Oyuncu Aslı Bekiroğlu, rahminden miyom aldırmak amacıyla geçirdiği operasyon sırasında yaşanan talihsiz bir hata nedeniyle yeniden ameliyat masasına yatmıştı. Yapılan müdahalede bağırsağının 7 santimetre kesildiği ortaya çıkan Bekiroğlu arka arkaya ameliyatlar geçirmek zorunda kaldı.
Şu ana dek 6 kez ameliyat olan Bekiroğlu, yarın bir ameliyat daha olacağını açıkladı.
Yedinci kez ameliyat olacak
Hastane odasında çekilen fotoğraflarını paylaşan Aslı Bekiroğlu, “Yarın sabah yeniden ameliyata giriyorum” diyerek yedinci kez operasyon geçireceğini duyurdu. Takipçilerinden “Dualarınızı eksik etmeyin" diyerek destek bekleyen ünlü oyuncu, paylaşımında Cem Karaca'nın “Bu son olsun” adlı şarkısını kullandı.
Yaşadığı sorunları anlattı
Ünlü oyuncu geçtiğimiz haftalarda olduğu altıncı ameliyatın ardından hastane odasında, yaşadığı sağlık sorunlarını ve kendisine yapılan hatalı ameliyatı göz yaşları içerisinde anlatmıştı.
Sosyal medya hesabından açıklama yapan oyuncu, "Hayatımı gülerek yaşamaya devam ediyor oluşum bazı doktorlarımı şaşkınlık içinde bıraktı ve ara sıra 'Aslı, çok zor sekiz-dokuz saatlik iki tane dev ameliyat geçirdin. İki kez ölümden döndün, dikkat et' diye uyarmak zorunda kaldılar. Altı tane ameliyat geçirdim, yıprandım, zorlandım. Bir tane daha kaldı. Artık hem kendi yaşadıklarımı anlatmak hem de belki başka insanların da benzer şeyleri yaşamaması için bu süreci sizinle samimi bir şekilde paylaşmak istedim. 'Bizce yapılan ameliyatlarda hata yok' diye geri çekildikleri için hakkımı aramaya karar verdim" dedi.
Aslı Bekiroğlu daha sonra şu ifadeleri kullandı: Bu arada iki-üç kere ölümden de dönmüşüm. Miyom varmış, "Miyomu alalım" dediler. Miyomu alırken yanlışlıkla bağırsağımı kestiler. Başka bir cerrah arkadaş geliyor ve 'inisiyatif' adı altında yanlış müdahale ediyor; bağırsağımı dikmeye karar veriyor. Beni bir gün müşahede altında tutuyorlar. Bu bir gün içinde ben zaten ya zehirlenerek ölecektim ya da rektovajinal fistül olacaktı. Rektovajinal fistül oldu. Açar bakarsınız ne olduğuna, dile getirmek istemiyorum, çok hoş bir şey değil. Rektovajinal fistül olduğunu ben fark ettim. Bunun size ne kadar kötü ve çirkin bir şey olduğunu anlatamam.
"O inisiyatif benim iki seneme mal oldu"
Birinci ameliyat işlemi yoğundu, diktiler. İkinci ameliyata hemen bir hafta sonra girdim; bunun için kolostomi açtılar. Yani göbeğimden dışkılamam gerektiğini söylediler bana. 28 yaşında, kariyerimin baharında, keyfim yerinde, güzel bir kız çocuğuyken... Ona da 'stoma' adı veriliyor. Ben ona 'stoma' demek istemedim. Yeterince ağlayıp üzüldükten sonra, "Hayat bu şekilde geçmez" dedim. Ona bir isim verdim: 'Muhsin' koydum adını. Muhsin'i, sanki bu dönemde bana yardımcı olacak, bana eşlik edecek bir arkadaşmış gibi görmeye başladım. Mesela doktorun bana o inisiyatif adı altında yaptığı yanlış müdahale olmasaydı, ben Muhsin Ağabey ile sadece üç ay geçirecektim. Fakat o inisiyatif benim iki seneme mal oldu.
"Doktor 'hepsini baştan yapmamız gerekecek' dedi"
Her ameliyattan sonra, içeride organın kendini iyileştirmesi için bir ay bekleme süresi oluyor. Ama stoma açıldıktan iki ay sonra bir ameliyata daha girdim. Uzun karın kasımı aldılar ve rektovajinal fistül olan bölgeye yerleştirdiler ki aradaki açıklık kapansın. Çok zor bir ameliyattı. Ondan sonra çok da kilo verdim. Kalkınca yürüyemiyordum, bacağımı hissetmiyordum. O da geçti. Biz her şey iyileşecek ve bu son olacak zannettik. iki ay sonra tekrar gittiğimde durumu yine ben fark ettim. Doktor bana, "Hepsini baştan yapmamız gerekecek" dedi.
"28 yaşından beri bununla uğraşıyorum"
Üç-beş ay sonra bu sefer de 'Hangi kasımı alsalar acaba?' diye düşündük. Karnımda kocaman bir yarık var, bir de şimdi bacağımda da kocaman bir yarık var. O kadar deforme bir hale geliyorum ki... Gerçekten şu an 30 yaşındayım. 28 yaşından beri bununla uğraşıyorum. Sürekli deforme oluyorum, psikolojim zorlanıyor. Sürekli böyle bir mücadele içindeyim.
"Kendimi ne kadar strese soktuğumun farkında değilim"
Bacağım da kocaman oldu. Böyle dalgalı dalgalı, çirkin bir şey oldu yani. Onun da dikişleri patladı. Bu süreçte gözüm bozuldu. Bütün bu ameliyatlar olurken başım çok ağrıyordu. Artık gözüme vuruyordu. Gözümde üveit gelişti, kör noktası büyüdü. Ondan sonra bir sürü göz doktoruna, bir sürü beyin doktoruna gittik. En son nöroloji doktoruna gittik. Nörooftalmoloji doktoru, kendi tedavisini uyguladıktan sonra , "Bu seninki herhalde stresle alakalı bir şey" dedi. O da çok normal ama ben o kadar pozitif yaşamaya çalıştığım için kendimi ne kadar strese soktuğumun farkında değilim belli ki. Çünkü psikiyatriste gittim, o da iki üç tane antidepresan verdi. Ondan sonra baş ağrılarım geçti antidepresanlar sayesinde. Yaşadıklarım bu şekilde. Bilinsin istedim. Her şey yoluna girecek, çok az kaldı. Doktorlarımızdan razıyım. Şu anki doktorlarımı seviyorum, güveniyorum ve iyileşmeyi umuyorum.





