Eyleme, kayıp yakınları ve insan hakları savunucuları, taşıdıkları fotoğraflar ve karanfillerle katıldı.

Bu haftaki açıklamayı okuyan Hasan Ocak'ın kardeşi Maside Ocak, bayramların ailelerin bir araya geldiği, aynı sofra etrafında buluştuğu, özlemlerin giderildiği, evlerin kalabalıklaştığı, mezar ziyaretlerinin yapıldığı günler olduğunu belirterek, ekledi: “Ancak biz kayıp yakınları için bayramlar başka bir anlama geliyor. Her bayramda soframızda bir kişinin eksikliği büyüyor. Her buluşmada gözümüz bir kişiyi arıyor. Kapının çalınışında, telefon zilinde, kalabalığın içinde kaybedilen evladımızı, eşimizi, kardeşimizi, babamızı, annemizi arıyoruz. Çünkü bizim sevdiklerimiz aramızdan doğal yollarla ayrılmadı. Onlar gözaltında kaybedildi. Devletin koruması altında yok edildi ve bir daha geri dönemedi. Yaşamla ölüm arasında bırakıldı. Bayramlar mezarsızlığın en ağır hissedildiği zamanlardan biridir. İnsanlar mezarlıklara giderken, sevdiklerinin mezarı başında buluşurken bizim gidecek bir mezarımız yok. Bu yüzden bayram bizim için yalnızca özlem değil; aynı zamanda adaletsizliğin yeniden hissedildiği zamandır” diye belirtti.

Maden işçileri 1 Haziran'da yeniden eyleme başlıyor: 'Verilen sözler tutulmadı'
Maden işçileri 1 Haziran'da yeniden eyleme başlıyor: 'Verilen sözler tutulmadı'
İçeriği Görüntüle

“Gerçek bir bayram için adalet sağlanmalı”

Maside Ocak, sözlerini şöyle sürdürdü: “Gözaltında kaybedilen sevdiklerimizi yok sayanlara, dosyalarını kapatanlara, hakikati inkar edenlere, cezasızlığı sürdürenlere karşı hakikat, adalet ve barış talebimizi her koşulda yılmadan dile getirmeye devam edeceğiz. Çünkü biliyoruz, kaybedilenlerin yokluğu bayramlarda daha çok büyüse de onları arama ve adalet için verdiğimiz kararlı mücadele asla eksilmeyecek. Bayram vesilesiyle bir kez daha söylüyoruz; bayramların gerçekten bayram olabilmesi için bu ülkede barışın, adaletin ve hakikatin egemen olması gerekiyor. Çünkü barış yalnızca silahların susması değil, insanların sevdiklerinden kopartılmadığı, hiçbir ailenin mezarsız bırakılmadığı, acıların inkar edilmediği bir yaşamdır. Bizler, hiç kimsenin yokluğunun bayramlara gölge düşürmediği günler için adaletin sağlandığı, hakikatin açığa çıktığı, onurlu bir barış için mücadele etmeye devam edeceğiz.”

Mehmet Ağar’a seslendi

Açıklamanın ardından gözaltında kaybettirilen Mahmut Ertak’ın yakını Sevim Erişli konuştu. Dönemin yetkililerine seslenen Sevim Erişli, “60 bayramdır kardeşimizi arıyoruz, göremedik. Mehmet Ağar’a sesleniyoruz; anlat artık. Bizim de bir mezarımız olsun. Senin çocuğun da öldü ama onun en azından bir mezarı var, bizimkinin yok” ifadelerini kullandı.

Gözaltında kaybettirilen Cemil Kırbayır’ın ağabeyi Mikail Kırbayır da, kardeşinin hala mezarının bulunmadığını dile getirerek “46 yıldır, tam 92 bayramı anlamsızca geçirdik. Nasıl ki İbrahim Peygamber oğlu İsmail’i inancı uğruna kurban ediyorsa; İsmail’in oğlu Cemil de düşüncesi uğruna devletin güvenlik güçlerinin elleri arasında ölümü kucakladı. Cemil'in bugün bir mezarı yok. Biz bu imhaya, bu inkara karşı faillerin yargılanması için buradayız. Eğer bir gün o gizlenen mezarı bize teslim ederlerse, belki biz de bayramı hissedebiliriz. Bu koşullarda bayram benim neyime?" diye sordu.

“Sevdiklerimizi bize emanet edin”

Gözaltında kaybettirilen Hayrettin Eren’in kız kardeşi İkbal Eren de şunları belirtti: “31 yıl önce anne ve babalarımız bu meydanda oturduklarında, ülkeyi yönetenler 'oturur oturur giderler' demişlerdi. Ama gitmedik, buradayız. Onlardan daha haklı nedenlerimiz var. O gün doğan çocuklar bugün 31 yaşında ve biz iyi ki kalkmadık; devleti işlediği suçlarla yüzleştiriyoruz. 31 yıl önce kayıplarımız için burada oturmasaydık, devlet bu suçları en azından bu kadar rahat işleyemezdi diye de buradayız. 46 yıldır, 92 bayramdır bayram yaşamıyoruz. Sadece bir yeri olsun, toprağı, taşı olsun istiyoruz; bu çok mu zor? Nereye koyduysanız çıkarın, kalan parçalarını istiyoruz. Annelerimiz sadece bir mezar taşı hasretiyle bu dünyadan gittiler. İstediğiniz zaman her şeyi buluyorsunuz; failleri korumaktan vazgeçin, sevdiklerimizi bize emanet edin.”

Kaynak: Mezopotamya Ajansı