Cumartesi Anneleri, TBMM'de kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nun nihai süreç raporuna tepki gösterdi.
Cumartesi Anneleri'nin sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, "Demokratikleşme ve toplumsal barış iddiasıyla hazırlanan bir raporda, zorla kaybetmeler gibi ağır, sistematik ve süreklilik arz eden insan hakları ihlallerinin yok sayılması; bu iddianın kendisiyle açık bir çelişki içindedir" ifadeleri yer aldı.
"Ne hakikatimize ne de dile getirdiğimiz taleplere yer verilmiş"
Paylaşımın tamamı şöyle:
"Cumartesi Anneleri olarak, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kurulan TBMM Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nda dinlendik. Yıllardır Galatasaray Meydanı’nda taşıdığımız acıyı, hakikatimizi ve adalet taleplerimizi bu kez Meclis kürsüsünde dile getirdik. Kayıplarımızın isimlerini, hikâyelerini ve geride bırakılan hayatları anlattık. Ancak büyük bir hayal kırıklığıyla gördük ki Komisyon’un hazırladığı raporda ne hakikatimize ne de dile getirdiğimiz taleplere yer verilmiş. Demokratikleşme ve toplumsal barış iddiasıyla hazırlanan bir raporda, zorla kaybetmeler gibi ağır, sistematik ve süreklilik arz eden insan hakları ihlallerinin yok sayılması; bu iddianın kendisiyle açık bir çelişki içindedir. Kayıp yakınlarının beyan ve taleplerini resmi kayıtlardan dışlamak; acıyı derinleştiren, yas hakkını gasp eden ve adalet talebini bastıran anlayışın sürdürülmesidir. Bu tutum, kayıplarımızın akıbetini karanlıkta bırakan şiddetin yalnızca geçmişte kalmadığını; inkâr ve yok sayma yoluyla bugün de devam ettiğini göstermektedir. Görünmez kılınan her söz, uzatılan her sessizlik, cezasızlığı büyütmektedir. Biz biliyoruz: Toplumsal barış inkârla değil, hakikatin kabulüyle mümkündür. Dayanışma mağdurların sesini kısmakla değil, onların adalet talebini sahiplenmekle güçlenir. Demokrasi ise eleştirel hafızayı dışlamakla değil, geçmişle cesurca yüzleşmekle kök salar. Sözlerimizin ve taleplerimizin resmi bir raporda yer bulmaması, yalnızca bize değil; adalet arayan, hakikat talep eden tüm topluma yapılmış bir haksızlıktır. Komisyon raporunda yer verilmemiş olabilir. Ancak mücadelemiz resmi metinlere, resmi onaylara ihtiyaç duymayacak kadar meşru ve güçlüdür. 30 yılı aşan ısrarımızla söylüyoruz: Biz buradayız. Kendi tarihimizi, kendi hafızamızı ve kendi hakikatimizi yazmaya devam edeceğiz. Kayıplarımızı unutturmayacağız. Bir kez daha taleplerimizi kamuoyunun önünde yineliyoruz: • Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Anayasa Mahkemesi kararları eksiksiz uygulansın. • Galatasaray Meydanı’ndaki keyfi yasaklamalar son bulsun. • TBMM bünyesinde, gözaltında kayıpları araştırmak üzere bağımsız ve etkili bir Hakikat Komisyonu kurulsun. • Devlet, gözaltında kaybetme suçundaki sorumluluğunu kabul etsin. • Gözaltında kaybedilenlerin akıbetleri açıklansın; kalıntıları ailelerine teslim edilsin. • Fail ve sorumluları koruyan cezasızlık uygulamalarına son verilsin; etkin ve tarafsız soruşturmalar yürütülerek adalet sağlansın. • Gözaltında kaybetme fiili insanlığa karşı suç olarak düzenlensin; zamanaşımı cezasızlığın aracı olmaktan çıkarılsın ve bir daha hiç kimse gözaltında kaybedilmesin. • Türkiye, BM Tüm Kişilerin Zorla Kaybedilmeden Korunmasına Dair Sözleşme’yi ve Uluslararası Ceza Mahkemesi’ni kuran Roma Statüsü’nü imzalasın, onaylasın ve uygulasın."
Basına ve Kamuoyuna
— Cumartesi Anneleri (@CmrtesiAnneleri) February 19, 2026
Cumartesi Anneleri olarak, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kurulan TBMM Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nda dinlendik. Yıllardır Galatasaray Meydanı’nda taşıdığımız acıyı, hakikatimizi ve adalet taleplerimizi bu kez Meclis kürsüsünde dile…




