Nefes gazetesi yazarı Nuray Babacan bugünkü köşe yazısında AK Parti kulislerinde konuşulanları aktardı. Babacan, “AKP’li siyasetçilerin eş zamanlı olarak dikkatle izledikleri diğer konu ABD seçimleri. Sürekli ABD’deki uzmanlardan analiz alınıyor ve dirsek teması yapılıyor. Trump’ın Temsilciler Meclisi’ni kaybetmesine kesin gözüyle bakılırken, senatodaki gücünü kaybetmesine yüzde 50 ihtimal veriliyor.“Eğer senatoyu kaybetmezse, iki yıllık görev süresini her türlü eleştiriye rağmen tamamlar. Senatoyu kaybederse artık iş bitmiş olur” yorumları yapılıyor. Trump ve dolayısıyla ABD’nin desteği giderse, içeride işlerin daha zor olacağı anlatılıyor” dedi.
Babacan’ın yazısından ilgili kısım şöyle;
“Fon vurgunu ve ekonomik kriz nedeniyle daha az dikkat çektiği düşünülse de Azerbaycan’la yaşanan kriz, İsrail’in tutumu ve ABD seçimleri, AKP içinde önemli başlıklar. Özellikle Azerbaycan ile gerilen ilişkileri tamir etme konusunda ciddi çaba var.
Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in eleştirel sözleri, ülkeye girmesi yasaklanan Türklerin listesi gibi konular, dış politikayı yakından izleyen bazı AKP’li kurmayları en az Dışişleri Bakanlığı kadar yakından ilgilendiriyor.
Çünkü bu siyasiler, Türkiye’den bazı grupların Azerbaycan’daki yanlış faaliyetlerinin bu durumu doğurduğunu kabul ediyor. Yanlış adımların bugünleri getirdiğini düşünenler çaba sarf ediyor.
***
Azerbaycan’daki otoriter rejim tek başına yazı konusu.
Ama sıcak gündem daha çok Azerbaycan-İsrail ilişkisi ve eğitimde başörtüsünün yasaklanması kararı üzerinden…
Özellikle başörtüsü konusunda Cumhurbaşkanı danışmanının açıklamaları, AKP’lilerin yorumları ikili ilişkilerde ciddi gedik açmış.
Azerbaycan hükümetinin yasaklı listesi de bu konuda fikir veriyor…
Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan, HÜDA PAR Genel Başkan Yardımcısı Yahya Uğraş, eski Ayasofya başimamı Mehmet Boynukalın filan…
İsimlere bakınca Azerbaycan’ın refleksinin nedeni anlaşılıyor.
Geçmişte Orta Asya ülkelerindeki FETÖ faaliyetleri herkesin malumu.
Dindar grupların bir nevi misyonerlik faaliyeti korkusu var.
Bizde her konuda dış güçlerin suçlandığı anımsanırsa, başkalarının da aynı hassasiyeti beklemesi çok anlaşılır.
Bu durumu fark eden AKP’li siyasiler, hemen müdahale edilmesi için devreye girmiş.
Azerbaycan kaybedilecek bir müttefik değil onlara göre.
Özellikle son yıllarda İsrail’le yakınlaşması dikkate alınırsa.
Bu konuda epey yol alındığı, ilişkileri bozacak açıklamalar yapanların uyarıldığı, Azerbaycan hükümetiyle temasların yoğunlaştığı ve yanlıştan dönüldüğü yorumları yapılıyor.
***
Dış politikadaki gelişmeleri yakından izleyenler, İsrail’in hem Yunanistan hem Azerbaycan’la kurduğu ittifaka kafa yoruyorlar.
Türkiye’nin son yıllardaki tercihlerinin, Suudi Arabistan ve Pakistan’la yapılan Mekke İttifakı, Katar, Pakistan ve Endonezya ile imzalanan Bedir Mutabakat Zaptı’nın bütün bunlarda etkili olup olmadığı sorusuna ise kaçamak yanıt veriliyor.
Bundan birkaç yıl öncesine kadar Türkiye’nin AB üyeliği açısından önemli olan Kopenhag ve Maastricht kriterlerinden bugün neredeyse hiç söz edilmemesi ayrıca dikkat çekici.
Konuya dönersek, AKP’lilere göre Türkiye’nin yakından izlemesi gereken diğer ülke İsrail.
Onlara göre, İsrail yönetimi şu an ABD Başkanı Donald Trump’ın baskısıyla geride duruyor. Türkiye’ye yönelik tehdit oluşturma planları yapmaya ise devam ediyor.
***
AKP’li siyasetçilerin eş zamanlı olarak dikkatle izledikleri diğer konu ABD seçimleri.
Sürekli ABD’deki uzmanlardan analiz alınıyor ve dirsek teması yapılıyor.
Trump’ın Temsilciler Meclisi’ni kaybetmesine kesin gözüyle bakılırken, senatodaki gücünü kaybetmesine yüzde 50 ihtimal veriliyor.
“Eğer senatoyu kaybetmezse, iki yıllık görev süresini her türlü eleştiriye rağmen tamamlar. Senatoyu kaybederse artık iş bitmiş olur” yorumları yapılıyor.
Trump ve dolayısıyla ABD’nin desteği giderse, içeride işlerin daha zor olacağı anlatılıyor.
Dış politika konuları, bazı AKP’lilerin kafasını iç politikadan daha fazla meşgul ediyor…”




