Ankara’daki madenci eylemlerinin ardından tutuklanan ve cezaevinde süresiz açlık grevine başlayan Başaran Aksu, taleplerini açıkladı. Ankara’da gerçekleştirilen madenci eylemlerinin ardından tutuklanarak cezaevine gönderilen Başaran Aksu, cezaevinde başlattığı süresiz açlık grevine ilişkin açıklama yaptı. Cezaevinden bir mektup kaleme alan Aksu, açlık grevinin gerekçesini ve taleplerini kamuoyuyla paylaştı.

“Cezaevinde yapabileceğim tek şey”

Aksu, iktidarın halkı yoksullaştırmaya dayalı politikalarına tepki göstererek, cezaevinde bulunduğu koşullarda yapabileceği tek eylemin açlık grevi olduğunu ifade etti. Aksu mektubunda, “İktidarın halkı yoksullaştırmaya dayalı sömürü çarkının kırılabilmesi için bulunduğum cezaevinde yapabileceğim tek şey olan ve her evdeki açlık tehlikesine işaret etmek, ortak olmak için açlık grevine başladım” ifadelerini kullandı.

Aksu’nun açıklaması ve talepleri şöyle:

“Bir işçi sendikasının meşru husumetlisi; patronlar, patron örgütleri, devlet ve siyasi iktidardır. Şayet işçi sendikasının, işçilerin çıkarlarından farklı çıkarlara sahip bu yapıları eleştiremeyecek ve ses çıkaramayacaksa, varlığına da ihtiyaç yoktur. Holding merkezleri, patron örgütleri ve sarı sendika lobilerinin tertip ve talebiyle sipariş usulü tutukluyuz. Maden işçilerinin Bakanlıklar ve Cumhurbaşkanlığı kurumuna yönelik mücadelesi ve talebinin “örnekleşmesi” bir holding şahsında tüm holding ve uluslararası tekelleri fazlasıyla ürküttüğü için içerideyiz. Korkmuyoruz, eğilmiyoruz! Her yıl binlerce işçi, sırf sendika üyesi olduğu için işinden oluyor. Türk Ceza Kanunu’nun 118. maddesine göre patronların sendikal örgütlenmeyi engellemesi suç olmasına rağmen bugüne kadar tek bir patronun bu suçtan tek bir dakika cezaevinde yattığına şahitlik edilmedi. Her ay iş cinayetlerinde en az 200 işçi öldürülüyor. Bugüne kadar tek bir holding patronunun, istisnalar hariç, tek bir dakika cezaevinde yattığı görülmedi.500 kişinin çalıştığı bir işyerinde, yarıdan bir fazlası dahi yeterliyken 500 işçinin tamamını da üye yapsanız ve bu durum Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın sisteminde saatine saniyesine kadar kanıtlı da olsa patronların bu örgütlenmeye ve sendikanın yetkisine itiraz etme ayrıcalığı var. Bu itirazlar sonucu, her 100 işyerinin 98’inde 6-7 yıl boyunca süren davalar sonunda sendikal örgütlenmeler kırılıyor.

İşçiler birliklerini sağlayıp, sendikalarını zorlayıp greve çıktıklarında da grev, Cumhurbaşkanı kararıyla mesnetsiz gerekçelerle erteleniyor, yasaklanıyor. Ve ülkenin Cumhurbaşkanı, grev yasaklamakla patron örgütleri önünde övünebiliyor, alkış alıyor. Konfederasyon merkezlerini denetim altına alıp işçilerin haklarına yönelik her türlü patron saldırısına karşı suskunluklarını garanti eden dikensiz bir gül bahçesi yarattıklarını sanıyorlarken işçi sınıfı, mücadeleci sendikalarla bir çıkış yolu arıyor. Biz gökten inmedik! Bu mücadeleler ve sınıfın bu ihtiyaçları bizi öne itti.

28.075,50 TL asgari ücret ya da 23.552,00 TL emekli maaşı ile mevcut enflasyon koşullarında ve yüksek kiralı kentlerde eğitim, sağlık, barınma, beslenme ihtiyaçlarının karşılanabileceğini, insanca ve onurlu bir yaşam sürdürülebileceğini iddia eden herkesin ve her kesimin karşısındayız.

Sıkıntılar içerisindeki işçiler, köylüler, çiftçiler, esnaflar ve küçük üreticilerle birlikte; kardeşlik ve mücadeleyi örerek ve böyle bir düzene mahkûm değiliz diyerek, halkın geleceğine çöken uluslararası tekeller, holdingler ve onların iktidarının halkı yoksullaştırmaya dayalı sömürü çarkının kırılabilmesi için bulunduğum cezaevinde yapabileceğim tek şey olan ve her evdeki açlık tehlikesine işaret etmek, ortak olmak için açlık grevine başladım. İşçilerin sendikal hak ve özgürlükleriyle ilgili mücadele ve eylemler, Türk Ceza Kanunu’nun 216, 217, 217/A ya da 299. maddeleri gibi yöntemlerle bastırılacaksa aşağıdaki taleplerim gerçekleştirilmelidir.

Keçiören Belediyesi'nde uyuşturucu skandalı: 171 personelin testi pozitif çıktı
Keçiören Belediyesi'nde uyuşturucu skandalı: 171 personelin testi pozitif çıktı
İçeriği Görüntüle

1- Anayasa’nın tanınmayan 51. maddesi kaldırılmalıdır.

2- 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu kaldırılmalıdır.

3- Halkın barınma, beslenme, ısınma hakları garanti edilerek kölelik ilan edilmeli ya da bu RİYAKÂRLIĞA son verilmelidir.

4- 4 kız çocuğu babası, 22 yıllık madenci ve 23.552,00 TL emekli maaşıyla geçimini sağlayan Bağımsız Maden İşçileri Sendikası Genel Başkanı Gökay ÇAKIR derhal serbest bırakılmalıdır.

5- Sendikamız Bağımsız Maden İşçileri Sendikası’nın genel merkezine en yakın cezaevi olan Akhisar Cezaevi’ne sevkim sağlanmalıdır.”

Kaynak: Haber Merkezi