Adalet Bakanı Akın Gürlek, görevden uzaklaştırılarak tutuklanan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu üzerinden yaptığı değerlendirmede, mahkeme salonlarının siyasi arena olmadığını belirtti. Cezaevindeki isimlerin sosyal medya ve mitingler aracılığıyla mesaj iletmelerinden rahatsızlık duyduğunu ifade eden Gürlek, "Tutukluların avukatlarla görüşmesi ve dışarıya not vermesi konusunda mevzuatta eksiklik var. Avukatlar sabah sekizde girip gece çıkıyorlar. Bu konuda yasal düzenleme yapılması için talimat verdim" açıklamasında bulunmuştu.
Bakan Gürlek’in açıklamalarının ardından bir araya gelen 80 baro, yayımladıkları ortak metinde bu girişimi "kaygı verici" olarak nitelendirdi. Barolar, tutuklu kişilerin avukatlarıyla gerçekleştirdiği görüşmelerin süresine veya içerik aktarımına müdahale edilmesinin, uluslararası hukuk normlarına ve anayasaya aykırı olduğunu savundu.
"Hukuk devleti ilkesi zarar görür"
Ortak açıklamada, avukat-müvekkil görüşmesinin sınırlandırılmasının doğuracağı riskler şu başlıklarla vurgulandı:
-
Savunma Hakkı: Avukatın müvekkiliyle kurduğu iletişimin kısıtlanması, adil yargılanma hakkının en temel unsuru olan savunma mekanizmasını etkisiz bırakır.
-
Hukuk Devleti: Müdahale girişimleri, Türkiye’nin hukuk devleti kimliğine ve yargı bağımsızlığına zarar verir.
-
Gizlilik Esası: Avukat ile müvekkil arasındaki bilgi ve belge alışverişinin denetime tabi tutulması, mesleki bağımsızlığı ve hukuki güvenliği ortadan kaldırır.
Siyasi mesajlar ve yasal süreç
Barolar, tutuklu siyasetçilerin dışarıya gönderdiği notların veya kamuoyuna okunan mektupların yasal bir hakkın kullanımı olduğunu, bunun bir "mevzuat boşluğu" olarak değerlendirilip kısıtlanmasının demokrasiyle bağdaşmadığını belirtti. Barolar Birliği ve bağlı barolar, savunma hakkına yönelik her türlü kısıtlama girişimine karşı hukuki meşruiyet zemininde mücadele edeceklerini duyurdu.
Açıklamada şu ifadeler kullanıldı:
"Adalet Bakanı sayın Akın Gürlek katılmış olduğu bir televizyon programında; 'Tutuklu kişilerin Avukatları müvekkilleriyle sürekli görüşme sağlayabiliyorlar. Örneğin bir Avukat sabah 8'de giriş yapıyor ve gece 24.00'da çıkış yapıyor. Tutuklu şahıs tüm notlanını tüm açıklamalarını tüm talimatlarını Avukatı aracılığıyla dışarı çıkarabiliyor. Mevzuat boşluğumuz var. Bu konuda Adalet Bakanı olur olmaz gerekli talimatları verdim. Meclisimizin gündemine getireceğiz. Mevzuat değişikliği yapılacak' şeklinde ifadelerde bulunmuştur.
İnsanlığın tarihsel gelişim süreciyle paralel olarak ilerleyen savunma hakkı, güçlü bir tarihsel arka plana sahip olduğu gibi daha da geliştirilmesi konusunda tartışmalar günümüzde de devam etmektedir. Uluslararası sözleşmeler, uluslararası yargı kararları ve ulusal yüksek yargısal organlar her fırsatta savunma hakkının geliştirilmesi konusunda düzenleme yapmakta, içtihatlar oluşturmaktadır. Soruşturmaya başlandığı andan kişilerin özgürlüğüne kavuştuğu ana kadar her türlü sınırlamaya karşı bireylerin yegane önemli temsilcisi ve yardım edeni avukatlardır. Özgürlüğü sınırlanan bireylerin hem duydukları hukuki hizmet ihtiyacı hem de dışarıdaki hayat ile bağlantı noktasında avukatlık mesleği büyük bir yaşamsal önemi ifade etmektedir.
Unutmayalım özgürlüğü sınırlanan insanlar, köle değil bireydirler. İfade hürriyeti ve savunma gibi temel haklara sahiptirler. Bu haklara dokunmanın insanın maddi ve manevi bütünlüğüne zarar vermesi kaçınılmazdır. Yine söz konusu açıklamada, yargının kurucu unsurlarından olan bağımsız savunmanın temsilcisi avukatları yok sayan ve adeta hedef alan açıklamaları kabul etmediğimizi ifade etmek isteriz. Barolar olarak; insan haklarını koruma ve savunma yükümlülüğümüz çerçevesinde bu söylemlere katılmadığımızı, böylesi düzenlemelerin hukuk devletine ve bağımsız savunmaya zarar vereceğini kamuoyuna saygı ile duyururuz."





