Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde (BMGK) Gazze'de kalıcı ve sürdürülebilir ateşkese dönüşecek şekilde ramazan ayında acilen ateşkes sağlanması talep edilen karar tasarısı kabul edildi. ABD, Hamas'ın elindeki tüm rehinelerin serbest bırakılmasını da talep eden kararda çekimser kaldı.  Karar, 14 "evet" ve 1 "çekimser" oyla kabul edildi. ABD çekimser oy kullandı.

Kararda, BMGK'nin Filistin meselesine ilişkin şimdiye kadar kabul edilen kararları hatırlatılarak, tüm tarafların uluslararası hukuk, uluslararası insancıl hukuk ve uluslararası insan hakları hukukuna uyma yükümlülüğü bulunduğu belirtildi. "Ramazan ayında tüm tarafların saygı duyacağı acil ateşkes sağlanması, bunun kalıcı ve sürdürülebilir ateşkese yol açması ve tüm rehinelerin acil ve koşulsuz serbest bırakılması" talep edilen kararda, rehinelerin insani ve tıbbi yardımlarının karşılanması için erişim sağlanması istendi.

Yükümlülüklerin yerine getirme çağrısı

BMGK Gazze'de kalıcı ve sürdürülebilir ateşkese dönüşecek şekilde ramazan ayında acilen ateşkes sağlanması talep edilen karar tasarısı kabul edildi. Kararda, taraflara esir tuttukları kişilere yönelik uluslararası hukuk uyarınca yükümlülüklerini yerine getirme çağrısı yapıldı. Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Abdullah Aydın BMGK’da alınan karar tasarısı ile Gazze’de ateşkes sürecinin nasıl işleyeceğini Elips Haber’e değerlendirdi.

“Savaşın alanı, şekli ve kapsamının değişme riski ile karşı karşıyayız”

Dünyanın yeni nesil bir soğuk savaşa hatta 3’üncü bir dünya savaşına doğru götürülmek istendiğini söyleyen Doç. Dr. Aydın, “Bun en çok da İsrail’deki radikal Siyonistler yani başını Netanyahu’nun çektiği hükümet ve çevresi istemektedir. Bu sefer blokların ne olacağından öte İsrail konusundaki görüşlerine göre konumlanmış bir dünya inşası söz konusu olabilir. Nitekim İsrail, bugün sadece Filistin ile değil aleni bir şekilde diğer vekillerle savaşmakta ve hatta Suriye ve Irak’ta ciddi operasyonlara imza atmaktadır. Daha farklı bir anlatım ile savaşın alanı, şekli ve kapsamının değişme riski ile karşı karşıyayız. Bu savaş genişlerse ve Batı bloğu İsrail yanında savaşa (ister soğuk ister sıcak) dahil olabilirse İsrail temel hedefi olan Vaat Edilmiş Topraklarda kurulmuş bir Büyük İsrail’e daha kısa vadede ulaşabilir” dedi.

“BM'nin barışı koruma çabalarının ölçeği önemli ölçüde artmıştır”

“BMGK, Birleşmiş Milletler 'in en önemli organlarının başında gelir. Bu kurul uluslararası barış ve güvenliği sağlamak, Genel Kurul'a yeni BM üyelerinin kabulünü tavsiye etmek ve BM Şartı'nda yapılacak değişiklikleri onaylamakla görevlidir” diyen Doç. Dr. Aydın, sözlerini şöyle sürdürdü;

“BM Şartı'nda belirtilen yetkileri arasında barışı koruma operasyonları kurmak, uluslararası yaptırımları yürürlüğe koymak ve askerî harekât yetkisi vermek yer almaktadır. BMGK, üye devletler üzerinde bağlayıcılığı olan kararlar alma yetkisine sahip tek BM organıdır. Bir bütün olarak BM gibi Güvenlik Konseyi de İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra Milletler Cemiyeti'nin dünya barışını sağlamadaki başarısızlıklarını ele almak üzere galip devletler merkezli olarak kurgulanmıştır. Amerika Birleşik Devletleri ve Sovyetler Birliği arasındaki Soğuk Savaş döneminde karşılıklı vetolarla büyük ölçüde felç olmuştur. Bununla birlikte, Kore Savaşı ve Kongo Krizi 'ne askeri müdahalelere ve Kıbrıs, Batı Yeni Gine ve Sina Yarımadası'nda barışı koruma misyonlarına izin vermiştir. Sovyetler Birliği'nin çöküşüyle birlikte BM'nin barışı koruma çabalarının ölçeği önemli ölçüde artmıştır. Güvenlik Konseyi Kuveyt, Namibya, Kamboçya, Bosna Hersek, Ruanda, Somali, Sudan ve Demokratik Kongo Cumhuriyeti'nde büyük askeri ve barışı koruma misyonlarına yetki vermiştir”

İsrail'de İran tehdidi nedeniyle okullar iki gün tatil edildi İsrail'de İran tehdidi nedeniyle okullar iki gün tatil edildi

“Uluslararası bir müdahalenin önü açılabilir”

İsrail’in bu karara uymaması durumunda belli yaptırımlar ve hatta uluslararası bir müdahalenin önünün açılabileceğine dikkat çeken Doç. Dr. Aydın, “Ancak ABD faktörünün olduğu bir durumda bu pek de mümkün gözükmemektedir. Bugün gündeme gelen uluslararası bir barış gücü gönderilmesi durumu ise ancak İsrail’in kendi içinde yaşadığı kargaşalara son vermek ve Filistin’i tamamen İsrail kontrolüne vermek manasına gelir. Bu senaryoyu daha öncesinde de gördük. II. Dünya Savaşı'ndan sonra bölge İngiliz Mandası'ndan Birleşmiş Milletlere (BM) devredilmiş ve BM tarafından Yahudi, Arap ve uluslararası Kudüs Bölgeleri oluşturulmuştur. Ancak bundan çok kısa bir süre sonra bölgede kapanmayacak bir yara olan İsrail devleti kurulmuştur” ifadelerini kullandı.

“ABD’nin bir iç meselesi mesabesindedir”

“İsrail’e olan sınırsız ABD desteği esasında ABD’nin bir iç meselesi mesabesindedir” şeklinde konuşan Doç. Dr. Aydın,  “Ancak ne kadar önemli durumda olsa da 2024 Kasım ayındaki seçimlerin tehlikeye girdiği her şartta özellikle İsrail’i korumak için Netayahu’dan kurtulmak yoluna gidilebilir. Tüm suç sadece Netanyahu’da gibi gösterilerek ve hatta farklı bir yöntemle iktidardan uzaklaştırılarak yeni bir atmosfer oluşturulabilir” değerlendirmesinde bulundu.

“ABD için İsrail’in güvenliği esastır”

BM Barış gücü kararının çıkabileceğini dile getiren Doç. Dr. Aydın, “Çıkması bir şey ifade eder mi veya kime yarar? soruları esas gündemi işgal etmesi gereken konulardır. İfade ettiğimiz gibi ABD için İsrail’in güvenliği esastır. Bu noktada Netanyahu ABD’nin kurgulayacağı denklemde oyun dışına itilebilir. Buna direnen Netanyahu savaşın alanı genişleterek ve odağını değiştirerek ve özellikle coğrafyadaki sorunlu yerlere yönelik saldırılar düzenleyerek kendi gidişini geciktirmeye çalışmaktadır” dedi.

“BM Barış Gücü, İsrail’in güvenliğini garantiye almasının yolu”

Bu noktada İsrail’in içine düştüğü güvenlik krizi ve halkın içine düştüğü güvensizlik algısını yıkmak hem İsrail hükümetinin hem de ABD’nin temel stratejisidir” ifadelerini kullanan Doç. Dr. Aydın sözlerini şöyle tamamladı;

“Bunun için İsrail hükümeti sınırsız bir zulme imza atmaktadır. Buna en baştan beri göz yuman Batı bloğu ve onun doğal lideri ABD ise bir yerden sonra özellikle kamuoyu üzerinden gelen baskılara kayıtsız kalamayacak duruma gelmiştir. Bunun için hem İsrail’in güvenliğini garanti altına alacak hem de iç ve dış kamuoyunu bir manada susturacak yöntemlere yoğunlaşmak istemektedir. Bunun yolu da bir BM Barış Gücü gibi görünmektedir. Ancak İsrail ise hukuk tanımaz, zalim ve şımarıkça tavrına halel gelmesini asla kabul etmemektedir. İşte çekişme de bu noktada kendini göstermektedir”

Muhabir: Sümeyye Aksu