Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti), DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan ve DEM Parti İmralı Heyeti Üyesi Pervin Buldan'ın katılımıyla Bitlis’te halk buluşması düzenledi. Kentteki bir konferans salonunda gerçekleşen buluşmaya, siyasi parti ve sivil toplum ve demokratik kitle örgütlerinin temsilcileri ile çok sayıda yurttaş katıldı.

Rudaw’da yer alan habere göre, buluşmada konuşan DEM Parti Eş Genel Başkanı Bakırhan, süreç için finale geldiklerini belirterek, "Ancak daha yürüyecek yolumuz var. Bu yolda örgütlülüğümüz ve birliğimizi güçlendirmemiz gerekiyor. Bu önemli günleri birlikte atlatacağız. Kendi kültürü ve dili için mücadele veren halkımıza yakışır bir mücadele vereceğiz" dedi.

Faili meçhul cinayetlerde katledilenleri anan Bakırhan, "Bitlis medreseleriyle, ilmiyle tarih yazan bölgeye örnek olmuş bir kenttir. Sizinle süreci paylaşacağız. Süreci bizim dışımızda herkes anlatıyor, ama yanlış anlatıyorlar. Biz bu sürecin başarıya ulaşması halinde Kürt hareketi ve Türkiye demokrasi tarihine neler kazandıracağını tek tek paylaşacağız. Kimliksiz statüsüz değil, Kürtlerin kimliği olsun, onurlu eşit yaşayacağı bir geleceğin mücadelesini veriyoruz. 2 Ekim 2024'te Sayın Bahçeli'nin elimizi sıkması ve 27 Şubat'ta Sayın Öcalan'ın çağrısı önemli iki tarihtir. Bu yeni bir dönemin başlamasına vesile oldu. Bu yeni dönemin nasıl süreceği de bizim mücadelemize bağlıdır" diye konuştu.

İmamoğlu anlattı; Silivri’deki bir günü nasıl geçiyor?
İmamoğlu anlattı; Silivri’deki bir günü nasıl geçiyor?
İçeriği Görüntüle

“Rojava'da Kürtler devlet yönetimine ortak olacak”

Suriye devleti Rojava'da Kürtlerin yaşadığı yerlerde temsilci olarak yer alacağını belirten Bakırhan, "Suriye'de Rojava mücadele sürdüğü sürece garantide olacak. Bakın Münih Konferansı'nda 'terörist' dedikleri Sayın Mazlum Abdi ve İlham Ahmed'i temsilci olarak kabul etti. Kimse Kürtlere bir şey bahşetmedi, Kürtler kendi mücadelesiyle buraya geldi. Kürtler sadece Suriye'de kendi bölgelerini yönetmeyecek aynı zamanda devlet yönetimine de ortak olacaktır. Ancak uluslararası zemin kaypak bir zemindir. Anlaşmalar imzalanıyor, ama bir bakıyorsunuz Kürt düşmanı zemin bu anlaşmalardan cayıyor. O yüzden Suriye'de süreci yakında takip edeceğiz. Bizler dünyanın neresinde olursa olsun Kürt'e karşı politikaya karşı duracağız. Kimse Kürtlerin sahada kazandığını masada kaybettirmeyecektir" şeklinde konuştu.

Komisyon raporu: Bizi yok sayan ve hala bizi terör parantezine alan bir yaklaşımla aynı düşünmüyoruz

Abdullah Öcalan ile yapılan son görüşmeye değinen Bakırhan, Abdullah Öcalan'ın "Kürtsüz bir cumhuriyet olmaz ve olmamalı" sözünü hatırlatarak, şöyle devam etti:

"Meclis'te bir komisyon kuruldu, ancak verilen kadarla kati şeyler değil. Bu komisyon bu sürece kapıyı araladı. Komisyon zaten öneri sunan bir yerde. Partimiz bazı maddeleri kabul etti; ancak bazı maddelere de şerh koydu. Bizi yok sayan ve hala bizi terör parantezine alan bir yaklaşımla aynı düşünmüyoruz. Kürt sorunu bir demokrasi, özgürlükler ve dil sorunudur. Sayın Öcalan son görüşmesinde 'Kürtsüz bir cumhuriyet olmaz ve olmamalı' dedi. Bakın dediği gibi de oldu. Yüzyıldır Kürtsüz bu cumhuriyet boşa düştü. Yaşanan sorunlar Kürt meselesindeki çözümsüzlüğün sebebidir. Sayın Öcalan'ın başlattığı süreç çözüme ulaşırsa en başında emekçiler, emekliler ve yurttaşlar nefes alacak. Kürtler bu ülkenin asli unsurlarıdır. Kürt'ü 'terör' parantezine alan bu akıl doğru yapmıyor. Madem kardeşsek bizim farklı bir dilimiz var. O dilimizle eğitim görmemiz öyle yaşamamız gerekiyor. 'Kardeşsiniz; ama Türk'sünüz' deniyor. Böyle bir dünya yok! Madem kardeşsek eşit olacağız. Kardeşlik böyle karşılık bulur. Biz gerçekten barışa inanıyoruz. Bazı bloklar DEM Parti'ye karşı konuşuyor. DEM Parti bu süreci toplumsallaştırmak için toplantılar yaptı. DEM Parti iyi niyetlidir. İyi niyetli olmayanlar Kürt sorununu 'terör' parantezine alanlardır. Artık Kürt'ün diline, kimliğine hukuk gerekiyor."

“Bu rapor her şey değil, sadece kapı aralıyor”

Biz bu şekilde yürütülen bir süreci kabul etmeyiz. Bu rapor her şey değil, sadece kapı aralıyor. Olumlu şeyler de var. Bu rapor Kürt meselesinin çözüldüğü bir rapor değil, başlangıçtır. Eksik olan bir yer varsa Meclis cesur davranmalıdır. Bir an önce AİHM ve AYM kararları uygulansın. Konuşuluyor, ama kime konuşuluyor? Muhatap yok. Biz bir yetkili göremiyoruz. Adalet Bakanlığı'nı göreve çağırıyoruz. 'Doğuştan var olan hak' diyor. Bu anadil ve kültür hakkıdır. Bazıları çıkıp 'Kürt dili ülkeyi böler' diyor. Resmi dil yanında anadille eğitim görülen ülkeler var, hiçbiri bölünmemiş. Dil bölmez birleştirir. Rapor yerel demokrasi vurgusu yapıyor. İçişleri Bakanlığı neyi bekliyor? Bunun gereklerini artık yerine getirsinler. Yurttaşlık tanımı kesinlikle değişmeli. Hepimiz Türkiyeliyiz; ama ülke içerisinde pek çok halk var. Bunun için bir an önce saydığımız adımlar atılmalı."

“Mücadele bitmedi yeni başlıyor”

Tek taraflı, samimi ve iyi niyetli adımlar beklediklerini söyleyen Bakırhan, Kürt kimliği ve anadili özgürleşene kadar mücadele edeceklerinin vurgulayarak, şunları söyledi:

"Mücadele bitmedi yeni başlıyor. Şimdi hak alma zamanına geldi. Şimdi partimize, haklarınıza sahip çıkmamız gerekiyor. Bir taraftan diyor ki 'PKK silah bıraksın' ama ortada bunu sağlayacak bir yasa yok. 'Silah bırak; ama ülkeye gelemezsin', 'aileni göremezsin', 'yerinde buharlaş' böyle bir dünya yok. Biz tek taraflı samimi ve iyi niyetli adımlar atıyoruz. Ama şimdi neyi bekliyoruz. Suriye dediler başta, ama Suriyeli Kürtler meşruiyet kazandı. Suriye heyetinin yanında Mazlum Abdi olmasaydı heyeti kimse takmazdı. Kürtler adım bekliyor. Cezaevi ve kayyımlardan başlayalım. Halay çeken arkadaşımızı yargılayan hakim ve savcılardan başlayalım. Bu savcı ve hakimler HSK'ye bağlı değil mi? Biz başka bir süreci mi yaşıyoruz? Bakın Rojava'ya sahip çıktık, Rojava uluslararası arenada da temel mesele haline geldi. Ferhat Tepe'yi katlettiniz, onun ailesi mücadelesinden vazgeçti mi? Ya da Şevket Epözdemir'in ailesi bu mücadeleden vazgeçti mi? Mücadelemizle kimliğimizi de dilimizi de özgürleştirene kadar devam edeceğiz."

Kaynak: Haber Merkezi