İzmir'de düzenlenen EFES-2026 Tatbikatı'nda konuşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Lübnan'da ve bölgemizin diğer yerlerinde çoluk çocuk, kadın yaşlı demeden katleden soykırım şebekelerinin karşısında tüm insanlığın müşterek değerlerini savunmaya kararlılıkla devam edeceğiz" dedi.
Erdoğan'ın konuşması şöyle:
Bu yılki tatbikatımıza da kendi askerlerimizin yanı sıra elli farklı ülkeden 1300'ü aşkın dost, kardeş ve müttefik personel katılıyor. Misafirlerimizin her birine Türkiye'ye hoş geldiniz diyorum. Milli Savunma Bakanımız, Genelkurmay Başkanımız ve kuvvet komutanlarımız başta olmak üzere ordumuzun her bir mensubunu, ayrıca tatbikatta görev alan kamu kurum ve kuruluşlarımızın temsilcilerini canı gönülden tebrik ediyorum. Emeği geçen her Mehmetçiğimize, her kahramanımıza ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Dostlarımıza güven aşılayan, ülkemizle ilgili hesaplar yapanların da heveslerini kursaklarında bırakan EFES Tatbikatı'nı, Malazgirt'ten on yıl sonra 1081'de Çaka Bey'in fethettiği döneme göre dünyanın en önemli tersanelerinden birini kurarak denizcilik tarihimizde destanlar yazdığı topraklarda yapıyoruz. Bundan bin yıl önce bu toprakları yurt tutarken şehit olan, gazi olan, ilahi kelimetullah uğrunda can veren tüm kahramanlarımızı minnetle yad ediyorum. Geçmişten bu yana, Malazgirt'ten İstiklal Harbi'ne, Kıbrıs Barış Harekatı'ndan terörle mücadeleye kadar vatanımız, birliğimiz, dirliğimiz, bayrağımız, mefkûremiz, devletimizin ve milletimizin bekası için şehit olan, gazi olan her bir vatan evladını kemali edeple anıyorum. Hayatta olan gazilerimize Cenab-ı Allah'tan hayırlı ve uzun ömürler diliyorum.
"Efes tatbikatı, bir tatbikat olmanın çok ötesinde"
Kıymetli misafirler, yüksek teknolojili yerli ve milli savunma sanayi ürünlerimizin başarıyla kullanıldığı, planlamasıyla, uygulamasıyla, birliklerin uyumuyla, içeriği ve iletisiyle, bütün bunların arkasındaki stratejik akılla EFES Tatbikatı bir tatbikat olmanın çok ötesinde anlamlar ifade ediyor. Burada 2500 yıllık bir kurmay aklın tecellisi var. Burada caydırıcılığın yanı sıra barışı tesis etmenin nasıl bir hazırlık, irade ve kararlılık gerektirdiğinin numunesi var. Burada bir milletin göz bebeği olarak, Peygamber ocağı olarak gördüğü, her bir neferine Mehmetçik adını verdiği bir kurumun ete kemiğe bürünen şuuru var. Şunu ifade etmek isterim ki Türk ordusu, kendi milletinin, kendi vatanının hafızasını ve mefkûresini taşıdığı kadar, içinde bulunduğu coğrafyanın da hafızasını ve mefkûresini taşımaktadır. Hamdolsun, o hafızayı da, o mefkûreyi de ordumuzun her bir mensubu layıkıyla deruhte etmeye devam ediyor. Türk ordusu barışın ordusudur. Türk ordusu huzurun ordusudur. Türk ordusu istikrarın ordusudur. Dünyanın kendi ordusuna ithaf edilen tek milli marşı İstiklal Marşımızdır. “Hakkıdır, Hakk’a tapan milletimin istiklal.” mısrağında olduğu gibi Türk ordusu istiklalin ordusudur.
Güvenlik paradigmalarının değiştiği, uluslararası hukukun itibar kaybettiği hassas bir dönemden geçiyoruz. Dünyada yeni dengeler ittifaklar kuruluyor. Dünyamız çok kutuplu bir yapıya everiliyor. Ülkemizin içinde yer aldığı geniş bölge bu sürecin sıklet merkezini oluşturuyor. Geleceğe dair senaryolar yazılırken biz ülkemizi kilit konuma getirmek için çalışıyoruz. Ordumuzu güçlü ve donanımlı tutmamız gerektiğinin bilincindeyiz. Türkiye olarak savaşa ve kaosa yatırım yapanların karşısında barışı savunmaya devam edeceğiz. Gazze'de Lübnan'da çoluk çocuk katleden soykırım şebeklerinin karşısında insanlığın müşterek değerini savunmaya devam edeceğiz




