DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, partisinin İzmir İl Başkanlığı'nda düzenlediği basın toplantısında ekonomi gündemine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Babacan'ın gündeminde sermaye piyasalarında yaşanan ve çok sayıda yatırımcıyı etkileyen fon krizi ile 2027 yılı bütçesi vardı. Fon krizini "Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en büyük piyasa dolandırıcılığı" olarak nitelendiren Babacan, yaşananların yalnızca belirli fonlarda ortaya çıkan bir sorun olmadığını, piyasalara duyulan güveni de sarstığını söyledi.
Yaşananları deprem benzetmesiyle anlatan Babacan, olayın doğal bir piyasa hareketi olmadığını savundu. Babacan, sermaye piyasalarının hukuki ve teknolojik altyapısının büyük ölçekli işlemleri takip edebilecek kapasitede olduğunu belirterek sorunun insan faktöründe ve kurumların işleyişinde aranması gerektiğini söyledi. "En sağlam hukuk altyapısı, en sağlam işlem altyapısı bile insan faktörü karşısında dayanmaz" diyen Babacan, devlet kurumlarında liyakat ve dürüstlüğün önemine dikkat çekti. Babacan, fon krizinin siyasi iktidar ve bürokrasi içerisinden destek olmadan uzun süre devam etmesinin mümkün olmayacağını da öne sürdü.
"150 milyar doları aşan değer kaybı var"
Fon krizinin etkisinin yalnızca krize konu olan fonlarla sınırlı olmadığını belirten Babacan, sermaye piyasalarının genelinde ciddi bir değer kaybı yaşandığını söyledi. Babacan'a göre 131 fonla bağlantılı kayıplar yaklaşık 800 milyar TL, yani 16 milyar dolar seviyesinde bulunurken, krizin piyasaların geneline yansımasıyla birlikte toplam değer kaybı eylül ayından bu yana 150 milyar doları aştı. Babacan daha önce yaptığı açıklamada da fon krizinin finansal piyasalardaki toplam hasarını 150 milyar doların üzerinde olarak değerlendirmişti.
Bireysel yatırımcı sayısındaki gerilemeye de dikkat çeken Babacan, eylül başında yaklaşık 7 milyon olan bireysel yatırımcı sayısının 6,5 milyon seviyelerine doğru gerilemiş olabileceğini ifade etti. "Türkiye'de 27 milyon hane olduğunu düşünürsek 27 milyon hanenin 7 milyonunu doğrudan etkileyen bir hadiseyle karşı karşıyayız" diyen Babacan, güven kaybının ekonominin geneline yayılabileceği uyarısında bulundu.
"TBMM'de komisyon kurulmalı"
Babacan, fon krizinin tüm yönleriyle araştırılması için Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde araştırma komisyonu kurulması çağrısını yineledi. Krize ilişkin listenin kamuoyuna açıklanmasını isteyen Babacan, sorumluların ortaya çıkarılması ve sürecin şeffaf biçimde yürütülmesi gerektiğini söyledi. Babacan, iktidara yönelik çağrısında, "Eğer bu listeyi açıklamazsanız, eğer Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde komisyon kurmazsanız, bunun üstünü örtme eğilimine devam ederseniz bu piyasalarda kötüleşme durmaz" ifadelerini kullandı.
Babacan'ın en dikkat çeken uyarısı ise yatırımcı güvenine ilişkin oldu. Sorumluların gerekli cezaları almaması halinde Türkiye'nin sermaye piyasalarının uzun vadeli zarar göreceğini savunan Babacan, şöyle konuştu:
"Eğer bu olayda çalanın yanına kalırsa, dolandıranın yanına kalırsa bundan sonra Türkiye'nin sermaye piyasalarına asla yatırım olmaz, kimse gelmez."
Yerli yatırımcının yanı sıra uluslararası yatırımcının da güven kaybedeceğini belirten Babacan, suç işleyenlerin cezasız kalmasının piyasalara "dolandırıcılığın önünün açık olduğu" mesajını vereceğini söyledi. Babacan, "Bu olay açıklığa kavuşturulmadığı sürece, suçlulara en ağır cezalar verilmediği sürece sermaye piyasalarındaki erime devam eder" dedi.
Tasviye süreci devam ediyor
Fon krizinin ardından başlatılan tasfiye sürecinde ise son günlerde yeni adımlar atıldı. İletişim Başkanlığı tarafından paylaşılan son bilgilere göre tasfiye sürecindeki fonların sayısı 131'den 38'e geriledi. Bugüne kadar 71 bin 899 hesaba toplam 68 milyar TL tutarında ayni ve nakdi tasfiye ödemesi yapıldığı bildirildi. TMSF nezdinde oluşturulan hesaplara iadelerin de sürdüğü açıklandı. MASAK'ın ise fon soruşturmasına konu şirketler, manipülasyon şüphesi bulunan kişiler ve gerçek faydalanıcılarla ilgili çalışmalarını sürdürdüğü bildirildi. Olağanüstü tasfiye kapsamındaki fonlar için ilk ara ödemelerin 30 Ekim 2026 Cuma günü başlaması öngörülüyor.
Faiz eleştirisi
Babacan'ın basın toplantısında gündeme getirdiği bir diğer konu ise 2027 yılı merkezi yönetim bütçesi oldu. 2027 bütçe teklifinde faiz giderleri için 3 trilyon 975 milyar TL ödenek ayrılması öngörülüyor. Bu rakam, ekonomik sınıflandırmaya göre merkezi yönetim bütçesinin en büyük gider kalemlerinden biri olarak öne çıkıyor. Babacan, yaklaşık 4 trilyon TL'lik faiz ödeneğini "faiz bakanlığı" ifadesiyle eleştirdi. "4 trilyonluk bir faiz ödeneğinden bahsediyoruz" diyen Babacan, yüksek faiz giderlerinin temelinde ekonomiye duyulan güven eksikliği ve yüksek risk algısının bulunduğunu savundu. Türkiye'nin yüksek faiz ödemelerinin ekonomik yönetimdeki sorunlarla bağlantılı olduğunu belirten Babacan, faizlerin kalıcı biçimde düşürülmesi için güven ortamının güçlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Babacan, "Güven olmazsa, riskler yüksek olursa faizler yüksek olur. Faizlerin düşmesinin yolu güvendir. Ülkenin risklerini düşürmektir" ifadelerini kullandı. 2027 bütçe teklifinde toplam personel giderleri 7 trilyon 117 milyar TL, cari transferler 10 trilyon 240 milyar TL, sermaye giderleri 1 trilyon 855 milyar TL ve faiz giderleri 3 trilyon 975 milyar TL olarak öngörülüyor. Babacan ise yaklaşık 4 trilyon liralık faiz yükünün her yıl kamu kaynaklarından karşılanmasının Türkiye ekonomisi açısından büyük bir kayıp olduğunu savunarak, "Bu faizi hepimiz ödüyoruz" dedi.





