Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) yaptığı konuşmada, Suriye’deki ateşkese ve entegrasyon sürecine değindi. Bahçeli, "Temennimiz, Şam yönetimi ile SDG ve YPG arasında imzalanan on dört maddelik ateşkes ve tam entegrasyon anlaşmasının bir dönüm noktası teşkil etmesi; terörsüz bir bölge hedefiyle siyasi ve toplumsal istikrarı esas alan huzurlu bir Suriye’nin inşasına azami katkı sunmasıdır” dedi.
“Şam’ın güvenliği, Ankara’nın güvenliğidir” diyen Bahçeli’nin konuşması şöyle:
Bölgesel ve küresel gelişmelerin baş döndüren hız ve değişimi hepimizin gözü önünde cereyan etmektedir. Evvelemirde yapacağımız her değerlendirmenin ağırlık merkezi Türkiye olmak mecburiyetindedir.
Çünkü politik kavrayışımızın ve fikir kuvvemizin kaynak ve harekât üssü başkent Ankara’nın tarihi, siyasi ve gelecek vizyonuyla sınırlıdır. Pergelin sabit ucunu Ankara’ya koyarak hareketli ucuyla da dünyayı, yaşanan hadiseleri ve hayatın debisi kuvvetli akışını 360 derecelik açıyla analiz ve takip etmek durumundayız.
Bunu yaparken siyaset felsefesinde izleyeceğimiz usul ve yöntem ise tümevarım yönteminden başkası değildir. Görüş menzilimizin etki ve temas alanını kademe kademe merkezden çevreye, Ankara’dan kürenin her noktasına ulaştıracak çoklu mekanizma ve ufuk derinliğine sahip olmaktan başka akla, mantığa ve tarihsel müktesebata muvafık bir çare yoktur.
“SDG ve YPG, yuvalandıkları alanlardan çıkarılmıştır”
Bu çerçevede öncelikle Suriye’de şekillenen ve somut bir içerik kazanan siyasi tabloyu değerlendirmek, ortaya çıkan sonuçlar hakkında mütalaa etmek gerekmektedir. Bilindiği üzere SDG ve YPG, yuvalandıkları alanlardan Suriye ordusunun etkili mücadele kabiliyeti sayesinde sökülmüş, nihayet Fırat’ın batısından çıkarılmıştır. Bunun yanı sıra Rakka ve Deyrizor, esaret, baskı, dayatma ve işgalden kurtarılmıştır.
On Mart mutabakatına direnç gösteren, her fırsatta ayak direyen ve dış tesirlerle müzakere masasını sabote etmeye çalışan SDG ve YPG, kapsamlı bir süpürme harekâtıyla kontrol ettikleri alanlardan zor ve silaha dayalı yöntemlerle def edilmiştir. Yaşanan son gelişmeler, hem Suriye hem bölge ülkeleri hem de Türkiye açısından son derece müspet ve kayda değerdir.
“SDG’nin on dört maddelik ateşkese imza atması hayırlı bir gelişmedir”
Önce Suriye’de şekillenen ve somut bir içerik kazanan siyasi tabloyu değerlendirmek, bunun sonuçları hakkında mütalaada bulunmak lazımdır.
Malumunuz olduğu üzere, SDG/YPG yuvalandığı sahalardan Suriye ordusunun müessir mücadele yeteneğiyle sökülmüş, nihayet Fırat’ın batısından sürüp çıkarılmıştır.
Halep’in yanı sıra Rakka ve Deyrizor esaret, baskı, dayatma ve işgalden kurtarılmıştır.
10 Mart Mutabakatına direnç gösteren, her fırsatta ayak sürüyen, dış tesirlerle masayı ve müzakere ortamını sabote eden SDG/YPG kapsamlı bir süpürme harekatı ile tutunduğu alanlardan zora ve silaha dayalı olarak def edilmiştir.
Son gelişmeler hem Suriye, hem de bölge ülkeleri ve Türkiye’miz adına son derece müspet ve kayda değerdir.
Terörsüz Türkiye ve Terörsüz Bölge hedeflerine suikast üstüne suikast düzenleyen SDG/YPG’nin 27 Şubat İmralı çağrısına muhalif ve mugayir hareket ettiği açıktır.
Gerçekten de Suriye’de tezahür eden SDG/YPG provokasyonlarını 27 Şubat Barış ve Demokratik Toplum sürecini baltalama girişimi olarak gören ve gösteren bizzat PKK’nın kurucu önderliğidir.
“SDG ve YPG bir terör örgütüdür”
Suriye’de Arap aşiretlerinin, Kürtlerin, Türkmenlerin ve diğer etnik grupların bir arada ve kardeşçe yaşamak dışında herhangi bir arayışı bulunmamaktadır. Özellikle Rakka ve Deyrizor’da ayağa kalkan
Arap aşiretleri, Şam yönetimiyle birlikte hareket ederek SDG ve YPG terörüne karşı olağanüstü bir mücadele ortaya koymuştur.
Bir kez daha açıkça ifade etmek gerekir ki Kürt kardeşlerimiz başkadır, SDG ve YPG başkadır. SDG ve YPG bir terör örgütüdür. Bu yapının Kürtleri temsil ettiği, onlar adına söz ve hak iddiasında bulunduğu yönündeki söylemler baştan sona asılsız ve hayal ürünüdür.
On sekiz Ocak iki bin yirmi altı Pazar günü, Suriye Cumhurbaşkanı Sayın Şahan’ın yayımladığı kararname ve Suriye’de yaşanan gelişmelere ilişkin yaptığım yazılı değerlendirmede, tüm bu meseleler ayrıntılı biçimde ele alınmıştır.
“Suriye’nin üniter yapısının korunması zorunludur”
Suriye’de yeni bir siyasi ve toplumsal yapı kurulmaktadır. Sıkıyı görünce teslim bayrağını çeken SDG/YPG’nin Şam yönetimiyle 14 maddelik ateşkes ve tam entegrasyon anlaşmasını imzalamak durumunda kalması oldukça anlamlı ve hayırlı bir sonuçtur.
Suriye’de Arap aşiretlerinin, Kürtlerin, Türkmenlerin, diğer etnik grupların bir ve kardeşçe yaşamak dışında arayış ve arzuları yoktur.
Özellikle Rakka ve Deyrizor’da ayağa kalkan Arap aşiretleri Şam yönetimiyle el ele vermiş SDG/YPG terörüne karşı olağanüstü bir mücadele sergilemişlerdir.
Şunu tekraren açıklamak lazımdır ki, Kürt kardeşlerimiz başka SDG/YPG başkadır.
SDG/YPG terör örgütüdür, Kürt kardeşlerimizi temsil etmesi, onlar adına söz ve hak iddiasında bulunması kuyruklu yalan, A’dan Z’ye hayal mahsulüdür.
18 Ocak 2026 Pazar günü, “Suriye Cumhurbaşkanı Sayın Şara’nın Yayımladığı Kararname ve Suriye’de Yaşanan Gelişmelere” ilişkin yapmış olduğum yazılı değerlendirmede her mesele enine boyuna yorumlanmıştır.
“Suriye vatandaşlığı hususunda açık ve güçlü bir güvence verilmeli”
Bir kez daha ve özetle ifade edecek olursam;
‘Milliyetçi Hareket Partisi olarak yeni Suriye’de kapsayıcı, kucaklayıcı, uzlaşmacı, tüm etnik ve dini unsurları Suriye’nin ortak geleceğinde buluşturan ‘Suriye vatandaşlığında’ bütünleştiren, demokratik, istikrarlı, temsil adaletine ve serbest seçimlere dayalı temel hak ve hürriyetlerin korunmasını esas alan bir anlayışla Anayasa yapılmasını önermiştik.
16 Ocak 2026 tarihinde Suriye Cumhurbaşkanının ‘Anayasal beyanname hükümlerine dayanarak, yüksek ulusal menfaatlerin gereklilikleri uyarınca, devletin ulusal birliğini güçlendirme, tüm Suriyeli vatandaşlar için kültürel ve sivil hakları tanıma konusundaki rolü ve sorumluluğuna binaen’ yayımladığı 2026/13 sayılı Kararname, düşüncelerimize ve önerilerimize uygun bir içeriğe sahiptir.”
Bize göre mezkur Kararname; isabetli, anlamlı, Suriye’de birlik ve bütünlüğü tahkim etme yönünde doğru zamanda atılmış önemli bir adımdır.
Tekraren vurgulamak isterim ki,
‘Suriye’nin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğü esasına dayalı üniter bir yapının tesis edilmesi, federasyon, konfederasyon, özerklik gibi eski çatışma hatlarını ve terörist faaliyetleri yeniden canlandırabilecek tartışmalar gündeme getirilmemelidir.
Suriye Cumhuriyeti’ne vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkesin eşit hak, özgürlük ve yükümlülüklere sahip olması, etnik ya da dinî farklılıkların devlet nezdinde hiçbir önem arz etmemesi çok mühimdir.
En önemli ortak paydanın ise ‘Suriye Vatandaşlığı’ olacağı hususunda tüm sosyal kesimlere güvence verilmelidir.
Suriye’de hiçbir kesim, hiçbir etnik veya mezhebi grup dışarda bırakılmamalı, mağdur edilmemeli, yok sayılmamalıdır.
Tek bayrak, tek devlet, tek orduyla birlikte; egemen eşitliği her karış toprağında tesis edilmiş Suriye Cumhuriyeti devleti bölgesel istikrar ve barışa çok değerli katkı verecektir.
“Fırat’ın doğusunda da terörist faaliyetlerin kökü kazınmalı”
SDG/YPG’nin devlet içinde devlet gibi hareket eden fiili ve mütecaviz tutumunun sürdürülebilirliği kesinlikle yoktur.
Bu nedenle sadece Fırat’ın batısı değil, Fırat’ın doğusu da; Ayn el Arap’tan Kamışlı’ya kadar faal halde bulunan terörist faaliyetlerin kökü kurutulmalı, mıntıka temizliği bütüncül ve eşgüdüm halinde hayata geçirilmelidir.
Ne yurt içinde ne de yurt dışında terörizmin ve terör örgütlerinin kanlı kumpas ve komplikasyonlarına tahammül etmeyeceğiz, boyun eğmeyeceğiz, alttan almayacağız.
Terörün sonu yoktur.
Terörizm çıkmaz sokaktır.
İnsanlığa karşı işlenmiş en vahşi suç terör suçudur ve terörle yaşamak, teröre sessiz ve seyirci kalmak onurlu yaşamanın tam tersi, tam zıttıdır.
Cinayet, melanet, ihanet ve rezaletlerin hiç kimsenin yanına kalmayacağı, hiçbir hain örgütün yanına bırakılmayacağı da gayet iyi bilinmelidir.
“Şam’ın güvenliği, Ankara’nın güvenliğidir”
Suriye Cumhuriyeti devletinin siyasi ve toprak bütünlüğü, egemenlik haklarıyla iç huzur ve istikrarı tartışılamaz, sulandırılamaz, sakatlanamaz mahiyettedir.
Şam’ın güvenliği Ankara’nın güvenliğidir.
Suriye halkının saadet, selamet ve birliği Türk milletiyle bir ve aynıdır.
Dileğimiz ve temennimiz şudur: Şam yönetimiyle SDG/YPG arasında imzalanan 14 maddelik ateşkes ve tam entegrasyon anlaşmasının bir dönüm noktası teşkil etmesi, “Terörsüz Bölge” hedefiyle siyasi ve toplumsal istikrarı amaçlayan huzurlu Suriye’nin tecellisine azami destek sağlamasıdır."




