Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin TBMM’de düzenlenen grup toplantısında emeklilerle bir araya geldi. İktidara emekli maaşı üzerinden yüklenen CHP Lideri Özel, “Adalet ve Kalkınma Partisi, emeklinin düşmanıdır. Nerede bir kayıp varsa, orada bulunur. Madem her seçim sandığında emekli kaybediyor, biz de orada olacağız” dedi.

Öte yandan AK Parti Grup Başkanvekili Leyla Şahin Usta'nın sözlerine de tepki gösteren Özel, “Bu hanımefendiyi halen daha görevde tutmaya devam ederseniz, o ayıplı lafın altına tüm parti imza atar, başta Erdoğan. Başta Erdoğan” ifadelerini kullandı.

Özel’in açıklamalarından satırbaşları şöyle:

Özgür Özel’den Leyla Şahin Usta’ya tepki

“Geçtiğimiz hafta Meclis’te, AK Parti’nin grup başkan vekili sıfatıyla, Adalet ve Kalkınma Partisi adına konuşan ve o oturumda partiyi temsilen en yetkili kişi olan bir milletvekili kürsüye çıktı ve güya bizi eleştirmek adına şunu söyledi: ‘Suriye’de Müslümanlar ölürken ses çıkarmayanlar, şimdi Alevi katliamı var diye konuşuyor.’

Arkadaşlar, grup başkan vekilimiz bu ifadeyi fark etti ve büyük bir siyasi olgunluk göstererek, ‘Bunu düzeltin; çünkü ağızdan çıkan bir söz bazen olmadık yerlere gider” dedi. Açıkça, ‘Yanlış bir şey söylüyorsun, bunu düzelt’ diye uyardı. Ancak hanımefendi bu uyarıyı dikkate almadı, sözünde direndi.

Bugün gelinen noktada, Türkiye’nin dört bir yanında Alevi canlarımızın yüreğini yakan bu sözlerle ilgili olarak, Adalet ve Kalkınma Partisi uyarılarımıza rağmen ‘Hayır, arkasındayım’ demektedir. Alevileri Müslüman saymayan bir anlayışla Cumhuriyet Halk Partisi’ne iftira atmaya çalışırken, aynı zamanda Suriye’deki Alevi katliamını meşrulaştıran; akla, vicdana ve siyasete sığmayan bir tutum sergilenmektedir.

Dün de Ömer Çelik çıkıp televizyon karşısına geçti. Parti adına bir düzeltme beklerken, abuk sabuk sözlerle konuyu geçiştirmeye çalıştı; bir–bir buçuk aylık polemiklerden anlam çıkarmaya uğraştı. Eğer bu hanımefendi hâlâ görevde tutulmaya devam edilirse, o ayıplı sözlerin altına tüm parti imza atmış olur. En başta da Erdoğan imza atmış olur.

Ha bir de hanımefendiye söyleyeyim: ‘Müslüman kanı akarken ses çıkarmamak’ gibi bir lafı söyleyene yazıklar olsun.

İmamoğlu'nun CHP'nin kurultay davasında yaptığı savunma ortaya çıktı
İmamoğlu'nun CHP'nin kurultay davasında yaptığı savunma ortaya çıktı
İçeriği Görüntüle

“Türkiye, tüm yetkileri tek elde toplayan bir sistemle yönetiliyor”

1 Mart 2003’te Erdoğan, iktidara gelmeden önce partisinin genel başkanıyken Amerika’ya gidip biat sözü vermiş, karşılığında Irak operasyonu için tezkere sözü almıştı. O gün, kapalı oturumda Cumhuriyet Halk Partisi, Amerikan askerinin Mersin Limanı’ndan geçip Irak’a kara operasyonu yapmasını engellemek için çaba gösterdi. 99 AK Parti milletvekili, bizimle birlikte oy kullanarak, bu tezkerenin geçmesini engelledi; böylece Amerikan askerinin Mersin’den geçip güneydoğuyu kirletmesine ve Irak’ta Müslüman kanının akmasına ortak olunmamasını sağladı. O 99 milletvekilinden bir tanesi bile siyasette var olmadı; hepsi yok edildi.

Buradan 22. dönem yaşayan tüm Cumhuriyet Halk Partisi milletvekillerini, hayatta olmayanları rahmetle anıyoruz. Biz diyoruz ki: Amerika’nın her türlü emperyalist ve kirli oyununa karşı Türkiye Cumhuriyeti’nin, Türk milletinin hakkını ve menfaatini sonuna kadar koruruz. Amerikancılık size kalsın.

Türkiye, 2018’den bu yana artık tüm yetkileri tek elde toplayan bir sistemle yönetiliyor. Maalesef aynı dolma kalem, aynı mürekkeple sabah vali, öğleden sonra il başkanı; aynı mürekkeple kaymakam ve ilçe başkanı atanıyor. Hem bir partinin genel başkanı hem Cumhurbaşkanlığı yapan birinin bu çoklu makam bozukluğu, ülkeyi büyük ve içinden çıkılamaz krizlere sürüklüyor.

“AK Parti’nin sıkıntıları çözebilecek becerisi ve enerjisi artık yok”

Bir ekonomik kriz içindeyiz; tek adam rejimi başladığından beri bitmek bilmiyor. Bunun yanında yargı krizleri, sosyal krizler de var ve her biri ülkenin canını ayrı ayrı yakıyor. Bugün asgari ücretliler, emekliler ve çiftçiler, tarihin en borçlu dönemini yaşıyor. Yüksek faiz, yüksek enflasyon ve peş peşe gelen zamlar hepimizin belini büktü. AK Parti’nin bu sıkıntıları çözebilecek kadroları, becerisi ve enerjisi artık yok.

O yüzden AK Parti ile milletin arasındaki mesafeyi görmek lazım. Cumhuriyet Halk Partisi ise gerçek siyaseti meydanlarda, sokaklarda, vatandaşın yanında yapıyor. Kışın sıcak, yazın serin salonlardan polemik üretenlerin siyaseti ise izlemeye utanılacak bir tablo sunuyor.

Özgür Özel’den Erdoğan’a emekli maaşı eleştirisi

Sayın Erdoğan bir kelimeyi unuttu: ‘emekli’ kelimesini. Geriye doğru taradım, yok. Ağzına almıyor, adeta lügatından silmiş. Onun için emekli yok, asgari ücretli yok.

Ama biz bu ülkenin yoksullarını onların insafına bırakmayacağız. Tüm dertleri, sıkıntıları ve çözümleri ayrı ayrı konuşacağız.

Bugün, bu salonda Türkiye’deki tüm emeklileri temsilen, kendi grubumuz meclisi terk etmemek kararı aldığında harekete geçen ve bu eylemi destekleyen emekliler var. Bugün de buraya gelen emekliler var; hepinizin karşısında, Cumhuriyet Halk Partisi olarak saygıyla ve hürmetle eğiliyorum.

Emekliler ‘Emekliyiz, haklıyız, kazanacağız!’ diye sesleniyor, seslerini yükseltiyorlar. Ben, iki emeklinin evladı olarak söylüyorum: Bu boğazından geçen her kuruş, devlet memurunun maaşı, emeklinin maaşı, Sosyal Güvenlik Kurumu ile yapılan sözleşmeler ve devletin ödediği ilaç faturaları dahil, sizin emeğinizdir. Bu devleti var eden sizlersiniz. Parti Genel Başkanı olarak söylüyorum: Sizin onur mücadeleniz, hepimizin onurudur. Sizin için sonuna kadar mücadele edeceğiz.

“Adalet ve Kalkınma Partisi emeklinin düşmanıdır”

Kısaca hatırlatalım: Adalet ve Kalkınma Partisi, emeklinin düşmanıdır. Nerede bir kayıp varsa, orada bulunur. Madem her seçim sandığında emekli kaybediyor, biz de orada olacağız.

Temmuz ayında, devletin resmi rakamlarına göre, en düşük emekli maaşı alanların sayısı 3,7 milyondu; şimdi 4,9 milyon oldu. Yani yalnızca altı ayda 1,2 milyon kişi daha en düşük maaş alanlar hanesine eklendi. 5 milyon kişi en düşük emekli maaşıyla yaşamaya çalışıyor.

“En düşük emekli maaşı 39 bin lira olmalı”

Biz, bu sefalet üzerine hem asgari ücret hem de emekli maaşları için çalıştık. Teklifimizi açıkladık: Asgari ücret ve en düşük emekli maaşı 39.000 lira olmalıdır. Kaynağı hazırladık, teşvik paketini hazırladık. Dedik ki asgari ücret artırılırken küçük esnaf ve belli sektörler korunmalı; 10.000, 5.000, 4.000 liralık SGK prim desteklerini hazırladık ve sunduk. Ancak dediler ki, bunu yapamayız.

Asgari ücret, tarihte ilk kez açlık sınırının altında açıklandı. Açıklanan gün, açlık sınırı 30.000 lira iken, asgari ücret 28.000 lira, en düşük emekli maaşı ise enflasyon farkıyla 18.938 lira olarak açıklandı. Buna inanamadık, ‘Böyle bir şey olamaz’ dedik. Grup başkanvekillerimizle değerlendirdik; ne yapıyorlar, hiçbir şey yapmıyorlar, sadece Trafik Kanunu’nu görüşüyorlar. Müdahale etmeyecek misiniz? Dediler ki ‘Biz buradayız ama AK Parti birazdan kapatır, gider.’

Biz ise grup olarak oy birliğiyle, büyük bir azimle, emekliler için mücadeleyi Meclis’in gündemine taşıdık ve dikkatleri bu meseleye çekmeye devam ediyoruz.

Emeklilere verilen ücret, açıkça bir sefalet ücretidir. Burada çok büyük bir fırsat var; burası milletin Meclisi’dir. Ana muhalefet partisi olarak 7/24 nöbetteyiz, hep birlikte buradayız ve en iyi iyileştirme için sonuna kadar mücadele edeceğiz.

‘Bin lira verelim’ diyorlar; harçlık verir gibi. ‘20 bin yapalım’ diyorlar. Buna sonuna kadar itiraz edeceğiz. Ancak buradaki asıl fırsat şudur arkadaşlar: Ana muhalefet eylemde. DEM Parti, bizim kadar sert eleştiriyor. Yeni Yol Grubu, Saadet Partisi, DEVA Partisi, Gelecek Partisi; hepsi bu sefalet maaşına itiraz ediyor, açıklamalar yapıyor.

Bir de Milliyetçi Hareket Partisi var. Sayın Bahçeli de bugün buna ‘sefalet maaşı’ dedi. Emekliler, sizlere sesleniyorum: Eğer bugün herkes söylediğinin arkasında samimiyetle durursa, bu Meclis’te artık azınlık değilsiniz; çoğunluksunuz.

Özel’den Bahçeli’nin emekli maaşlarına yönelik sözlerine ilk yorum

Buradan Sayın Bahçeli’ye ve tüm genel başkanlara saygılarımı sunuyorum. Eğer Adalet ve Kalkınma Partisi iyi bir teklif getirirse, grubumuz iki elini birden kaldırır ve oy verir. Getirmezlerse, bu Meclis sarayın memuru değildir. Bu Meclis’te her parti ayrı ayrı teklif verebilir, ortak teklif de verilebilir; bütün milletvekilleri altına imza atabilir.

Madem buna sefalet diyoruz, madem Sayın Bahçeli de bugün “sefalet maaşı” dedi; o hâlde gelin, emekli maaşını asgari ücrete eşitleyelim. ‘Asla altında olamaz’ diyelim, oylarımızı verelim; hem emekliyi kurtaralım hem de Meclis’in itibarını kurtaralım.

Plan ve Bütçe Komisyonu’nda en iyi noktaya gelmesi için mücadele etmeliyiz. Hem Plan ve Bütçe Komisyonu’nda hem de Meclis Genel Kurulu’nda herkes söylediğinin arkasında durursa, bu sefalet maaşını ortadan kaldıracak aritmetik ortadadır. Diğer konularda farklı düşünebiliriz, yine tartışırız. Herkes kendi ittifakında, kiminle birlikte olmak istiyorsa olur. Ama emeklinin meselesinde bir araya gelirsek, Türkiye’de çok şey değişir; gerçekten çok şey değişir.

“Emekliye dayatılan bu zulme sonuna kadar karşı çıkacağız”

En düşük emekli maaşını asgari ücrete eşitlemek için gereken kaynak 650 milyar liradır. Geçenlerde bütçe geçti; ‘Böyle bir paramız yok, kaynak yok’ diyorlar. Oysa bütçede tek bir kalem var: 768 milyar lira. Vazgeçilen Kurumlar Vergisi. Yani kazanmış, kâr etmiş şirketler vergi ödemesin diye bu kaynaktan vazgeçiliyor. Ama konu emeklinin 650 milyar lirası olunca ‘para yok’ deniliyor. Üstelik 2,7 trilyon lira faiz ödenirken, ihtiyaç duyulan paranın dört katı faize giderken, emekliye gelince kaynak yok deniyor. Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak, emekliye dayatılan bu zulme sonuna kadar karşı çıkacağız.

Ankara’dayız. Bu şehrin bir büyükşehir belediye başkanı var; örneği oradan vereceğim. Aslında tüm belediyelerimizde benzer uygulamalar var ama en iyi örneklerden biri Ankara’dır. Günlerdir ‘sudan siyaset’ yapıyorlar. Denizli’de de söyledim: ‘Bunlar çıkmış, ‘yağmur yağmasın’ diye dua ediyorlar’ dedim; inanan çıktı. İnsan hayret ediyor.

Bakın, 2019’da Erdoğan, 2023’te de bakanları çıkıp “Gerede Sistemi’nin birinci ve ikinci etaplarını yaptık, Ankara’nın su sorununu 2050’ye kadar çözdük” dediler. Ben onların yalancısıyım. Devlet Su İşleri onların yönetiminde. Eğer sorun çözülmüşse, suyu verin, Mansur Yavaş dağıtsın. Ama gerçekler ortada: Gerede’den 2023’te 235 milyon metreküp su gelirken, 2024’te 119 milyon metreküp, 2025’te ise sadece 72 milyon metreküp su gelmiş. Geçen yıl mayıstan ekime kadar ise tek bir metreküp su bile gelmemiş.

Şimdi ben çıkıp ‘Gerede Sistemi beceriksiz, Erdoğan beceriksiz’ desem, Allah’ın gücüne gider. Çünkü küresel bir kuraklık var, yağmur yağmıyor. Baraj yapmak, altyapıyı güçlendirmek 23 yıldır iktidarda olanların işi. Biz buna rağmen ‘Kuraklık üzerinden siyaset yapmayalım, hep birlikte çalışalım, su sorununu çözelim’ derken; onlar dönüp Mansur Yavaş’a ‘beceriksiz, Ankara’yı susuz bıraktı’ diyerek sudan siyaset yapıyorlar.

“375 bin sosyal yardım alan vatandaşımız ulaşımdan ücretsiz yararlanacak”

Oysa Mansur Yavaş tüm tedbirleri almış, rakamları şeffaflıkla paylaşmış ve bu sorunu da çözüme kavuşturmuştur. Allah’ın izniyle, bugüne kadar çözdüğümüz her sorun gibi su sorununu da çözeceğiz. Belediyelerin yetkisiyle, milletin verdiği güçle ve önümüzdeki dönemde iktidara gelerek bu ülkenin tüm sorunlarını çözeceğiz.

Mansur Bey dedi ki: ‘Bunu duyurmayı Genel Başkanımız yapsın.” Haftaya Meclis’te çoğunluğumuz da var; geçirmeme imkânı da, ihtimali de yok. Ankara Büyükşehir Belediye Meclisi karar alacak. Ankara Büyükşehir Belediyesi sınırları içinde yaşayan 375 bin sosyal yardım alan vatandaşımız, bundan sonra toplu ulaşımdan ücretsiz yararlanacak. Bedava.

Şimdi düşünün: 23 yıldır bu ülkeyi yöneten iktidar varken, bu sefalet düzenini yaratanlar da, bu rezaleti ortaya çıkaranlar da AK Parti’nin kara düzenidir. Peki bu düzen nasıl değişecek? Vallahi sandıkta değişecek. Sandıkta değiştirmek dışında artık başka bir ihtimal kalmadı.

“Yasa dışı bahse yönelik eylem planımızı açıklayacağız”

Yeşilay’ın verilerine göre Türkiye’de 40 milyon kişi en az bir kez bahis oynamış, 7 milyon kişi ise kumar bağımlısı hâline gelmiş durumda. Kumar bağımlılığı, uyuşturucu bağımlılığının katbekat üstünde. Kumar borçları yüzünden canına kıyan insanların olduğu bir noktaya geldik.

Bunların tamamından kurtulacağız. AK Parti’nin bu kara düzenini yıkmazsak, namerdiz.

Kumar bağımlılığı konusunda arkadaşlarımız hassas bir çalışma yaptılar; bunu buradan ifade ediyorum. Kumar bağımlılığıyla ilgili kapsamlı bir eylem planı hazırladık. Öncelikle, bu belanın toplumsal ve mali zararını tüm yönleriyle ortaya koyan bir analiz yaptık. Ardından, gerek cezaların artırılması, gerek toplumsal farkındalık yaratılması, gerekse yasa dışı bahis siteleri ve köprülerinin ortadan kaldırılması için önemli bir plan geliştirdik.

Bunu önümüzdeki günlerde önce açıklayacağız, sonra diğer partilerle paylaşacağız. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde bir Araştırma Komisyonu kurulmasını ve bu eylem planının tüm partiler tarafından yasal düzenlemelerle hayata geçirilmesini öneren bir teklif sunacağız.

Bir de şunu vurgulamak isterim: Artık teknolojiyle ilgili gençlerimizin merakını ve kodlama becerilerini kötüye kullanan uygulamalarla karşı karşıyayız. Örneğin, Çin’den sipariş veriliyor, 90 liraya alınan bir ürün, Türkiye’de 5.000 liraya satılıyor. Gençler robot yapıyor, kodlama öğreniyor, parçalar alıyor; ama işin içine siyasetin karışmasıyla ve Trump’a yaranma çabalarıyla bu süreç çocuklar için zararlı hâle geliyor.

“Bu uygulamalar Trump’a yaranmak için yapıldı”

Gerçek şu ki, bu uygulamalar Trump’a yaranmak için yapıldı; bize, Türkiye’ye, çocuklara faydası yok. Çocukların dünya ile bağlantısı kesiliyor; yalnızca siyasi bir amaç için gençler üzerinde olumsuz bir etkisi oluyor. Ben gençlerin yalancısıyım: Bu iş, sırf Trump’a yaranmak için yapıldı.

Değerli arkadaşlar, bir ülkede adalet olmazsa geçim de olmaz, refah da olmaz. 19 Mart darbesi bu milleti daha da yoksullaştırdı. 160 milyar dolarımızı yediler, borsayı çökerttiler, yatırımcıyı kaçırttılar. Sayın Erdoğan, bizimle sandıkta yarışmaktan, milletin önüne çıkıp hesaplaşmaktan korktu."

Muhabir: Şevval Dalgıç