Partisinin Genel Merkezi’nde düzenlenen basın toplantısında konuşan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, çerçeve yasaya destek verdiklerini açıkladı. Dört maddelik önerisini sıralayan Kılıçdaroğlu, “Gerçekçi bir çözüm mimarisi en az dört boyutu içermek zorundadır. Bu dört boyutla birlikte çözüm süreci başarıya ulaşabilir” dedi.

“CHP çok sayıda Kürt raporları hazırladı”

Kılıçdaroğlu'nun konuşması şöyle:

Zeynel Emre duyurdu: Yeni Parti'ye üye kaydı için tarih belli oldu
Zeynel Emre duyurdu: Yeni Parti'ye üye kaydı için tarih belli oldu
İçeriği Görüntüle

Elimde CHP kütüphanesinden bir raporla geldim. Raporun tarihi 1989. 1980'li yıllar, Kürt kelimesinin bile zor dillendirildiği darbe sonrası yıllar. O yıllardaki Cumhuriyet Halk Partisi olan Sosyal Demokrat Halkçı Parti, "Doğu ve Güneydoğu Anadolu Sorunu" adlı kapsamlı bir rapor hazırladı. Kürt realitesinin kabul edilmesi, ana dili yasaklarının kaldırılması... O günlerde bu rapor yüzünden SHP çok eleştirildi, yerden yere vuruldu ve hakkında soruşturmalar açıldı.

Ama 2 yıl sonra kurulan DYP-CHP koalisyon hükümeti ilk ziyaretini Diyarbakır'a yaptı. Rahmetli Süleyman Demirel ve rahmetli Genel Başkanımız Erdal İnönü kürsüye birlikte çıktılar ve o meşhur "Kürt realitesini kabul ediyoruz." açıklamasını yaptılar. O açıklama, Cumhuriyet tarihimiz için önemli bir andı ve aynı zamanda çok önemli bir adımdı.

Buna biz öncülük etmiştik. İlk kez biz cesaretle bu sorunun çözülmesi için önemli bir adım atmıştık. Daha sonraki yıllarda da CHP çok sayıda benzer Kürt raporları hazırladı. Bu raporların tümü partimizin arşivindedir.

“Nihayet 13 yıl sonra önerimize gelindi”

Değerli basın mensupları, bu sorunun çözülmesi için 2013 yılındaki ilk çözüm sürecine de bu yüzden CHP olarak destek verdik ve "Buyurun, sorunu çözün." dedik. Ama öyle gizli kapaklı yapmayın, Meclise getirin, orada çözelim diye Türkiye Büyük Millet Meclisini adres gösterdik.

2020 yılında yaptığımız kurultayda da yine, "Kürt sorunu başta olmak üzere tüm toplumsal sorunlarımız demokrasi temelinde ve Türkiye Büyük Millet Meclisinin öncülüğünde çözülecek, Türkiye'nin tam bağımsızlığı, demokrasisi ve üniter yapısı güçlendirilecektir." diye taahhüt etmiştik.

"İkinci Yüzyıla Çağrı Beyannamesi"nin önemli saptamalarından biri de budur.

Nihayet 13 yıl sonra, yani 2026'da, bizim önerimize gelindi. Sorunun çözüm adresi olarak Türkiye Büyük Millet Meclisi gösterildi ve Meclis bu görevi üstlendi.

Değerli basın mensupları, gerçekçi bir çözüm mimarisi en az dört boyutu içermek zorundadır. Bu dört boyutla birlikte çözüm süreci başarıya ulaşabilir.

Kılıçdaroğlu’ndan dört maddelik öneri

Nedir bunlar?

Bir: Terör örgütünün doğrulanabilir biçimde silahsızlanması ve örgütsel tasfiyesi.

İki: Türkiye'nin bütün yurttaşlarını kapsayan demokratik ve hukuki reformların yapılması.

Üç: Irak ve Suriye'deki bağlantılı silahlı yapıların geleceğini kapsayan bölgesel güvenlik düzenlemesinin hayata geçirilmesi.

Dört: Dış güçlerin vekil yapılanmalar üzerinden müdahalesini sınırlayacak bir egemenlik stratejisinin oluşturulması.

Bu dört boyut, her aşamada dikkate alınmak zorundadır. Çünkü Türkiye, kendi iç barışını kurarken dış jeopolitik hesaplara karşı da dikkatli olmak zorundadır.

“Terörün bitmesi, Türkiye için tarihsel bir fırsattır”

Bu mesele, Türkiye'nin kendi tarihsel ve toplumsal gerçekliği içinde, kendi Meclisiyle, kendi hukukuyla, kendi yurttaşlarıyla çözmesi gereken bir meseledir. Dolayısıyla Türkiye hem güvenlik mimarisini hem de toplumsal barışını hukuk ve demokrasi temelinde oluşturmak zorundadır.

Değerli basın mensupları, bugün konuştuğumuz mesele yalnızca bir güvenlik başlığı, yalnızca bir yasa hazırlığı, yalnızca bir örgütün silah bırakması veya kendisini feshetmesi değildir. Terörün bitmesi, Türkiye için tarihsel bir fırsattır.

Bu süreç ancak Cumhuriyetin kurucu ilkeleriyle, Türkiye Büyük Millet Meclisinin demokratik meşruiyetiyle, hukuk devleti, üniter yapı, üretken kalkınma ve bağımsız dış politika iradesiyle başarıya ulaşabilir. Çünkü bugün konuştuğumuz mesele, Cumhuriyetin ikinci yüzyılında Türkiye'nin nasıl bir ülke olacağı meselesidir. Bu gerçeği unutmamak gerekiyor.

Bu nedenle asıl soru şudur: Terör sonrasında nasıl bir Türkiye kurulacaktır?

“CHP, bütün eleştirilere göğüs geren tek partidir”

Silahların susması, kendi başına kalıcı bir barışa dönüşmeyecektir. İşte onu yapabilecek vizyona ve iradeye sahip olan parti Cumhuriyet Halk Partisidir. Herkes bunu bilmeli.

Sorunu ilk keşfeden, ilk gören, ilk raporu hazırlayan, çözüm önerilerini getiren, bütün eleştirilere göğüs geren tek parti Cumhuriyet Halk Partisidir. Kimse bu gerçeği unutmasın.

İşte bunu yapabilecek parti CHP olduğu için gücümüzü nereden alıyoruz? Çünkü biz bu ülkeyi kuran partiyiz. Bu ülkenin mimarı biziz. Cumhuriyet Halk Partisi, bu ülkenin sorunlarını çözmesini, akılcı politikalar üretmesini bilen bir partidir.

Değerli basın mensupları, biz bu sürece "Cumhuriyeti demokrasiyle taçlandırma süreci" diyoruz. Bir daha ifade edeyim: Biz bu sürece "Cumhuriyetimizi demokrasiyle taçlandırma süreci" diyoruz.

Peki, Cumhuriyeti demokrasiyle taçlandırmak nedir?

Cumhuriyeti demokrasiyle taçlandırmak; güvenliği hukukun yerine koymadan, özgürlüğü de güvenliğin karşısına dikmeden, bu iki değeri aynı anayasal düzen içinde birleştirebilmektir. Bu kapasiteye siyasetin sahip olması lazım.

Cumhuriyeti demokrasiyle taçlandırmak; silahın siyasetten tamamen çıkması, siyasetin de kapalı pazarlıklardan çıkarak Meclisin, hukukun ve milletin denetimine girmesidir.

Cumhuriyeti demokrasiyle taçlandırmak; farklı toplumsal aidiyetleri çatışma alanı olmaktan çıkarıp ortak Cumhuriyet yurttaşlığı içinde güvence altına almaktır.

“Sürecin başarısı yalnızca siyasi iradeye bağlı değildir”

Cumhuriyeti demokrasiyle taçlandırmak; Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Anayasa Mahkemesi kararlarının gereğini yapmaktır.

Dolayısıyla bu sürecin başarısı yalnızca siyasi iradeye bağlı değildir. Hukuki güvenceye, şeffaflığa, toplumsal katılıma ve güven duygusunun yeniden inşasına da bağlıdır.

Biz cumhuriyetçi, eşit yurttaşlık vaat ediyoruz. Benim ne hakkım varsa, Kürt vatandaşlarımızın, kardeşlerimizin de o kadar hakkı vardır.

Değerli basın mensupları, bu mesele sadece bir demokrasi ve hukuk meselesi de değildir. Bu mesele, Türkiye'nin güvenliği ve dış politikası için de hayati bir meseledir.

Hiç kimse unutmasın; biz bu meselemizi çözmeden güçlü bir bölgesel aktör hâline gelemeyiz. Bir daha ifade edeyim: Bu temel meseleyi çözmeden Türkiye'nin güçlü bir bölgesel aktör hâline gelmesi çok zor. Hiç kimse bu gerçeği unutmasın. Bu gerçeği hepimizin kabul etmesi gerekiyor.

“Üniter devlet yapısı bizim kırmızı çizgimizdir”

Önce Kürt vatandaşlarımızla aramızda, Kürt komşularımızla kuracağımız güçlü bağlar, Türkiye'nin gelecek vizyonunu da şekillendirecektir.

Bu noktada artık ilkesel bir çerçeve ortaya koyuyoruz: Terörün bitmesi ve üniter devlet yapısı bizim kırmızı çizgimizdir.

Bu bağlamda;

  • Silahın siyasetin dışına çıkmasına evet.
  • Türkiye Büyük Millet Meclisi merkezli sürece evet.
  • Hukuk devletine evet.
  • Eşit yurttaşlığa evet.
  • Demokratik siyasetin güçlenmesine evet.
  • Üniter yapının korunmasına evet.
  • Bölgesel barışa, sadece Türkiye'de değil, bölgede barışa evet.

Bu nedenle çağrımız çok açıktır:

Sürecin tüm aşamaları bundan sonra da Türkiye Büyük Millet Meclisi merkezli yürütülmelidir. Çerçeve yasa, açık hukuk ilkelerinin ürünü olmalıdır. Silahsızlanma gerçek, denetlenebilir ve geri dönüşsüz olmalıdır. Demokratik siyasetin alanı genişletilmelidir. Üniter yapı ve egemenlik ilkesi korunmalıdır.

Bu ülkeyi kuran parti olarak sorumluluğumuzu biliyoruz. Hiçbir siyasi menfaat düşünmeden elimizi gerektiğinde taşın altına koymasını biliyoruz.

Ülkemizin huzuru, bölgemizin huzuru için açıkladığım çerçeve içinde üretilecek çözüm, Türkiye'yi rahatlatacaktır. Türkiye rahat bir sürecin içine girecektir.

Yeter ki bir kişi daha ölmesin. Yeter ki Türkiye bu meseleden kurtulsun.

Hepinize saygılar sunuyorum, değerli basın mensupları.

Kaynak: Haber Merkezi