Sermaye piyasalarında yaşanan fon krizine ilişkin siyaset sahnesinden dikkat çeken bir değerlendirme geldi. AK Partili Metin Külünk, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamada, krizin yarattığı toplumsal ve siyasi sonuçlara dikkat çekti.
'Güvenin sarsılması siyasal kırılmaya kapı aralar'
Fon krizinin yalnızca mali ve ekonomik bir boyutla sınırlandırılamayacağını vurgulayan Külünk, insanların yılların emeğiyle oluşturduğu tasarrufların eridiğini belirtti. Süreçteki asıl tehlikenin devlete ve kurumlara duyulan güvenin sarsılması olduğunun altını çizen Külünk, şu değerlendirmelerde bulundu:
"Oluşan bu güvensizlik ortamının AK Parti’ye ve Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın ortaya koyduğu iradeye nasıl zarar verdiğinin farkında mıyız? Küçük yatırımcının parasını, milletin devlete olan güvenini ve ülkenin ekonomik istikrarını koruyamayan bir yönetim anlayışı, yalnızca mali bir krize değil, çok daha geniş çaplı bir siyasal kırılmaya da kapı aralar."
'Sorumlulardan hesap sorulmalı ve kayıplar giderilmeli'
Kamu bürokrasisinde görev yapan kişilerin adını kullanarak güven devşiren ve ülke insanının birikimlerini istismar eden bir yapıyla karşı karşıya olduklarını belirten Külünk, bu yapının üzerine kararlılıkla gidilmesi gerektiğini ifade etti. Yönetim zafiyeti ve kişisel ihtirasların ağır bir tablo ortaya çıkardığını dile getiren Külünk, "Birilerinin ihtiraslarının, yetersizliğinin veya ihmalkârlığının bedelini ne milletimiz ne AK Parti’nin sosyolojik tabanı ne de Sayın Cumhurbaşkanımız ödemelidir" dedi.
Açıklamasının sonunda sorumluların tespit edilerek ihmali bulunanlardan hesap sorulmasını talep eden Külünk, haksız kazançların üzerine gidilmesi ve küçük yatırımcının kaybını giderecek adımların gecikmeksizin atılması çağrısında bulundu.
Külünk'ün açıklaması şu şekilde:
"Akşama ve tarihe not
FON KRİZİNİN AK PARTİ’YE ÖDETTİĞİ BEDELİN FARKINDA MIYIZ? Fon krizi yalnızca ekonomik ve mali bir mesele değildir. Bu kriz, AK Parti’nin kendi sosyolojik tabanına çok ağır bir bedel ödetmektedir. İnsanların yılların emeğiyle oluşturduğu tasarrufları erirken zihinlerde çok daha tehlikeli bir soru büyümektedir: “Bundan sonra kime ve hangi kuruma güveneceğiz?” Tasarrufların erimesi kadar vahim olan, devlete ve kurumlara duyulan güvenin sarsılmasıdır.
Oluşan bu güvensizlik ortamının AK Parti’ye ve Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın ortaya koyduğu iradeye nasıl zarar verdiğinin farkında mıyız? Süreç içerisinde sorumluluk makamında bulunanlar; görevlerini zamanında ve gereği gibi yerine getirmemenin, yönetim zafiyetinin, ihmalin ve kişisel ihtirasların meydana getirdiği bu ağır tablonun hesabını nasıl verecekler? Birilerinin ihtiraslarının, yetersizliğinin veya ihmalkârlığının bedelini ne milletimiz ne AK Parti’nin sosyolojik tabanı ne de Sayın Cumhurbaşkanımız ödemelidir. Unutulmamalıdır ki güvenin sarsıldığı her alan, Türkiye’ye yönelik ekonomik, siyasi ve toplumsal operasyonlara yeni bir zemin hazırlamaktadır. Küçük yatırımcının parasını, milletin devlete olan güvenini ve ülkenin ekonomik istikrarını koruyamayan bir yönetim anlayışı, yalnızca mali bir krize değil, çok daha geniş çaplı bir siyasal kırılmaya da kapı aralar. Üstelik karşımızda; devletin, hükûmetin ve kamu bürokrasisinde görev yapan kişilerin adını kullanarak güven devşiren, ülke insanının birikimlerini kendi çıkarları uğruna istismar eden bir yapı bulunmaktadır.
Bu yapının üzerine kararlılıkla gitmek; yalnızca hukuki ve idari bir görev değil, bu topraklara, milletimize ve savunduğumuz değerlere karşı borcumuzdur. Çünkü insanların alın terini, tasarrufunu ve geleceğini koruyamazsak; kul hakkından, ahlaktan, adaletten, dürüstlükten ve manevi değerlerden topluma söz etme imkânımız kalmaz. Söylediğimiz sözün inandırıcılığını, savunduğumuz değerlerin ise toplumsal karşılığını kaybederiz. Şimdi açıkça soruyoruz: Sayın Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ı ekonomik, toplumsal ve siyasi sonuçları ağırlaşan bir hibrit müdahale tehlikesiyle karşı karşıya bırakanlar, bunun bedelini nasıl ödeyecekler? Milletin alın teri de tasarrufu da güveni de sahipsiz değildir.
Sorumlular tespit edilmeli, ihmali bulunanlardan hesap sorulmalı, haksız kazançların üzerine gidilmeli ve küçük yatırımcının kaybını giderecek adımlar gecikmeksizin atılmalıdır. Bu mesele para meselesinin ötesinde; devletin itibarı, siyasetin ahlakı ve milletin geleceği meselesidir"
Akşama ve tarihe not
— Metin KÜLÜNK (@mkulunk) September 22, 2026
FON KRİZİNİN AK PARTİ’YE ÖDETTİĞİ BEDELİN FARKINDA MIYIZ?
Fon krizi yalnızca ekonomik ve mali bir mesele değildir. Bu kriz, AK Parti’nin kendi sosyolojik tabanına çok ağır bir bedel ödetmektedir.
İnsanların yılların emeğiyle oluşturduğu tasarrufları…




