ABD ile İran arasında sağlanabileceği konuşulan anlaşmanın piyasalara etkileri tartışılırken, Ekonomist Soner Kuru katıldığı televizyon programında altın piyasasından ABD Merkez Bankası (FED) politikalarına, petrol fiyatlarından küresel ekonomiye kadar birçok konuda değerlendirmelerde bulundu.

Gram altının geçen hafta yüzde 3,66 değer kaybettiğini, savaş sürecinden bu yana ise kaybın yüzde 20 seviyelerine ulaştığını hatırlatan Kuru, bu düşüşün uzun süre devam edeceğini düşünmediğini söyledi.

Altının son dönemde yatırımcısına önemli kazanç sağladığını belirten Kuru, “Bir yıllık resme baktığımızda gram altın yüzde 46, ons altın ise yüzde 25 primli. Uzun dönemli bir rallinin ardından gelen geri çekilmeden bahsediyoruz” ifadelerini kullandı.

Gram altını küresel gelişmeler etkiliyor

Gram altın fiyatlamasında Türkiye’deki gelişmelerin etkisinin sınırlı olduğunu vurgulayan Kuru, belirleyici unsurun küresel piyasalar ve ons altın fiyatları olduğunu söyledi.

Türkiye’de döviz kurunun görece sabit seyrettiğini belirten Kuru, altın fiyatları üzerindeki en önemli baskının ABD kaynaklı gelişmelerden kaynaklandığını ifade etti.

Savaş öncesinde FED’in faiz indirim sürecine hazırlandığını hatırlatan Kuru, çatışmaların başlamasıyla birlikte petrol fiyatlarının yükseldiğini ve bunun küresel enflasyonu artırdığını söyledi.

ABD’de tüketici enflasyonunun savaş öncesindeki yüzde 2,4 seviyesinden yüzde 4,2’ye yükseldiğini belirten Kuru, bu gelişmenin FED’in yeniden faiz artırabileceği yönündeki beklentileri güçlendirdiğini kaydetti.

Faizin tüm yatırım araçlarının en önemli rakiplerinden biri olduğunu dile getiren Kuru, faiz artışı ihtimalinin altın üzerinde baskı oluşturduğunu söyledi.

Merkez bankaları altın toplamaya devam ediyor

Altının son yıllardaki temel hikâyesinin güvenli liman özelliği olduğunu vurgulayan Kuru, şirketlerin ve merkez bankalarının rezervlerinde altının payını artırdığını belirtti.

Özellikle Donald Trump döneminden sonra ABD tahvillerine duyulan güvenin zayıfladığını ifade eden Kuru, başta Çin olmak üzere birçok ülkenin tahvil satarak altın alımına yöneldiğini söyledi.

Çin Merkez Bankası’nın yalnızca bu ay 10 ton ilave altın satın aldığını aktaran Kuru, son üç-dört yılda merkez bankalarının yıllık altın alımlarının bin tonun üzerinde gerçekleştiğine dikkat çekti.

Altının önümüzdeki yıllarda da güvenli liman özelliğini koruyacağını savunan Kuru, dünyada hukukun ve uluslararası kuralların geçmiş dönemlere göre daha az belirleyici hale geldiğini söyledi.

2000’li yıllarda küreselleşmenin ve uluslararası iş birliklerinin ön planda olduğunu hatırlatan Kuru, günümüzde ülkelerin stratejik üretim planlarına yöneldiğini ve içe dönük politikaların güç kazandığını ifade etti.

Anlaşma olursa neler değişecek?

ABD ile İran arasında olası bir anlaşmanın piyasalara etkilerini de değerlendiren Kuru, böyle bir senaryoda petrol fiyatlarında daha hızlı bir geri çekilme yaşanabileceğini söyledi.

Petrol fiyatlarındaki düşüşün küresel enflasyon baskısını hafifleteceğini belirten Kuru, bunun da ABD Başkanı Donald Trump’ın uzun süredir savunduğu faiz indirim sürecinin başlamasına zemin hazırlayabileceğini kaydetti.

Dev banka tahminini revize etti: İşte altın fiyatında yıl sonu beklentisi!
Dev banka tahminini revize etti: İşte altın fiyatında yıl sonu beklentisi!
İçeriği Görüntüle

Kuru, şu değerlendirmede bulundu:

“Petrol fiyatları geri çekilecekse küresel enflasyon baskısı da azalacaktır. Böyle bir durumda faiz artırımı yerine faiz indirim döngüsü başlayabilir. Bu da altın fiyatlarını küresel ölçekte destekler. Sadece altın değil, kripto varlıklar ve borsalar da bundan olumlu etkilenir. Böyle bir anlaşma gerçekleşirse önümüzdeki hafta hem borsaların hem kripto varlıkların hem de altının yükseldiği bir dönem görebiliriz.”

Anlaşmanın kısa sürede piyasalar tarafından fiyatlanabileceğini belirten Kuru, mevcut düşüşlerin önemli bölümünün geri alınabileceğini ancak hedef vermenin ve öngörüde bulunmanın mevcut koşullarda oldukça zor olduğunu ifade etti.

Gözler FED’in faiz kararında

Piyasaların bu haftaki en önemli gündem maddelerinden birinin FED’in faiz kararı olduğunu belirten Kuru, genel beklentinin faizlerin sabit tutulması yönünde olduğunu söyledi.

FED’in genellikle piyasaları önceden yönlendiren bir kurum olduğunu vurgulayan Kuru, sürpriz kararların nadiren görüldüğünü ve kendisinin de faizlerde değişiklik beklemediğini dile getirdi.

Piyasa iki faiz artışı fiyatlıyor

Buna rağmen yatırımcıların savaşın neden olduğu enflasyon baskısının süreceğini düşündüğünü belirten Kuru, piyasaların yıl sonuna kadar bir, gelecek yılın ilk yarısında ise bir faiz artışı daha fiyatladığını söyledi.

Söz konusu artışların 0,25 puanlık adımlarla gerçekleşmesinin beklendiğini ifade eden Kuru, ancak piyasa beklentilerinin gündeme bağlı olarak hızla değişebileceğini vurguladı.

Anlaşma faiz artışı beklentilerini silebilir

ABD ile İran arasında somut bir anlaşmanın imzalanması halinde piyasaların artık söylemlerden çok gerçekleşen gelişmelere odaklanacağını belirten Kuru, böyle bir senaryonun faiz artırımı beklentilerini büyük ölçüde ortadan kaldırabileceğini söyledi.

Kaynak: Haber Merkezi