Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı Erkan Baş’ı partisinin genel merkezinde ağırladı. Görüşmenin ardından iki lider ortak basın toplantısı düzenleyerek gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Özel, fon vurgununa ilişkin değerlendirmelerinde AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik’e dikkat çeken sorular yöneltti. Fon soruşturmasında adı geçen Osman Arıkan Nacar ile Çelik’in yakınlığına ilişkin iddiaları gündeme getiren Özel, “Osman Arıkan Nacar’ı tanıyor musun, tanımıyor musun?” ifadelerini kullandı. Özel ayrıca İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın AK Parti’ye katılmasını da sert sözlerle eleştirdi.
Özel'in açıklamalarından satır başları şöyle;
“Kirli sarmal deşifre edilmelidir”
“Bugün tabii gündemimizin önemli bir kısmı asrın soygunu, asrın yolsuzluğu, asrın vurgunuydu. Bu meseleyi ‘Efendim Allah’tan korkmadıysanız Tayyip Bey’den de mi korkmadınız?’ diyenlerin Tayyip Bey’in sorumluluğunu örtmeye çalıştığını ve bu meselenin Tayyip Bey’in göstermeye çalıştığı gibi işte birkaç tane fırsatçı filan değil… Bir kere öyle birkaç değil, yüzlerce var. Meselenin de büyük bir koordinasyon içinde, Tayyip Bey’in bizzat kendisi değilse yanı başındaki tarafından ve atadıkları tarafından yönetilen organize bir soygun; siyasi sonuçları olan, siyasetten beslenen, ülkeyi yönetenlerin ülkeyi yönetirken görevleri gereği edinmiş oldukları sırlardan istifade eden ve hem kendi servetlerine servet katan hem de iktidarın iktidar ediş biçimini, yöntemini sürdürmesini sağlayacak bir kirli sarmal var. Bu sarmalın deşifre edilmesi gerekiyor. O sebeptendir ki ilk günlerde, olay ilk ortaya çıktığında AK Parti’den ‘Efendim Meclis’te bu konu araştırılır zaten, komisyon kurulur’ diyenler şimdi ‘Komisyona gerek yok’ diyorlar. Şu savunmayı hemen duyacaksınız. Hızla anayasayı açacaklar ve şöyle diyecekler. ‘Üzerinde adli süreçler yürütülen hususlarda Meclis Araştırma Komisyonu kurulamaz.’ Bunu okuyacaklar size. Hemen onlara şunu hatırlatın arkadaşlar. Susurluk Araştırma Komisyonu ya da Rabia Naz Araştırma Komisyonu, Soma Komisyonu, 15 Temmuz Komisyonu ve kurulan tüm komisyonlar… Dopingi Araştırma Komisyonu… Her birisi AK Parti’nin de içinde bulunduğu süreçlerde, Susurluk hariç; üzerinde savcılar çalışırken, tutuklamalar yapılırken, mahkemeler görülürken kuruldu. Aksine komisyon kurulması istisnadır. İşte çeşitli toplumsal duyarlılık alanlarında. Bu Meclis’in kurduğu hemen tüm komisyonlarda o sırada davalar görülmektedir. Meclis’in geleneğinde bu vardır. Bu bahane geçerli bir bahane değildir.”
“Ömer Çelik’e dört değil, 40 klasör yetmez”
“Sayın Ömer Çelik’e çok net bir soru sordu partimizin sözcüsü. Ben de partimizin sözcüsünün bahsettiği konunun açıklığa kavuşturulması gerektiğini söyledim. Sayın Ömer Çelik hakkında yazılan, çizilen dedikoduları çıkartacak olsak dört değil 40 klasör yetmez. AK Parti içinde konuşulanlar da bunun 25 klasörünü oluşturur. Dışarıda konuşulanlar 15 klasördür. Ama Ömer Çelik’in yanıt vermesi gereken kısım şudur; Osman Arıkan Nacar’ı tanıyor musun, tanımıyor musun? E-data şirketi senin için ne anlama geliyor? Bizim iddiamız şudur. Osman Arıkan Nacar ile birlikte Bodrum’da baş başa tatil yaptınız, Bodrum’dan Ankara uçağına binip birlikte geriye döndünüz. Ve Osman Arıkan Nacar, 20 milyar gibi, Fatma Betül Sayan Kaya’nın 10 katı bir parayı bu fon işinden kazanmış biridir. Para, tutar, sen bu fon işini yapan borsadaki bu manipülatif hareketlerin içinde olan bu kişiyle birlikte yakın arkadaş mısın, değil misin? ‘En sevdiğim’ diyor, o kısmını bilmem. En sevdiğin mi üçüncü sevdiğin mi birlikte tatil yaptın mı baş başa, Bodrum uçağında Ankara’ya birlikte döndünüz mü dönmediniz mi? Bu konuyu yanıtlasın. Partimizin sözcüsü, Adalet ve Kalkınma Partisi sözcüsüne bunu sordu. Öyle onun dışında kendisinin klasör klasör spekülasyonla kendini kurtaracak hali yoktur. Soruya cevap verecek.”
“Bir kuklaya rozet takıldığını gördük”
Yeni Parti lideri Özel, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın AK Parti’ye geçmesi ile konuya ilişkin Oyuncu Berna Laçin’in paylaşımı üzerine gözaltına alınmasını nasıl değerlendirdiğinin sorulması üzerine şunları söyledi:
“Birincisi, yaşananlardan fevkalade üzüntü duyduğumu, utanç duyduğumu ifade etmem gerekiyor. Tabii özellikle dün orada kullanılan ifadelerle artık bir kişiliksizliğin, bir karaktersizliğin hududunun sınırının olmayacağını gördük. Ayrıca yıllarca, daha düne kadar her türlü hakaretle tanımladıkları işte ‘hımbıl’ dedikleri, ‘beceriksiz’ dedikleri, İzmir’de eleştirdikleri kişiyi davet edip rozet takıyorlar. O kişi, evet İzmir’e ihanet etmiştir, İzmir için bir haindir, bizim için haindir. İzmir’deki duyguyu biliyorsunuz. O duyguya ihanet eden bir haindir. Ama AK Parti için de bir kukladır. Şimdi göreceksiniz önümüzdeki günlerde bir Genel Sekreter görevlendirmesi yapılacak. O konuda açıklamalar yapıldı zaten. Eski bir belediye başkanını görevlendirecekler. AK Parti işte oraya bir kaynak transferi yapacağını, Cemil Tugay’ın kenarda 23 Nisan Başkanı gibi işte törenlerde boy göstereceğini, onun dışındaki bütün işlerin AK Parti koordinasyonunda yapılacağını, adeta AK Parti’nin İzmir’e bir kayyım atadığını, dün de bir kuklaya rozet taktığını görmüş durumdayız.”
“Vatandaşlarımızdan çok daha fazla üzgünüm”
“Tabii Cemil Tugay’ın kişisel zaafları, kendisine sunulan dosyalar ve karakter zafiyeti üzerinden gösterdiği acziyet kendini, iradesini rehin düşürmüştür. İzmir’in iradesi birileri tarafından rehin alınmaya çalışılmıştır. Rehin alan mülkün sahibi olmaz. Mülkün hala asıl sahibi İzmirlilerdir. Bugünlerde onların geçen seçimdeki iradeleri birileri tarafından şahsi çıkar ve korkular uğruna İzmir’in taban tabana zıt olduğu, asla ve asla geçit vermediği bir siyasi partiye peşkeş çekilmeye çalışılmıştır. Rehin alınan, esir alınan, sahip olunan şey; İzmir’in iradesi değildir. Bu noktada tabii şunu açıklıkla ifade etmek lazım. Ben vatandaşlarımızın üzüntülerini anlıyorum ve tahmin edersiniz ki hepsinden çok daha fazla üzgünüz. Ne yaşadığımızı da görmek lazım. Tarihte hiçbir zaman birik iktidar partisi böyle bir darbeye kalkışmamıştır. Tarihte hiçbir Cumhurbaşkanı kendinden sonra Cumhurbaşkanı olabilecek kişilere karşı böyle bir hasmane tutum içine girip, bir siyasiyi yargının başına getirip, orada operasyon yapıp, Cumhurbaşkanlığı adayını tutuklayıp hapse atmamıştır. Bir büyük İstanbul gibi bir şehri felç etmek için tüm belediye başkanlarını operasyonlar yapıp, belediye meclis üyelerini tehdit edip, şantajla ya da rüşvetle kendisine transfer edip, belediye meclis çoğunlukları üzerinden belediyelere çökmeye kalkmamıştır. Daha ilk yaptıkları operasyon, Esenyurt. 30 Ekim 2024 tarihinde yani seçimlerin üzerinden daha yedi ay geçmişken yapılan operasyonda konan kayyım görevinin başındadır. Dün yapılan operasyonda 30’dan fazla kişi suçüstü yakalanmış, gözaltına alınmış ve şimdiye kadarki bütün operasyonlarda gözaltına alınanların evlerinde çıkan toplam paradan çok daha fazlası kayyum sağ kolunun evinde çıkmıştır. Yani rezillik, pislik paçalarından akmaktadır ve bu şartlar altında ‘İstanbul’da oluyorsa, Üsküdar’da oluyorsa, orada oluyorsa İzmir’de ne yapalım? Burada belediye başkanını tehdit edelim. Zaten belli zaafları bizim tarafımızdan malum öğrenmişler. Bu korkuları ve zaafları üzerinden onu devşirelim. Onu getirelim. Geçmişte, daha birkaç hafta önce söyledikleri ortadayken o utanmaz sıkılmaz. Bizim de ar damarımız çatladı. Böylelikle İzmir’i alalım.’”
“İzmir, siyaseten işgal edilmiştir”
“Berna Laçin’in pozisyonu için son derece üzgünüm. Bir kere şöyle bir şey var arkadaşlar. Bir irade var, o iradeye gelip zorla çökülüyor. Herkesin aklından geçmiyor mu? 15 Mayıs 1919 günü İzmir’de yaşanan duygu, yani İzmir’in başka bir iradesi varken işgal altında. Berna Laçin’in bir sanatçı olarak böyle bir şey hatırlaması ve söylemesi bir sanatçı sorumluluğunda, bir sanatçının söyleyebileceği, her siyasinin de tahammül etmesi gereken bir şey. Kaldı ki dün akşam Akit TV’de aksine yani öyle bir şey ki AK Parti’nin İzmir’i almasını Yunan’ın İzmir’in işgaline benzeten AK Parti destekçileri konuşuyor. Ona kimse bir şey demiyor. ‘Keşke Yunan kazansaydı savaşı’ diyenin dirisine gitti Tayyip Erdoğan, başında Kur’an hediye etti, Kur’an okudu. Ölüsüne 5 tane Bakan yolladı. Diğer tarafta öyle bir süreçle karşı karşıyayız ki ‘Atatürk’ün heykellerinin bir gün köpek leşi gibi sürüklendiğini göreceğiz’ diyen adama hiçbir şey yapmayanlar, onu, ‘hocamız’ diye görenler, baş tacı edenler şimdi Berna Laçin’in, ‘İzmir ilk kez işgal edilmiyor, korkma’ demesinden medet umuyorlar, onun üzerinden korku yaymaya çalışıyorlar. İzmir dün siyaseten işgal edilmiştir arkadaşlar. Doğruya ‘doğru’ diyeceğiz. Berna Laçin’in söylediğinden ‘Vay efendim öyle miydi, böyle miydi?’ Dün İzmir’in iradesi gasp edildi, işgal edildi. Bu da İzmir’in yaşadığı ilk işgal değil. İzmir kendi iradesiyle her zaman işgalden kurtulmayı bilmiştir. İlk seçimlerde de siyasi iradesini işgal edenlere gerekli cevabı verecektir. Berna Laçin’in sonuna kadar arkasındayız, ifade özgürlüğünün arkasındayız. Berna Laçin’in dediği gibi korkma, Berna Hanım da korkmasın ki korkmuyor. Kimse korkmasın. Kimse bunlardan sinmesin. Kendileri Atatürk’e hakaret edecek, devrime hakaret edecek, ‘Keşke savaşı Yunan kazansaydı’ diyecek kadar İzmir’e düşman olacaklar. Sonra, ‘İzmir’i ilk kez işgal edilmiyor’dan soruşturma. Ben de aynı ifadeyi aynı şekilde tekrar ediyorum.”
“Öne alınan seçim için kimse kapımızı çalmasın”
Genel Başkan Özel, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin açıklamalarının ve butlan yönetiminin yeni işten çıkarmalarının sorulması üzerine şunları söyledi:
“Değerli arkadaşlar 28 Mayıs 2023 günü Erdoğan Cumhurbaşkanı seçildi ve biz o beş yıllık sürenin iki buçuğuncu yılını bir milat olarak, Kasım 2025’te söylemiştik. Siz de o zamanlar sordunuz. Yani biz demiştik ki ‘2,5 yıl bizden, 2,5 yıl Erdoğan’dan. Gelsin, sandığı koyalım. Böylelikle üçüncü kez aday olma imkanını elde etsin. Kazanırsa beş yıl daha, kaybederse de bundan sonraki 2,5 yılda millet hiç olmazsa istediği bir Cumhurbaşkanı tarafından yönetilir ve hızlı bir şekilde parlamenter sisteme dönme imkanı olur’ diye söyledik. O günlerde reddettiler. Siz de sordunuz. Peki 2028 yılının işte bahar aylarına çekilirse seçim ne olur? Ben o zaman da demiştim. ‘O, bir erken seçim olmaz. O, anayasanın arkasından dolaşma olur. O, anayasaya karşı arkadan dolaşarak bir muazzam suçu işlemek olur. Biz bu suçu alet olmayız’ dedim. Eğer erken seçime geliyorlarsa biz dünden razıyız, bugünden hazırız ama o öne alınan seçim, bir hafta önceki seçim, onun için kimse bizim kapımızı çalmasın. Sayın Bahçeli’nin Erdoğan’la ilgili, kendi partisi ile ilgili değerlendirmeleri olabilir. Ben yalnız sarayın odalarından türetilmiş, milletten gücünü almayan birtakım kişilerin dolaşıma soktuğu bir tartışmanın, işte ‘Bugünden karar alalım…’ Hatta öyle bir noktaya getiriyorlar ki işi, yani ‘Belli partilerin iradelerini bugünlerdeki siyasi konjonktürde buna zorlayalım. Günü gelince de Cumhurbaşkanımızı tekrar aday yapalım’ gibi ortaya atılan, saraydan atılan birtakım tekliflerin peşine takılmayı, bunları kıymetlendirmeyi, bunları değerlendirmeyi doğru bulmuyorum. Biz dediğimiz noktadayız. Bir erken seçim milletin umudu, beklentisidir. Beklentisiydi. Onların elinin tersiyle itip anayasanın arkasından dolanan bizim kapımızı çalmasınlar.”
Zeynel Emre ne söylemişti?
Yeni Parti Sözcüsü Zeynel Emre, 5 Ekim'deki basın toplantısında "Bugün bir gazetede haberi çıktı; eski bir bürokratın 20 milyar TL çekip yurt dışına kaçtığı haberi. Kim bu? Osman Arıkan Nacar. Ortağı nerede? Ortağı şimdi tutuklu. Bu soruşturmadan E-Data Teknoloji firmasının üç büyük ortağından biri, mevcut iktidar döneminde durmadan yükselmiş, müsteşar yardımcılığı yapmış, yetmemiş ailesinden önemli görevlere getirilmiş; mesela bir abisi yine Adana'da İl Sağlık Müdürü olarak atanmış, iktidarla iç içe bir isim" demişti.
Ömer Çelik'e sorular yönelten Emre, "Siz bu kişiyle birlikte çok kısa bir süre önce Bodrum'da tatil yaptınız mı, yapmadınız mı? Ankara'ya birlikte döndünüz mü? Bu kişiyle ilişkiniz ne boyuttadır? Yaptığı bu işle ilgili ne söyleyeceksiniz? Öyle ya, yani bir insan tatilini en yakın arkadaşıyla geçirir; madem bu sizin bu kadar yakın arkadaşınız, 20 milyar TL'lik vurgundan bahsediliyor Sayın Çelik'ten bu soruların cevabını bekliyoruz" ifadelerini kullanmıştı.
Tugay, dün AK Parti saflarına katıldı
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, CHP listesinden seçilmesinin ardından 18 Haziran’da partisinden istifa etti. Tugay, dün AK Parti Genel Merkezi’nde gerçekleştirilen Grup Toplantısı’nda düzenlenen törenle AK Parti’ye katıldı. Tugay burada yaptığı konuşmada 'AK Parti, kimsesizlerin kimsesidir' ifadelerini kullandı. Tugay'ın bu sözleri tartışmalara neden oldu.





