Adalet Bakanı Akın Gürlek, İstanbul’da düzenlenen 2026-2027 Adli Yılı Açılış Programı’nda yargı hizmetlerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Gürlek, kamu gücünü veya kamu kaynaklarını kişisel ya da örgütsel çıkarları doğrultusunda kullanan kişilerle ilgili tüm iddiaların hukuk çerçevesinde ele alınacağını belirtti. İddiaların değerlendirilmesinde somut delillerin esas alınacağını vurgulayan Gürlek, hiçbir yolsuzluk iddiasının göz ardı edilmeyeceği mesajını verdi.
Gürlek’in açıklamalarından satırbaşları şöyle:
"Yargı Hizmetlerinin Etkinliği Büroları ile uzun süren dava ve soruşturmaların daha erken tespit edilmesini, hedef sürelerin daha sağlıklı takip edilmesini ve adalet hizmetlerinin verimliliğinin sürekli ölçüde geliştirilmesini amaçlıyoruz. Yargısal kararların içeriğine değil, yargı hizmetinin daha düzenli, daha hızlı ve daha etkin işlemesine katkı sağlayacak idari ve teknik kapasitenin güçlendirilmesine odaklanıyoruz. Bu anlayışın en son adımlarından biri de Alo Adalet 135 hizmetidir. 1 Eylül itibarıyla Anadolu, Ankara Batı, İzmir ve Kayseri adliyelerinde pilot bölge olarak başlayan uygulamayla, özellikle uzun süren dava ve soruşturmalara ilişkin vatandaşlarımızın başvurularını hızlı ve güvenli bir biçimde ilgili mercilere ulaştırabilecekleri yeni bir iletişim kanalı oluşturduk. Vatandaşlarımızın sesini daha doğrudan duyan, gecikmelerin sebeplerini tespit eden ve çözüm üretme kapasitesini artıran bir adalet sistemi kurmayı hedefliyoruz. İnşallah Alo Adalet 135 hizmeti ekim ayında Türkiye'deki tüm adliyelerde faaliyete geçecek.
"Çok sayıda faili meçhul olayın aydınlatılmasında önemli mesafe aldık"
Adaletin zamanında tecellisi kadar maddi gerçeğin karanlıkta kalmaması da bizim için çok önemlidir. Bu nedenle faili meçhul olaylar ve kamu vicdanında yıllardır cevap bekleyen dosyalar üzerinde hassasiyetle duruyoruz. Bakanlığımız bünyesinde oluşturulan Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığımızın çalışmalarıyla geçmişte aydınlatılamamış dosyaları günümüz teknolojileri ve kriminal imkânlarla yeniden değerlendiriyoruz. Bu çalışmalar kapsamında bugüne kadar çok sayıda faili meçhul olayın aydınlatılmasında önemli mesafe aldık. Aradan geçen zaman, maddi gerçeğin değerini azaltmaz. Kamu vicdanında kapanmamış her dosyanın hukukun imkânları ve somut deliller çerçevesinde titizlikle ele alınması gerektiğine inanıyoruz.
Aynı şekilde tüm daire başkanlarımız da adalet hizmetlerinde verimliliği artırmak uğruna yoğun mesailerine devam etmektedir. Adalet hizmetini yalnızca klasik suç türleriyle sınırlı olarak görmüyoruz. Ormanlarımız, doğal varlıklarımız, gelecek nesillerimizin ortak emaneti olan Yeşil Vatanımızın korunması da hukuk devletimizin sorumluluk alanındadır. Kasten çıkarılan yangınlardan sabotaj girişimlerine, ihmal davranışlarıyla büyük çevre zararlarına sebep olan eylemlere kadar bu alandaki soruşturmaların titizlikle yürütülmesi ve maddi gerçeğin süratle ortaya çıkarılması büyük önem taşımaktadır. Yeşil Vatan'ı korumak yalnızca bugünün değil, aynı zamanda gelecek nesillerin haklarını da korumaktır. Bu yaklaşım, Bakanlığımızın son dönem çalışmalarında açık bir biçimde ortaya konulmuştur.
Milletimizin huzurunu tehdit eden uyuşturucu, yasa dışı bahis, sanal kumar ve sokak çeteleriyle organize suç yapılanmaları, suç gelirlerinin aklanması ve yeni nesil dijital suçlarla mücadeleyi de hukuk devleti içerisinde aynı kararlılıkla sürdürüyoruz. Ailelerimizi ve gençlerimizi hedef alan, dinî, millî ve insani duyguları suistimal eden, insanların güvenini kötüye kullanan veya suç gelirleri üzerinden haksız menfaat sağlayan yapılara karşı yürütülen mücadelede yargı mensuplarımızın hukuka bağlı, somut delillere dayalı ve titiz çalışmalarını takdir ediyorum. Bu ağır sorumluluğu yerine getiren bütün çalışma arkadaşlarımızın manevi olarak yanında olduğumuzu, ihtiyaç duyulan kurumsal ve teknik kapasiteyi geliştirmeye devam edeceğimizi özellikle ifade etmek isterim.
"Her türlü yolsuzluk iddiasının titizlikle ve somut delillerle ele alınması gerektiğine inanıyoruz"
Biz hiçbir dinî yapılanmaya, millî oluşuma veya toplumsal fayda amacı taşıyan insani ve sosyal projeye karşı değiliz. Bizim karşı olduğumuz, toplumumuzun değerlerini istismar eden, insanların iyi niyetini ve güvenini kötüye kullanan, hukuki boşluklardan yararlanarak haksız menfaat sağlayan, milletimizin vicdanını zedeleyen ve kamu düzenine zarar veren gerçek veya tüzel kişilerdir. Bu yapılara karşı yürütülen mücadelede ucu nereye giderse gitsin, hukukun ve somut delillerin gösterdiği istikamette maddi gerçeğin ortaya çıkarılacağına inanıyoruz. Aynı kararlılığı, kamu vicdanını yaralayan yolsuzluklarla mücadelede de gösteriyoruz. Kamu gücünü, kamu kaynağını veya kendisine tevdi edilen yetkiyi kişisel ya da örgütsel menfaat için kullanan, toplumun devlete ve adalet sistemine duyduğu güveni zedeleyen her türlü yolsuzluk iddiasının hukuk içerisinde titizlikle ve somut deliller kapsamında ele alınması gerektiğine inanıyoruz.
Milletimizin ortak kaynaklarını ve kamu düzenini hedef alan hiçbir hukuka aykırılığın karşılıksız kalmaması, hukuk devletinin ve adalete duyulan güvenin temel gereğidir. Ancak bütün bunları yaparken temel ilkemizi hiçbir zaman unutmuyoruz. Suçlunun cezalandırılması kadar masumun korunması da adaletin görevidir. Devletimizin gücü, en ağır suçlarla mücadele ederken dahi hukuk içerisinde kalabilmesinden kaynaklanmaktadır. Hukuk millet için, devlet de millet için vardır.
"Provokasyon girişimlerine karşı sizlerin de dikkatli ve duyarlı olmasını arzuluyorum"
Aynı yaklaşım, ülkemizin uzun yıllar boyunca ağır bedeller ödediği terör meselesi bakımından da geçerlidir. Terörsüz Türkiye hedefini, milletimizin ortak geleceği, toplumsal huzur ve millî birlik ve beraberliğimizin güçlenmesi bakımından çok önemli görüyoruz. Şehitlerimizin aziz hatırasını ve gazilerimizin fedakârlığını daima muhafaza ederek, devletimizin ve milletimizin birliğinden, ülkemizin bütünlüğünden ve hukuk devletinin temel esaslarından hiçbir şekilde taviz vermeden, terörün ülkemizin gündeminden tamamen çıktığı bir Türkiye hepimizin ortak temennisidir. Terörsüz Türkiye hedefi doğrultusunda ilerlerken, bu hassas süreci istismar etmeye, toplumsal huzuru bozmaya veya provokasyonlarla milletimizin birlik ve beraberliğini zedelemeye yönelik girişimlere karşı sizlerin de dikkatli ve duyarlı olmasını arzuluyorum.
Değerli mesai arkadaşlarım, birkaç gün önce 30 Ağustos Zafer Bayramı'nı büyük bir gururla idrak ettik. Büyük Zafer'in 104. yıl dönümü bize bir kez daha göstermiştir ki köklü devletler, güçlü kurumları ve kurumları omuzlayan fedakâr kadrolarla geleceğe yürür. Bugün bizlere düşen, milletimizin bizlere emanet ettiği bu köklü adalet teşkilatını daha güçlü bir biçimde geleceğe taşımaktır. Bu büyük camianın her mensubunun mesleki etik değerler ve kamu hizmetinin gerektirdiği sorumluluk anlayışı içerisinde hareket etmesi bizim için vazgeçilmezdir. Yargıya güven, üzerinde hassasiyet duyduğumuz temel meselelerden birisidir. Bu noktada yargının vazgeçilmez paydaşları olan avukatlarımızın rolünü de özellikle belirtmek isterim. Savunma, adil yargılamanın en temel unsurudur. Avukatlarımızın mesleklerini daha güçlü, güvenli ve çağdaş şartlarda yerine getirebilmeleri için görüş ve önerilerini dinliyoruz. Meslek örgütleriyle sürekli olarak istişare hâlinde bulunuyoruz. Avukatlık mesleğinin sağladığı güveni ve mesleki nüfuzu suistimal eden bazı kişilerin sadece vatandaşlarımıza değil, bütün avukatlık camiasının itibarına da zarar verdiğini görüyoruz. Bu tür suistimallere karşı avukatlarımızın da gerekli hassasiyeti ve duyarlılığı göstereceğine inanıyoruz.
Adalet camiamızın bütün mensuplarının görüşlerine, eleştirilerine ve önerilerine açık olmaya devam edeceğiz. Adaletin Yüzyılı, hukukun üstünlüğünün daha da güçlendiği, temel hak ve özgürlüklerin güvence altına alındığı, vatandaşlarımızın hakkına zamanında ulaştığı, terörün ülkemizin gündeminden çıktığı, suç ve vesayet yapılanmalarının devlet kurumlarında kendisine alan bulamadığı ve milletimizin adalet sistemine güvenle baktığı bir Türkiye idealidir. Bu hedefe, yargının bağımsızlığına ve tarafsızlığına, hukukun üstünlüğüne, insan onuruna ve milletimizin adalete duyduğu güvene sahip çıkarak ulaşacağız. Çünkü güçlü Türkiye'nin temelinde güçlü hukuk, güçlü hukukun temelinde ise milletimizin adalete duyduğu güven bulunmaktadır.
Bu duygu ve düşüncelerle 2026-2027 adli yılımızın ülkemize, milletimize, bütün hukuk camiamıza hayırlı olmasını temenni ediyorum. Adaletin tecellisi için gece gündüz demeden görev yapan hâkimlerimize, Cumhuriyet savcılarımıza, avukatlarımıza, adalet teşkilatımızın bütün mensuplarına ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Yeni adli yılımız hayırlı olsun. Hepinizi saygı, sevgi ve muhabbetle selamlıyorum. Sizleri Allah'a emanet ediyorum. Sağ olun, var olun."




