Genel Kurulda, gündem dışı konuşmalar ve grup başkanvekillerinin değerlendirmelerinin ardından siyasi partilerin gündeme ilişkin grup önerilerine geçildi.

Saadet Partisinin "organize suç örgütleriyle mücadele", İYİ Parti'nin "yaş meyve ve sebze üreticileri, tüccarları, üretici komisyoncuları ve ihracatçılarının yaşadıkları sorunlar", DEM Parti'nin "Kobani davasındaki hukuksuzlukların araştırılması", CHP'nin "zorla kaybedilme iddiaları ile toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı"na ilişkin grup önerileri ayrı ayrı görüşüldü.

DEM Parti'nin grup önerisi üzerine partisi adına söz alan Şırnak Milletvekili Nevroz Uysal Aslan, Kobani bahanesiyle düzenlenen eylemlere ilişkin davada, HDP eski eş genel başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ'ın tahliye olması gerekirken bunun gerçekleşmediğini savundu.

Davada "kumpas içinde kumpas bulunduğunu" öne süren Aslan, adil bir yargılama yapılmadığını ve kararın siyasi olduğunu ileri sürdü.

Saadet Partisi Grup Başkanvekili İsa Mesih Şahin, "6-8 Ekim Kobani olayları" adıyla anılan sokak eylemlerinin, Türkiye'nin yaşadığı önemli krizlerden birisi olduğunu ifade ederek, bu eylemlerde 54 kişinin hayatını kaybettiğini, çok sayıda vatandaşın yaralandığını ve büyük bir kamu zararı oluştuğunu anlattı.

Şahin, hukukun siyasi bir pazarlık alanına çekilmesine, kararların seçim dönemlerine göre ayarlanması konusuna şiddetle karşı çıktıklarını belirterek, "İddianamenin 6 yıl sonra açıklanması, 10 yıl sonra davanın sonuçlanması, hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmaz. Yargılanan kim olursa olsun, isterse düşmanınız olsun adil bir yargılamayı hak eder diye düşünüyoruz." dedi.

CHP Genel Başkanı Özel, Kurtulmuş'un bayramını kutladı CHP Genel Başkanı Özel, Kurtulmuş'un bayramını kutladı

Bu olayların sebeplerini de konuşmaları gerektiğini belirten Şahin, şöyle devam etti:

"Terör örgütü IŞİD'in Kobani kentine saldırmasıyla bir başka terör örgütü PKK'nın bu durumdan siyasi bir fırsat çıkarmaya çalışması ve halkı sokağa çağırması 'metropolleri işgal edin' çağrısında bulunması önemli bir ayrıntıdır. Bir terör örgütü bunu yapar, değerli milletvekilleri; zaten amacı kaos çıkarmaktır, bölmektir, parçalamaktır, yıkmaktır, yakmaktır ancak siyasetçiler sorumlu davranmak zorundadır. Sokakta galeyana gelen bir topluluk sel olur, taşar, önünde duramazsınız. Siyaset kurumu insanları mitinge çağırır ama böyle bir krizde asla sokağa çağıramaz, çağırmamalıdır. Demokrasi istemenin yolu, hak ve özgürlüklerin yolu demokrasiyi yıkmak, sokakları kan gölüne çevirmek, kamu düzenini bozmak değildir. Sözün karşılığı şiddet olamaz; sözün karşılığı sözdür, demokratik siyasettir."

Şahin, çözüm sürecinin adresinin Kandil ya da İmralı değil TBMM olduğunu belirterek, "Bütün partilere çağrımızdır; Gelin, hepimiz hukuk devletine birlikte sahip çıkalım. Vesayet organlarıyla birlikte mücadele edelim. PKK'yı, IŞİD'i, bütün terör örgütlerini buradan birlikte kınayalım. 85 milyonun kucaklaşmasının önünü açalım."

İYİ Parti Balıkesir Milletvekili Sayın Turhan Çömez de 6 Ekim 2014'te HDP yönetiminin bir bildiri yayınlayarak sınır ötesinde yaşanan gelişmelerle ilgili topyekun bir protesto çağrısında bulunduğunu ve bu çağrının arkasında açık bir şekilde PKK'nın olduğunu söyledi.

Milli güvenlik tehdidinin ele alındığı bu davanın ise iddia edildiği üzere siyasi bir dava olmadığını belirten Çömez, davanın bir hukuk davası olduğunu kaydetti.

DEM Parti Grup Başkanvekili Gülüstan Kılıç Koçyiğit, İsa Mesih Şahin ve Turhan Çömez'in ifadelerine tepki gösterdi.

ABD'de Filistin'deki katliama dair üniversite öğrencilerinin eylemlerini birlikte alkışladıklarını ancak Türkiye'de Kürtler, devrimciler sokağa çıkınca bunun bir isyan ya da kalkışma olarak nitelendirildiğini öne süren Koçyiğit, davanın siyasi bir dava olduğunu savundu.

Turhan Çömez ise yargı sürecini takip edeceklerini ve bu süreçte bir haksızlık varsa gerekenin yapılması için ellerinden gelen gayreti ortaya koyacaklarını belirterek, "Bir kere daha açık yüreklilikle söylüyorum: Bu ülkede 'PKK'ya terör örgütü' diyemeyenler, PKK'yla arasına bir mesafe koyamayanlar, bir ayağı Kandil'de bir ayağı Brüksel'de siyaset yapmaya çalışanlar bize demokrasi dersi vermesinler." dedi.

İsa Mesih Şahin ise muhalefetin, iktidarı eleştirebildiği gibi muhalefeti de eleştirebileceğini belirterek, 15 Temmuz'da insanların bir terör örgütüne karşı, seçilmiş iktidarını, devleti, rejimi korumak için sokağa çağrıldığını kaydetti.

Kimsenin sokağa çıkmasından ya da siyasetinden korkmadıklarını, korkularının kamu düzeninin bozulması, insanların hayatını kaybetmesi olduğunu anlatan Şahin, "Ben, isim vermeden bu çağrıyı yaptım ama şimdi DEM Grubu'na yapıyorum: Buyurun, çıkın, şu kürsüden 'PKK bir terör örgütüdür' deyin, PKK'yı kınayın, 85 milyon birlikte kucaklaşalım." ifadelerini kullandı.

AK Parti Grup Başkanı Özlem Zengin de İYİ Parti ve Saadet Partisi adına konuşanların günlerdir söyledikleri şeyi teyit ettiğini belirterek, yapılan konuşmalar için teşekkür etti.

Zengin, insanları sokağa çağırmada PKK'nın öncülük ettiğini, HDP'nin de bunun arkasından gittiğini dile getirerek, "Eğer siz o zaman gerçekten demokratik siyasetin arkasında dursaydınız belki bunlara engel olabilirdiniz ama hala bugün burada bunları savunmaya ve tam tersine suçu başka yerlere atmaya devam ediyorsunuz. Ümit ediyorum, bir gün makule, Türkiye'nin gerçeklerine, orta bir yola geleceksiniz." değerlendirmesinde bulundu.

Milletvekilleri arasında bir süre tartışma yaşanmasının ardından, DEM Parti'nin önerisi üzerine CHP Grubu adına söz alan Ankara Milletvekili Okan Konuralp, CHP'nin bu davayla ilgili kurumsal tavrının son derece net olduğunu belirterek, "Bizim için bu dava hukuki değil siyasi bir davadır. Verilen cezaların neredeyse tamamının bir sosyal medya paylaşımına ve bazı miting konuşmalarına dayandırılması, bir şiddet eğiliminden ya da şiddeti teşvikten ceza verilmemesi, bu davanın siyasi bir dava olduğunun kanıtlarından biri niteliğindedir." dedi.

Konuşmaların ardından muhalefet partilerinin grup önerileri kabul edilmedi.

AK Parti'nin "Meclis'in çalışma takvimine" ilişkin grup önerisi ise kabul edildi. Buna göre, Dışişleri Teşkilatını Güçlendirme Vakfı Kanunu Teklifi gündemin ilk sıralarına alındı.

Genel Kurul'da daha sonra fahiş fiyat ve stokçuluk cezalarının artırılmasını da içeren Türk Ticaret Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi'nin görüşmelerine geçildi.

Kaynak: AA