Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink, 19 Ocak 2007 tarihinde uğradığı suikastın 19. yıl dönümünde, Şişli’de vurulduğu noktada düzenlenen törenle anıldı.
Evrensel'den Eylem Nazlıer'in haberine göre, Dink’in yaşamını yitirdiği kaldırıma karanfiller, mumlar, Agos gazeteleri ve narlar bırakıldı. Olumsuz hava koşullarına rağmen Sebat Apartmanı önünde toplanan aile üyeleri, insan hakları savunucuları, meslektaşları ve çok sayıda vatandaş, yargılama sürecindeki cezasızlık sorununa dikkat çekerek adalet taleplerini yineledi.
Anma programı kapsamında, tutuklu bulunan isimlerin gönderdiği mesajlar kamuoyuyla paylaşıldı:
Osman Kavala'dan mesaj
Dokuzuncu kez anmaya katılamadığını belirten Kavala, mesajında Dink'in mirasının canlılığını koruduğunu ifade etti. Kavala, cinayetin aydınlatılacağına dair inancını koruduğunu ve adalet talebinin toplumun geniş kesimlerinde güçlendiğini vurguladı.
Çiğdem Mater'den mesaj
Cinayetin önlenebilir olduğuna ancak engellenmediğine dikkat çeken Mater, 19 yıl sonra hissedilen mahcubiyeti dile getirdi. Sessiz kalmanın suç ortaklığı yarattığını belirten Mater, Dink'in yüzleşme ısrarının kendilerine güç verdiğini kaydetti.
Ebru Özdemir'den mesaj
Silivri Cezaevi’nden mesaj gönderen Şişli Belediye Başkan Yardımcısı Özdemir, Agos önündeki kaldırımın ülkenin geçmişiyle yüzleşmesi için bir tanıklık mekanı olduğunu hatırlattı.
Tören sırasında Hrant Dink'in sevdiği "Sarı Gelin" türküsü ile Hüsnü Arkan’ın "Ahparig" adlı eseri dinletildi. Katılımcılar, davanın tüm sorumluları kapsayacak şekilde sonuçlandırılması yönündeki kararlılıklarını sloganlarla dile getirerek anmayı sonlandırdı.

“Adalet hâlâ sağlanmadı”
Agos Gazetesi'nde 30 yıldır çalışan Leda Özber, Hrant Dink'in katledilişinin 19., Agos'un kuruluşunun ise 30. yılı dolayısıyla yaptığı konuşmada, Agos'un yalnızca bir gazete değil, aynı zamanda bir dayanışma ve öğrenme alanı olduğunu vurguladı. Hrant Dink'in tüm tehditlere rağmen barış dilinden vazgeçmediğini ve bu toprakları terk etmeyi reddettiğini hatırlatan Özber, "Cenazesinde on binler sessizce yürüdü. O gün tabular sarsıldı ama adalet hâlâ sağlanmadı" dedi.
Agos'un yayın hayatına başladığı yıllarda internetin yaygın olmadığını, Ermeni tarihi ve kültürüne dair Türkçe kaynakların son derece sınırlı olduğunu anlatan Özber, bu nedenle Hrant Dink'in bilgiye ulaşmak isteyen herkese büyük bir açıklıkla yaklaştığını söyledi. Geçmişini sorgulayan, ailesinin Ermeni olduğunu öğrenen ya da Ermeni kimliğini tanımak isteyen pek çok kişinin Agos'u ve Hrant Dink'i bir başvuru noktası olarak gördüğünü ifade etti.
1990'ların sonlarına gelindiğinde Agos'un yalnızca bir gazete olmanın ötesine geçtiğini belirten Özber, akademisyenler, araştırmacılar, öğrenciler ve 1915 sonrasında kaybedilen akrabalarını arayanlarla güçlü bir bağ kurulduğunu dile getirdi. "Agos adeta bir dayanışma merkeziydi" diyen Özber, Hrant Dink'in barıştan ve birlikte yaşam fikrinden yana olan bu küçük topluluğun öncüsü olduğunu söyledi.
Özber, Hrant Dink'in kardeş kurum olarak gördüğü Aras Yayıncılık'a ve geçen yıl yaşamını yitiren Yetvart Tovmasyan'a da değinerek, Anadolu'nun ortak kültürel ve müzikal mirasının Hrant Dink için özel bir yere sahip olduğunu vurguladı. Kardeş Türküler'le kurulan güçlü bağın da bu anlayışın bir yansıması olduğunu ifade etti.
Türkiye-Ermenistan ilişkilerinin Hrant Dink'in en öncelikli meselelerinden biri olduğunu belirten Özber, sınırın açılması için büyük bir çaba harcadığını, bunu her ortamda dile getirdiğini hatırlattı. "Sınır açıldığında Mehmed Uzun'la halaya durmayı hayal etmişti, ama bu hayal gerçekleşmedi" dedi.

Hrant Dink'in ulusal basında görünür hale gelmesiyle birlikte Ermeni toplumunun tek sesli olmadığının da görünür olduğunu söyleyen Özber, Dink'in kullandığı barışçıl dilin farklı görüşlerden insanlarda bile saygı uyandırdığını belirtti. Ancak bu görünürlüğün zamanla tehditleri de beraberinde getirdiğini, buna rağmen Dink'in dilini ve duruşunu değiştirmediğini ifade etti.
19 Ocak 2007'de yaşanan suikastın ardından yaşanan büyük sarsıntıyı anlatan Özber, Ermeni toplumunda derin bir korku ve öfke yaşandığını, çok sayıda kişinin ülkeyi terk ettiğini söyledi. "O günlerde elimizde kalan en önemli şey Agos'tu ve onu yaşatmaya çalıştık" dedi.
Cenaze günü on binlerce insanın sessiz yürüyüşüne dikkat çeken Özber, o sırada Agos ofisinde Hrant Dink özel sayısını hazırladıklarını anlattı. Fotoğrafçı Antoine Agoudjian'ın, "Bu kadar Türk bir Ermeni için mi yürüyor?" sözlerinin hâlâ zihninde yankılandığını belirtti.
Bugün eski Agos ofisinin 23,5 Hrant Dink Hafıza Mekânı olarak yaşatıldığını hatırlatan Özber, kızına Hrant Dink'in barış fikrini bu mekân üzerinden anlattığını söyledi. "Onu hiç tanımadığı hâlde, sanki dedesiymiş gibi merak ediyor" dedi. Özber, Türkiye'de basın üzerindeki baskıların arttığını, gazeteciliğin suç olmadığını vurguladı. Gazze'de yaşananlara ve dünyadaki adaletsizliklere dikkat çeken Özber, "Adalet istemekten, haklarımızı savunmaktan ve bir arada yaşamı savunmaktan vazgeçmeyeceğiz" dedi.





