AK Parti kulislerinde, PKK Lideri Abdullah Öcalan’a yönelik “umut hakkı” tartışmaları son günlerde daha görünür hale geldi. Parti kaynakları, sürecin henüz olgunlaşma aşamasında olduğunu belirtirken, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bu nedenle bilinçli bir sessizlik stratejisi izlediği değerlendiriliyor.

Ali Babacan'dan Öcalan'ın Bahçeli'ye kilim hediye etmesine ilişkin yorum
Ali Babacan'dan Öcalan'ın Bahçeli'ye kilim hediye etmesine ilişkin yorum
İçeriği Görüntüle

AK Parti kurmaylarının bugüne kadar farklı platformlarda ‘Umut hakkı’na yönelik bir düzenlemeye kapalı olduklarını vurguladıkları biliniyor. Ancak parti kulislerinde yapılan değerlendirmelerde, bu başlığın artık yalnızca teorik bir tartışma olmaktan çıkarak, somut hukuki çerçeveler içinde ele alındığı konuşuluyor.

Hukuki çerçeve arayışı

Cumhuriyette yer alan habere göre AK Parti’de, ‘Uumut hakkı’nın genel bir af ya da doğrudan tahliye anlamına gelecek bir düzenleme olarak değerlendirilmediği özellikle vurgulanıyor. Parti içindeki hâkim yaklaşım, olası bir adımın infaz hukuku kapsamında ve teknik bir düzenleme olarak ele alınması yönünde şekilleniyor.

Bu çerçevede, şartlı ve aşamalı bir model üzerinde duruluyor. Buna göre, ‘Umut hakkı’nın otomatik serbest bırakma sonucunu doğurmayacağı; iyi hâl, şiddetle bağın tamamen kopması ve örgütsel ilişkilerin sona erdiğinin tespiti gibi kriterlere bağlanacağı ifade ediliyor.

Yeni ve özel bir yasa çıkarılması yerine, mevcut infaz rejimi içinde teknik bir değişiklik yapılmasının da seçenekler arasında yer aldığı aktarılıyor. Parti kaynakları, bu yöntemin düzenlemenin siyasi bir açılım olarak değil, hukuki bir uyum adımı olarak sunulmasını amaçladığını belirtiyor.

AİHM vurgusu

AK Parti kulislerinde yapılan değerlendirmelerde, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarının da olası bir düzenleme için referans olarak gösterilebileceği ifade ediliyor. Böylece atılacak adımların uluslararası hukukla uyumlu bir zeminde savunulmasının hedeflendiği dile getiriliyor.

Bununla birlikte, parti içinde ‘Umut hakkı’na ilişkin olası adımların, örgütün silah bırakma ve fesih yönünde atacağı somut adımlarla eş zamanlı ilerlemesi gerektiği görüşü ağırlık kazanıyor. Tek taraflı bir düzenlemenin gündemde olmadığı, sürecin karşılıklı ve kontrollü şekilde yürütülmesi gerektiği özellikle vurgulanıyor.

Parti içinde temkinli yaklaşım var

AK Parti içinde hatırı sayılır bir kesim ise ‘Umut hakkı’ başlığının kamuoyunda ciddi tepkilere yol açabileceği uyarısında bulunuyor. Bu nedenle parti içi görüşmelerde, sürecin yönetimine ilişkin stratejik başlıkların öne çıktığı belirtiliyor.

Bu kapsamda, kamuoyuna dönük açıklamalarda ‘Umut hakkı’ ifadesinin doğrudan kullanılmaması, olası düzenlemelerin teknik ve hukuki gerekçelerle anlatılması ve sürecin düşük profilli, aşamalı bir şekilde ilerletilmesi gerektiği görüşü dile getiriliyor. Parti kaynakları, kamuoyunda oluşabilecek sert tepkilerin yalnızca bu başlığı değil, sürecin tamamını olumsuz etkileyebileceğine dikkat çekiyor.

Erdoğan ne zaman konuşacak?

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuya ilişkin henüz bir açıklama yapmaması, kulislerde bilinçli bir tercih olarak yorumlanıyor. Parti içi değerlendirmelere göre Erdoğan, süreç yeterince olgunlaşmadan ve somut bir uzlaşı zemini oluşmadan yapılacak açıklamaların siyasi maliyet yaratabileceği görüşünde.

Bu nedenle AK Parti yönetiminde “önce zemin, sonra söylem” yaklaşımının benimsendiği ifade ediliyor. Kulislerde, Erdoğan’ın sessizliğini ancak hukuki ve siyasi çerçevenin netleşmesinin ardından bozmasının beklendiği belirtiliyor.

AK Parti kulislerinde yapılan son değerlendirmelerde, ‘Umut hakkı’ başlığının geniş kapsamlı bir siyasi açılım ya da sembolik bir adım olarak değil, sürecin ilerlemesini sağlayacak sınırlı ve kontrollü bir hukuki araç olarak ele alındığı ifade ediliyor. Ancak bu yaklaşımın hangi yasal metinle ve nasıl bir takvimle hayata geçirileceği konusunun, partinin üst karar mekanizmalarında henüz netlik kazanmadığı aktarılıyor.

Kaynak: Haber Merkezi