AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, MKYK gündemine ilişkin açıklamalarda bulundu. Gazetecilerin sorularını da yanıtlayan AK Partili Çelik, bugün Bursa Büyükşehir Belediyesi’nde başkanvekilliği için yapılan seçime ilişkin konuştu. Seçimi AK Partili Şahin Biba’nın kazandığının hatırlatılması üzerine Çelik, “Bu süreçte Cumhur İttifakı’nın adayı, milletin verdiği irade doğrultusunda Belediye Meclisi’nde çoğunluğun oyunu alarak bu sonuca ulaştı. Şimdi seçime girip girmemek, aday çıkarıp çıkarmamak onların bileceği iştir; bu bizi ilgilendirmez” dedi.

Çelik’in açıklamalarından satırbaşları şöyle:

“(ABD-İran savaşındaki ateşkes) önemli olan, kalıcı ateşkes ile birlikte barışın çerçevesinin ortaya çıkmasıdır. Şimdi tabii ‘bir gecede sizi taş çağına çeviririz’ ya da ‘bir gecede bir medeniyet yok edilir’ gibi ABD ve İsrail saldırganlığının söylemleri açıktır. Hemen arkasından gelen süreçte bizim de buradaki odaklandığımız nokta esas olarak bir barış çerçevesinin, bir barış metninin ortaya çıkmasıydı.

“Geçici ateşkes meseleleri çözmüyor”

Ama geçici ateşkes meseleleri konuları çözmüyor. Önemli olan burada kalıcı bir şekilde barışa ulaşılmasıdır. Çünkü ortaya çıkan vahim insani tablo ve enerji, tarım ve diğer alanlardaki krizler kuşkusuz ciddi sonuçlar doğuruyor.

Görülmüştür ki aslında ulusal olan ile bölgesel olan ve küresel olan iç içe geçmiştir. Ulusal olanın bölgesel olana, bölgesel olanın küresel olana etkisi arasında artık bu dünyanın şartlarında bir mesafe kalmamıştır. Bu mesafenin olmaması demek; herhangi bir ülkeye dönük haksız ve hukuksuz bir saldırı gerçekleştirdiğinizde, insanlığın tamamını etkileyen tablolar ortaya çıkarmış oluyorsunuz.

Tüm bu çerçevenin doğru bir şekilde değerlendirilmesi gerekir ve kalıcı barış olmadan sadece ateşkesin belli mevziler kazanmakla sınırlı bir tablo haline getirilmemesi gerekir. Bu çerçevede bunun değerlendirilmesi gerekir.”

Destici: ABD’nin ateşkes kararını güvenilmez buluyorum
Destici: ABD’nin ateşkes kararını güvenilmez buluyorum
İçeriği Görüntüle

“Yasal düzenlemelerle ilgili partilerin çalışmaları var”

Ömer Çelik, basın açıklamasının ardından gazetecilerin sorularını da yanıtladı. Ömer Çelik,’e sorulan soru ve yanıtları şöyle:

-Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş bir açıklama yaptı; “Terörsüz Türkiye” süreci konusunda yasal düzenlemelerle ilgiliydi. Bu açıklamada, önce siyasi parti gruplarının çalışmalarını tamamlayacağını ifade etti. Bu noktada AK Parti'nin çalışmaları ne durumda?

Şimdi yüce Meclis, bu süreçle ilgili biliyorsunuz komisyon çalışmasını çok başarılı bir şekilde tamamladı. Yüce Meclis raporunda, silah bırakılmasından sonra adımların atılacağı ifade edildi. Şimdi tabii ki burada “terörsüz Türkiye” ve “terörsüz bölge” hedefi açısından, terör örgütünün gündemden çıkarılması esas odak noktasıdır.

Ayrıca silahların bırakılması ve bunun tamamlanması yoluyla bu terör örgütü yapısının tamamen feshi; bunun Avrupa’daki yapılanması dâhil olmak üzere, diğer ülkelerdeki yapılanmaları dâhil olmak üzere legal ve illegal unsurlarının ve yapılanmasının ortadan kalkmasıdır.

Dolayısıyla burada yüce Meclis, çok değerli bir komisyon çalışmasıyla yol haritasını netleştirmiştir. Burada şimdi görülmesi gereken bir husus var: Biliyorsunuz sembolik olarak bir grup silah yakma oldu, ama onun sonrasında bunun sistematik olarak devam etmesi gerekiyor. Yani bazı mağaraların boşaltılması dışında, sürecin bütün safahatının tam olarak görülmesi gerekiyor.

Tabii ki bu safahatın tam görülmesiyle birlikte, devlet kurumları da bununla ilgili olarak talimatlar doğrultusunda süreci takip ediyorlar. Yani teyit ve denetim mekanizması son derece verimli bir şekilde çalışıyor. Dolayısıyla terör örgütünün silah bırakma aşaması teyit edildiğinde, silah bırakmanın gerçekleştiği kesin olarak ortaya konduğunda; zaten yasal düzenlemelerle ilgili hem partilerin çalışmaları var. Bunlar belli bir noktadan sonra partiler arasında, her zamanki Meclis usulleri çerçevesinde ortaklaştırılır ve orada bir sonuca varılır.

Bugünün dünyasında terörün ilkel yöntemlerinden hem bölgenin hem Türkiye’nin kurtarılması gerekiyor. Gördüğünüz gibi etrafımızda pek çok olay yaşanıyor; Suriye’de olaylar oluyor, İran’da olanları da gördük. Aslında bazı güç odaklarının bu terör örgütlerine nasıl baktığını da gördük; yani bir nevi lejyoner muamelesi yaptıklarını görüyoruz.

Esas olan; Türkiye’nin içinde ve dışında yaşayan halklar dâhil olmak üzere herkesin huzurlu bir geleceğe kavuşmasıdır. Dolayısıyla Türkiye’nin buradaki müktesebatı ve kapasitesi yüksektir. Esas konu, terör örgütünün silah bırakması ve bu yolla örgütün feshedilmesidir.

Yasa da zaten, bütün bu yasal çalışmalar — Mecliste yapılan komisyon çalışması dâhil — bunun için yapılmaktadır. Şu anda esas gündemde olan konu, örgütün silah bırakmasının gerçekleşmesi ve bunun takviminin net bir şekilde görülmesidir.

Ömer Çelik’ten Özgür Özel’in ara seçim çağrısına yanıt

-Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Sayın Özgür Özel’in geçtiğimiz grup toplantısında yaptığı bir çağrı vardı. Bununla alakalı olarak bugün de bazı muhalif partilere yönelik destek arayışlarında bulundu. Diğer taraftan belediye başkanlarına yönelik bir takım operasyonlar söz konusu. Bu operasyonları gündemden düşürmek adına böyle bir formül ortaya attığı yönünde değerlendirmeler de yapılıyor. Siz bu konuda ne değerlendirmede bulunacaksınız?

Cumhuriyet Halk Partisi’nin Türk siyasi hayatındaki en temel tanımlarından biri “kurultaylar partisi” olmasıdır. Yani canı sıkıldıkça kurultaya giden bir parti olarak ifade edilir. Herhangi bir şekilde biz deriz ki Cumhuriyet Halk Partisi’nin Türkiye’nin istikrarı hakkında söyleyecek bir sözü yoktur. Çünkü kendi istikrarını sağlayamamış bir partidir.

Bu açıdan bakıldığında, Sayın Özgür Özel dönemi tam bir kaos dönemidir. Yani partiyi kim temsil ediyor, partinin gerçek genel başkanı kim, parti adına kim konuşuyor? Mesela sadece bir örnek verelim: Libya’da o zaman Türk Silahlı Kuvvetleri ve Türkiye’ye silah çeken güçler vardı, Türkiye ile beraber hareket eden güçler vardı. Türkiye’ye silah çekenlerin “seküler güçler” olduğu yönünde değerlendirmeler yapıldı. Halbuki Türkiye’nin beraber hareket ettiği yapı, Birleşmiş Milletler’in de onayladığı bir yönetimdi.

Yine Özgür Özel’in çalışma arkadaşlarından bir tanesi “Mavi Vatan” konusunu eleştirdi. Onun için Cumhuriyet Halk Partisi denildiğinde ilk akla gelen soru “Hangi Cumhuriyet Halk Partisi?” sorusudur.

Şimdi mesele bir partinin demokratik hakları ya da demokratik mekanizmaları savunması meselesi değildir. Sayın Özgür Özel’in ve çalışma arkadaşlarının yüzleşmesi gereken konu şudur: Cumhuriyet Halk Partisi nasıl bu kadar vahim bir hâle gelmiştir? Üstelik bunlar kendi yönetimleri döneminde oluşmuş meselelerdir. Kendisi de zaman zaman mahcubiyet duyduğunu ifade ediyor. Mahcubiyet duymak iyi bir şeydir ama sonuçta bu durum zincirleme bir şekilde devam ediyor.

Dolayısıyla o kurultay mantığıyla, “sana diyor ki” yaklaşımıyla yönetilen bir yapı ortaya çıkıyor ve sürekli seçim konusu gündeme getiriliyor. Şimdi siz Türkiye’nin istikrarlı yönetiminden, ulaşması gereken hedeflerden bahsettiğinizde; “AK Parti seçimden korkuyor mu?” gibi bir argüman ileri sürülüyor.

Oysa biz bugüne kadar defalarca, bütün siyasi hayatımız boyunca, yaklaşık 25 yıl boyunca seçimlere girdik ve sandıkta kazanarak iktidar olduk. Bundan bizim korkmamız söz konusu değildir. Aksine seçim, bizim en güçlü olduğumuz alandır. Ancak Türkiye’nin istikrarı ve ulaşması gereken hedefler dikkate alındığında, seçimlerin zamanında yapılması gerektiğini ifade ediyoruz.

Hükümetin, vatandaşın verdiği süreyi en iyi şekilde değerlendirme sorumluluğu vardır. Günün sonunda vatandaş şu soruyu sorar: “Size bir süre verdim, bu sürede Türkiye’nin hedeflerine ulaşması için çalışmanız gerekirken neden sürekli seçim gündeme getiriliyor?”

Bu yaklaşım, onların kendi içlerinde sürekli kurultay yapma alışkanlıklarının bir yansımasıdır. Kendi kurultay mantığını Türkiye siyasetine yansıtmaya çalışıyorlar. Bizim açımızdan bunun herhangi bir hükmü yoktur.

İkincisi, gerçekten böyle bir şey istiyor olsalar bile, bugün destek verdikleri kişilerle ilgili beyanlarındaki çelişkiler de ortadadır. Biraz başlarını kaldırıp etraflarına baksalar; Türkiye’nin doğusuna, güneyine, kuzeyine, Balkanlara, Kafkaslara baksalar ve “benim gündeme getirmem gereken konu nedir?” diye düşünseler, bunun öncelikli bir mesele olmadığını göreceklerdir.

Ama dediğim gibi, daha önce de ifade etmiştim: “Silgisi kaleminden önce bitiyor.” Onu da düzelttim; artık kalemi de yok, sadece silgiyle uğraşıyor. Sonuç bu oluyor.

Bu, Cumhuriyet Halk Partisi gibi köklü bir parti için çok vahim bir durumdur. Geçmişte de Cumhuriyet Halk Partisi bizim rakibimizdi, farklı genel başkanlarla rekabet ettik. Ancak bu derece ulusal ve uluslararası gerçeklerden kopuk bir Cumhuriyet Halk Partisi yönetimi daha önce görmedik.

“Bursa Belediye Meclisi’nde çoğunluk Cumhur İttifakı’ndaydı”

-Bursa Büyükşehir Belediyesi, bugün yapılan oylama ile birlikte AK Parti’ye geçti. CHP’nin ise aday çıkarmadığını biliyoruz. Ancak bu konuda bazı eleştiriler var. Nasıl değerlendiriyorsunuz?

Biliyorsunuz, Bursa Belediye Meclisi’nde çoğunluk Cumhur İttifakı’ndaydı. Yani millî irade orada çoğunluğu Cumhur İttifakı’na vermişti. Belediye başkanının yargısal ve adli süreçler neticesinde görevden alınmasının ardından mekanizma işledi; demokratik mekanizma, anayasa ve yasaların öngördüğü şekilde işledi.

Bu süreçte Cumhur İttifakı’nın adayı, milletin verdiği irade doğrultusunda Belediye Meclisi’nde çoğunluğun oyunu alarak bu sonuca ulaştı. Şimdi seçime girip girmemek, aday çıkarıp çıkarmamak onların bileceği iştir; bu bizi ilgilendirmez.

Çünkü netice itibarıyla şudur: Belediye Meclis üyelerinin temsil ettiği makam da millet iradesinin bir sonucudur. Yargısal sürecin nasıl işlediği de kamuoyu tarafından bilinmektedir; her şey kamuoyunun önünde gerçekleşmiştir.

Dolayısıyla orada vatandaşımızın iradesini temsil eden, çoğunluğu elinde bulunduran Cumhur İttifakı üyeleri, bağımsız üyelerle birlikte bu sonuca imza atmıştır.

Kazanan arkadaşımızı tebrik ediyoruz. Bursa’mız için hayırlı, uğurlu olsun. Sistem işlemiştir, mekanizma işlemiştir ve sonuç tecelli etmiştir.

Kaynak: Haber Merkezi