T24'ten gazeteci Cansu Çamlıbel'e konuşan Mahiroğlu, CHP içindeki gelişmeler, Halk TV'nin yayın politikası, CHP ile yapılan ticari anlaşmalar ve hakkında çıkarılan yakalama kararıyla ilgili değerlendirmelerde bulundu.
"Kemal Bey'in şantaj ve tehdidine maruz kaldım"
Röportajda en dikkat çeken bölüm, Mahiroğlu'nun Kemal Kılıçdaroğlu ve ekibine yönelik iddiaları oldu. Mahiroğlu, Kılıçdaroğlu'nun mahkeme kararıyla yeniden göreve dönmesinin ardından kendisiyle doğrudan değil, yakın çevresi aracılığıyla iletişim kurulmaya çalışıldığını öne sürdü.
Bugüne kadar hükümetten herhangi bir baskı, tehdit ya da yayın talimatı almadığını savunan Mahiroğlu, buna karşın Kılıçdaroğlu cephesinden baskıyla karşılaştığını iddia ederek, "Ben bugün Kemal Bey'in şantaj ve tehdidine maruz kalmış durumdayım" ifadelerini kullandı.
Kılıçdaroğlu'nun CHP Genel Merkezi'ne döndüğü gün yaptığı konuşmada kendisini hedef gösterdiğini ileri süren Mahiroğlu, bu sözlerin şahsına mı yoksa Halk TV'nin sahibi kimliğine mi yönelik olduğunun tartışılması gerektiğini söyledi.
"Dolaylı temas kuruldu"
Mahiroğlu, Kılıçdaroğlu ekibinin kendisiyle doğrudan iletişime geçmediğini ancak yakınları ve eski arkadaşları üzerinden mesaj ilettiğini iddia etti.
"Benimle direkt değil ama dolaylı temas kuruldu" diyen Mahiroğlu, kendisine yakın kişiler aracılığıyla, Kılıçdaroğlu ile birlikte oldukları bir ortamda görüşme yapılmasının istendiğinin aktarıldığını belirtti. Bu teklifi kabul etmediğini söyleyen Mahiroğlu, söz konusu girişimlerin Kılıçdaroğlu'nun bilgisi ve talimatı doğrultusunda yapıldığının ifade edildiğini öne sürdü.
"Maddi ve manevi destek teklif ettiler"
Mahiroğlu, Kılıçdaroğlu ekibinin Halk TV'nin kendilerini desteklemesi karşılığında maddi ve manevi destek önerisinde bulunduğunu da iddia etti.
Kendisine nüfuz sahibi oldukları bazı çevreler üzerinden destek sağlanacağı yönünde mesajlar iletildiğini öne süren Mahiroğlu, bu süreci "meşruiyet arayışı" olarak değerlendirdi.
"Bizi destekleyin yoksa gereği yapılır"
Mahiroğlu, kendisine iletilen mesajların açık bir tehdit içerdiğini savunarak, "Bize açıkça 'Bizi destekleyin yoksa gereği yapılır' diyorlar" ifadelerini kullandı. Kılıçdaroğlu'na yakın isimlerin "devlet aklı" söylemine dayandığını öne süren Mahiroğlu, bu algının korku oluşturarak parti üzerinde etkili olmaya çalıştığını iddia etti.
Hakkında çıkarılan yakalama kararı nedeniyle Londra'da yaşamayı sürdürdüğünü belirten Mahiroğlu, Halk TV'yi satacağı yönündeki iddiaları da reddetti. "Cafer Mahiroğlu yaşadığı sürece bu kanala kimse dokunamaz" diyen Mahiroğlu, devletin kanala el koyması halinde ise buna engel olamayacağını ifade etti.
CHP ile yapılan sözleşmelere ilişkin açıklama
Mahiroğlu, Halk TV ile CHP arasında uzun yıllardır faturalı yayın hizmeti sözleşmeleri bulunduğunu belirterek, kanalı satın aldığı dönemde aylık 100 bin dolar tutarında bir anlaşma olduğunu söyledi.
Bu sözleşmenin daha sonra değiştirildiğini, Özgür Özel yönetimi döneminde ise Ocak 2024'te aylık 1,5 milyon TL bedelli yeni bir sözleşme imzalandığını ifade eden Mahiroğlu, Kılıçdaroğlu ekibinin yeniden yönetime gelmesinin ardından sözleşmeyi tek taraflı feshettiğini açıkladı. Artık Kılıçdaroğlu ekibinin basın toplantıları ve açıklamalarını canlı yayımlamadıklarını belirten Mahiroğlu, bu nedenle fatura kesmeyi de durdurduklarını söyledi.
'80 milyon TL' iddiasına yanıt
Kılıçdaroğlu'na yakın isimlerin CHP'den Halk TV'ye 80 milyon TL aktarıldığı yönündeki iddialarına da değinen Mahiroğlu, söz konusu rakamın ancak yıllar içinde kesilen faturaların toplamı olabileceğini savundu. Bu tutarın tek seferde yapılmış bir ödeme gibi gösterilmesine tepki gösteren Mahiroğlu, sözleşmelerin CHP yönetimi tarafından yapıldığını ifade etti.
"Halk TV, CHP'nin noterliği değil"
Halk TV'nin belirli bir siyasi grubun açıklamalarını yayımlamak zorunda olmadığını söyleyen Mahiroğlu, kanalın toplumun meşru görmediği bir siyasi süreci meşrulaştırma görevi bulunmadığını savundu.
Mahiroğlu, Halk TV'nin yayın politikasının yalnızca kendi kararlarıyla değil, izleyici beklentileri doğrultusunda şekillendiğini belirterek, "Halk TV'nin gücü beni geçeli çok oldu" dedi.
"Türkiye'ye dönmem"
Hakkında "ihaleye fesat karıştırma" suçlamasıyla çıkarılan yakalama kararına da değinen Mahiroğlu, dosyada hangi ihaleye ilişkin suçlama yöneltildiğinin ve kime ne şekilde menfaat sağladığına dair somut bir iddia bulunmadığını öne sürdü. Türkiye'ye dönüp dönmeyeceğine ilişkin soruya ise, devletin hukukun gereğini yerine getireceğine inandığı koşullar oluşana kadar ülkeye dönmeyi düşünmediği yanıtını verdi.




