İstanbul’da Oğuz Murat Aci’nin hayatını kaybettiği kazaya neden olan ehliyetsiz sürücü Timur Cihantimur’un annesi Eylem Tok, ABD’de tutuklu bulunduğu cezaevinden üç sayfalık bir mektup kaleme aldı. Tok, uzun süre sessiz kalmayı tercih ettiğini ancak olayla ilgili yorumların artması nedeniyle açıklama yapma ihtiyacı duyduğunu belirtti.
Mektubunda olay anında bir anne olarak sağlıklı değerlendirme yapamadığını ifade eden Tok, oğlunu koruma refleksiyle hareket ettiğini söyledi. Geriye dönüp baktığında kendisini sorguladığını belirten Tok, varsa hatanın en büyük sorumluluğunun ebeveynlere ait olduğunu dile getirdi. Tok, “Bu olayda en büyük acının Oğuz Murat Aci’nin ailesine ait olduğunu biliyorum. Bir anne olarak yaşadıkları acının tarifi olmadığını hissediyorum. Kendisine Allah’tan rahmet, ailesine sabır diliyorum” ifadelerine yer verdi.
“Helalleştik” iddiası
NTV'de yer alan haberde; Eylem Tok, mektubunda ayrıca yasal varislerle bir sulh anlaşmasına varıldığını öne sürerek, “Bu kaybın telafisi yok, biliyorum. Ancak yasal varislerle bir sulh anlaşması yaparak helalleştiğimizi de belirtmek isterim” dedi.
Tok'un mektubunun tamamı şöyle:
"Oğlum Timur, kaza günü üniversite sınavına hazırlanan henüz 16 yaşında bir çocuktu. İki yıldır tutulduğu cezaevinde liseyi tamamladı ve üniversite derslerini almaya başladı. O talihsiz kaza anında ben bir anneydim; neyin doğru neyin yanlış olduğunu sağlıklı şekilde değerlendirebilecek bir durumda değildim. Aklımdan çok içgüdülerimle hareket ettim. Tek düşüncem, korkmuş ve sarsılmış olan çocuğumu korumaktı.
Bugün geriye dönüp baktığımda, elbette derin bir sorgulama içindeyim. Eğer bir hata varsa, bunun en büyük sorumluluğu anne ve babası olarak bize aittir. Evladımızı çok sevdik, çok koruduk; belki de bazı anlarda gerekli sınırları koyamadık. Bunun yükünü her gün yüreğimde taşıyorum.
Oğlumun nasıl bir çocuk olduğunu onu tanıyanlar bilir. Hassas, vicdanlı ve kalbi temiz bir çocuktur. Ancak o gün yaşananlar onun hayatında da derin izler bıraktı. Bunun bilincindeyim ve inkar etmiyorum.
Hakkımda en çok konuşulan konulardan birine de açıkça değinmek isterim: Ben kaza yerine gitmedim. Oradan bir telefon almadım ve polisin aranmasını engellemedim. Buna rağmen oluşan algı beni derinden üzmektedir. Oysa gerçekler resmi raporlarda açıkça yer almaktadır.
O gece yaşadığım duyguları tarif etmek çok zor. Oğlum şok halindeydi, ben ise korku ve panik içindeydim. Ne olduğunu anlamaya çalışırken zihnim dağılmış, kalbim sıkışmıştı. Ne yapacağımı bilemez haldeydim. Bir süre uzaklaştım. Bu bir kaçış değil, çaresizlik içinde yönümü bulma çabasıydı. Ancak hiçbir şey düşündüğüm gibi gelişmedi.
Bu olayda en büyük acının, hayatını kaybeden Oğuz Murat Aci’nin ailesine ait olduğunu biliyorum. Bir anne olarak, onların yaşadığı acının tarifi olmadığını tüm kalbimle hissediyorum. Kendisine Allah’tan rahmet, ailesine sabır diliyorum. Bu kaybın telafisi yok, biliyorum. Ancak yasal varislerle bir sulh anlaşması yaparak helalleştiğimizi de belirtmek isterim.
Bir annenin kendi çocuğunu koruma çabası, başka bir ailenin acısını hafifletmez. Bunun bilincindeyim ve bu gerçekle yaşamayı öğrenmeye çalışıyorum.
Hayatım boyunca çocuklar için emek verdim; onları anlamaya ve korumaya çalıştım. O gece benim oğlum da bir çocuktu... Ve ben sadece onu korumak istedim. Belki eksik kaldım, belki yanlış yaptım... Bunun muhasebesini her gün, her gece yapıyorum.
Şunu tüm içtenliğimle ifade etmek isterim: Biz kimseye bilerek ya da isteyerek zarar vermedik.
Süreç boyunca yaşananlar yalnızca hukuki değil, aynı zamanda derin bir insani sınav oldu. Hakkımızda söylenenler ve yapılan yorumlar zaman zaman beni çok yordu. Ancak kimseye kırgın değilim. Çünkü insanlar çoğu zaman gerçeği değil, kendilerine anlatılanı görüyor.
Benim gönlüm herkese açıktır. Kırdığım ya da üzdüğüm kim varsa affını diliyorum. Tek isteğim, gerçeklerin bilinmesi ve kalplerin biraz olsun yumuşamasıdır.
Şikayetinden vazgeçmişti
Kazaya ilişkin süreçte, Oğuz Murat Aci’nin eşi Şükriye Aci’nin şikayetinden vazgeçmesi “kan parası” iddialarını beraberinde getirirken, konu aile içinde de görüş ayrılığına neden oldu.
Oğuz Murat Aci’nin babası Özer Aci, şikayetten vazgeçilmesine sert tepki göstererek, “Benim oğlumun kanını sattı. Avukat kandırdı, kendi kandı, hiç önemi yok. Satmayacaktı. Aç kalacaktı, susuz kalacaktı ama satmayacaktı” ifadelerini kullandı.
Öte yandan Şükriye Aci, NTV’ye yaptığı açıklamada hakkında ortaya atılan “100 milyon lira aldı” iddialarını reddetti. Aci, “Benden gizli yürüttükleri önceki pazarlıklarda kendi istedikleri rakamlar 100-150 milyon liralardı” diyerek iddialara karşı çıktı.





