Selim Ercan
Şair ve yazar Metin Turan, Elips TV’de Dursun Erkılıç’ın hazırlayıp sunduğu ‘Kalemin Hikayesi’ programında Türk şiirinin önemli isimlerinden Gülten Akın’ın hayatını, edebi kişiliğini ve şiir anlayışını anlattı. Turan, Akın’ın hem bireysel hem de toplumsal duyarlılığı aynı potada eriten özgün bir çizgi oluşturduğunu söyledi.
Anadolu’nun birikimi şiirine yön verdi
Yozgat’ta doğup Ankara’da büyüyen Gülten Akın’ın, Anadolu’nun farklı şehirlerinde geçen yaşamı şiirinin temel mayasını oluşturdu. Turan’a göre bu deneyim, şaire yalnızca kültürel bir zenginlik değil; insanı merkeze alan güçlü bir gözlem yeteneği kazandırdı. Günlük dil, halk söyleyişleri ve yerel kültür unsurları, onun şiirinde sade ama derinlikli bir anlatımın kapısını araladı.
Akın’ın kamu görevlerinde bulunmasının da şiirine doğrudan yansıdığını belirten Turan, “Avukatlık, öğretmenlik ve devlet kurumlarındaki deneyimleri; adalet, özgürlük ve eşitlik gibi temaların şiirinde daha belirgin hale gelmesini sağladı” dedi.
Bireyselden toplumsala uzanan bir dönüşüm
Programda, Akın’ın şiirindeki kırılma noktalarına da değinildi. Turan, 1970’lerden itibaren şairin bireysel duyarlılıktan daha belirgin bir toplumsal söyleme yöneldiğini ifade etti. Halk şiiri geleneği ve destansı anlatım biçimleri bu dönemde daha görünür hale geldi.
Gülten Akın’ı belli bir akım içinde sınırlamanın zor olduğunu belirten Turan, onun modern Türk şiirinde kendine özgü bir damar açtığını vurguladı. Bireysel olanla toplumsal olan arasındaki dengeyi başarıyla kurduğunu söyleyen Turan, kadın duyarlığını slogana düşmeden, hayatın içinden bir sesle dile getirdiğini kaydetti.
“Anne”, “kadın” ve “yurt” imgelerinin Akın’ın şiirinde iç içe geçtiğini belirten Turan, bu imgelerin hem kişisel hem de toplumsal hafızayı taşıdığını dile getirdi.
Sadelik ile derinlik bir arada
Turan’a göre Gülten Akın’ın şiir dili yalın; ancak bu yalınlık yüzeysel değil. Derin insanî ve toplumsal katmanlar, sade bir söyleyiş içinde kendini gösteriyor. Acı ve direniş teması da bu şiirin omurgasını oluşturuyor.
“Kestim Kara Saçlarımı” ve “İlkyaz” gibi şiirlerin hâlâ güçlü bir etki yaratmasının nedenini de bu sahicilikte aramak gerektiğini belirten Turan, halk şiiri ve folklorik unsurların modern bir bilinçle yeniden kurulduğunu söyledi.
Şiir kitapları arasında belirgin bir gelişim çizgisi bulunduğunu ifade eden Turan, 1950’lerde bireysel temaların ağır bastığını; 1970’lerle birlikte toplumsal adalet, yoksulluk ve kadın sorunlarının daha merkezi bir yer edindiğini dile getirdi.
Şiiri bugün de yaşıyor
Gülten Akın’ın özellikle kadın şairler için cesaret verici bir yol açtığını belirten Turan, genç kuşakların ondan dilde yalınlığı korurken anlamda derinleşmeyi öğrenebileceğini söyledi.
Turan, Akın’ın şiirinin bugün hâlâ yaşadığını belirterek, “Onun dizeleri yalnızca bir dönemin tanıklığı değil; insanın değişmeyen acılarına ve umutlarına dair zamansız bir söz” değerlendirmesinde bulundu.
Programın sonunda Gülten Akın’ı tek cümleyle anlatması istenen Turan, şu ifadeyi kullandı: “Duygusal derinliği ve toplumsal duyarlılığı yalın bir dille birleştiren, modern Türk şiirinin güçlü ve samimi sesi.”




