Gazeteci yazar Abdurrahman Dilipak, 140journos’un Adnan isimli videosunda Adnan Oktar ile ilgili açıklamalarda bulundu. Adnan Oktar’ın biranda hayata girdiğini belirten Dilipak, “Adnan biranda hayata girdi. Güzel sanatlarda okuyor, felsefe ile ilgileniyor sanki “Genç Müslümanlar, Genç Türkler” bir hareket meydana getirdi. Adnan hem modern hem de geleneksel burada bir çatışma parodoksal bir durum var. Aslında baştan sona paradoks var. İçinde bulunduğu siyasi hareket o zaman o zaman Erbakan’ın hareketiydi. Antisiyonist bir hareket. Onun içinde yer alıyor ama daha sonra semitik düşünceler taşıdığını görüyoruz. Kemalizm konusunda bir yandan dindar hareketin içerisinde kendine yer buluyor. Hemen arkasından bakıyorsunuz eş zamanlı Kemalist biz çizgide izliyor. Ordunun içerisinde de yer alıyor. Başından beri kuşku verici” ifadelerini kullandı.

“İstemem yan cebime koy”

Dilipak, “Ben değilim ama olabilirim gibi… Mehdinin özellikleri bende var ama ben mehdi değilim yan cebime koy. Bakın Adnan Oktar’ın ortaya çıktığı zamanlarda “Tanrıyı kıyamete zorlama” senaryosu da vardı. Huntington da böyle bir senaryoydu Fukuyama da. Tarihin sonu ya da medeniyetler arası çatışma dediğiniz şey aslında Sovyetler’in dağılmasından sonra ortaya çıkan bir durumdu. Çok basit Batı Çalışma Grubu’nu kim örgütledi? BÇG’yi kim örgütlediyse FETÖ’yü eskiden beri kullananlar FETÖ’ye o tarihte yeni bir rol yüklediler. Adnan Oktar’ı örgütleyenler de onlardı. Kalkancı’yı örgütleyenler de onlar” dedi.

RTÜK Kızılcık Şerbeti dizine para cezası verdi RTÜK Kızılcık Şerbeti dizine para cezası verdi

“Bizimkilerin modern yüzü oldu”

‘Düşmanlarını yok et’ bölümünde açıklamalarına devam eden Dilipak, “Bizimkiler modern yüzü o oldu. Onun gelenekçi yüzü de bizimkiler oldu. Her iki taraf birbirinden istifade etmeye çalıştı. Bu iki yüzlülüğü profesyonelce örgütledi.  Hemen hemen bütün Müslüman ülkelerde ya da yoğun olarak Müslüman toplulukların yaşadığı ülkelerdeki Erbakan’a yakın hem medya, dergiler yayınevleri hem de sivil toplum örgütleriyle temasa geçtiler. Türkiye’deki yayınları paket olarak oralara götürdüler.  Anti-darwinism, ben hiçbir Müslüman görmedim ki biz maymundan evrildik desin. Ama Müslümanlara onların hiç gündeminde olmayan bir şeyi ana gündemmiş gibi sundu, sergiler açtı, konferanslar verdi. Sürekli bu konuların üzerinde durdu” diye konuştu.

“Adnan Oktar’ın dün neye hazırlandığına bakmak lazım”

Dilipak, şöyle devam etti:

“Bir bakıyorsunuz antikomünist, mehdici mesihiyeti savunuyor. Bugün öğreniyoruz ki Habat’la yakın ilişkileri var. Hatta LGBT’ye bile yakın. Masonluğa karşı bu anlamda yayınladığı kitapları Müslümanlar referans alacaklar ama siz ben masonum diyeceksiniz sonra.  Adnan Oktar’ın dün neye hazırlandığına bakmak lazım. Oraya bakarsanız Adnan Oktar’a gözünüzü yaklaştırır o porno söyleşilere, danslara bakarsanız arkasında bir ormanı kaybedersiniz. Erbakan gibi bir hareketin yanına, siyonizme karşı bir hareketin merkezine Siyonist bir ekip yerleştiriyorsunuz. Habat şimdi ortaya çıkıyor. Dün Habat’ı bilmiyorduk. Ama Habat dün Adnan Oktar’ı biliyordu. Adnan Oktar’ı İsrail’e götüren onlardı. İsrail basınında Adnan Oktar farklı isimlerle röportajlar da veriyor, makaleler de yazıyor. O zaman perdeyi kaldırıp arka tarafta oynanan oyuna bakmamız lazım.

“Bize gösterilen trafik levhaları bizi kandırmak için”

Vakayı doğru tespit edebilmeniz için Susurluk aracında kim vardı? Zaza aşiretinden DYP’li Bucak. Onun yanında kim var? MHP kökenli ülkücü Çatlı var. Peki onun yanında kim var? Emniyet istihbaratçı sosyalist ve Alevi Hüseyin Kocadağ var. Arkada kim var? Gonca Us var manken kız. Hani denk geldi manzara koyduk bir tane de o var. Önümüze çıkartılan isimler üzerinden okuma yaparsak hiçbir zaman sonuca gidemeyeceğiz. Bize gösterilen trafik levhaları bizi kandırmak için. ‘Ağuyu altın tas içinde sunarlar bal da onun suç ortağı’ Bu 1500 yıl önce Ka’b Bin Züheyr’in Kaside-i Bürde’sindeki bir beyit. Bu adamın ağzından bal akıyordu değil mi? Bize altın tas içerisinde sunuldu. Her şey mükemmeldi. Bir şey çok çok iyiyse dikkat etmek gerek.”