Biz neden kendimiz üretelim, neden bunca sıkıntıya girelim? Hazır yapılmışı var, onları alalım.” diyen vizyonsuzlar oldu.
Biz her alanda tam bağımsız Türkiye ülküsü ile ilerlerken, “Bunlar bizim başımıza iş açacak, bu yoldan dönün.” diyen kifayetsizler oldu. Bunların hiçbirine aldırmadık. Öğrenilmiş çaresizliklerin girdabına kapılmadık.
Bizi kendi seviyelerine çekmek isteyenlere kulak asmadık. Vecihi Hürkuş’ların, Piri Reis’lerin, Barbaros Hayrettin Paşa’ların hayallerini gerçeğe dönüştürmek için canımızı dişimize taktık.
1940’lı yılların ilk yarısında kendi tasarlayıp geliştirdiği 6 kişilik çift motorlu Nu D.38 yolcu uçağını İstanbul’dan Ankara’ya 90 dakikada uçuran Nuri Demirağ’ın yarım kalan hikâyesini tamamlamak için uğraştık.
Özdemir Bayraktar ağabeyimizin davasını, mefkûresini kuvveden fiile çıkarmak; onun gibi nice akıncının, nice kahramanın ektiği tohumları yeşertmek için durmaksızın çalıştık.
“Yüz yıldan beri bir toplu iğne yapmaktan bile aciz bu milleti; radyosunu, otomobilini, traktörünü, dikiş makinesini yapmaya zorlayacak bir nizam istersen, bunları tenekeden yap fakat kendin yap.” diyen Üstad Necip Fazıl Kısakürek’in bu sözlerle resmettiği o muhteşem nizamı, Allah’a hamdolsun, savunma sanayiinde kurmayı başardık.
İnşallah bundan sonra da aynı azimle, aynı iştiyakla, aynı şevk ve kararlılıkla yolumuza devam edeceğiz.
Kıymetli misafirler, şu noktayı da dünyada çoğu zaman göz ardı ediyoruz: Bir şeyi nasıl yapacağını bilmek elbette önemlidir; fakat bundan da önemlisi, o şeyi ne için yaptığını bilmektir. Biz tüm bu teknolojileri bir amacımız, bir hedefimiz, bir davamız olduğu için; millet olarak asra mührümüzü vuracağımız Türkiye Yüzyılı’nı inşa etmek için geliştiriyoruz.
"Tek derdimiz, küresel barış ve güvenliği inşa etmektir"
Farklı vesilelerle dile getirdiğim bir hususu bugün tekrar sizlerle paylaşmak isterim: Bizim kimsenin bir avuç toprağında gözümüz yoktur. Tahakküme dayalı bir güç ve nüfuz peşinde asla değiliz. Tek derdimiz, bölgemizle birlikte küresel barış ve güvenliğe, huzur ve istikrara en yüksek düzeyde katkı sunan bir Türkiye inşa etmektir.
Dost düşman herkesin ilkeli duruşundan emin olduğu; sözünü, tavrını ve eylemlerini tüm dünyanın pür dikkat takip ettiği bir Türkiye inşa etmektir. Elimizi ve gerektiğinde gövdemizi taşın altına işte bunun için koyuyoruz.
Tarihimize ve değerlerimize yakışır şekilde, büyük millet olmanın hakkını vererek yolumuza inşallah bu şekilde devam edeceğiz.
Nitekim sizler de gördünüz; NATO’nun Almanya’da düzenlenen tatbikatında ordumuz, Bayraktar TB3 ve TCG Anadolu gemimizle birlikte adeta destan yazdı.
Bu önemli tatbikatta Bayraktar TB3, Baltık Denizi’nin zorlu hava koşullarında ateşli görevi icra edip TCG Anadolu’ya emniyetli iniş yaparak NATO’nun en dikkat çekici performanslarından birine imza attı. F-16 savaş uçakları ile koordineli bir şekilde 8 saat havada kalan Bayraktar TB3, toplamda 1700 kilometrelik mesafe kat ederek üstün yeteneklerini tek tek sergiledi.


