Türkiye’de son dönemde okullarda yaşanan silahlı ve bıçaklı saldırılar, okul güvenliği ve akran zorbalığı tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı.
14 Nisan 2026’da Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinde bir meslek lisesine düzenlenen saldırının ardından, 15 Nisan’da Kahramanmaraş’ın Onikişubat ilçesindeki bir ortaokulda yaşanan silahlı saldırıda 11 öğrenci ve bir öğretmen hayatını kaybetti.
Eylül ayında Manisa’nın Turgutlu ilçesinde bir lise önünde yaşanan silahlı saldırıda 11 kişi yaralanırken, Osmaniye’de bir öğretmen okul bahçesinde uğradığı silahlı saldırı sonucu yaşamını yitirdi. Son olarak 6 Ekim’de İstanbul’un Başakşehir ilçesinde bir okulun girişinde düzenlenen bıçaklı saldırıda bir öğrenci hayatını kaybetti, 8 kişi yaralandı.
Okul saldırıları sonrası gözler alınacak önlemlere çevrildi
Peş peşe yaşanan olaylar, okullarda güvenlik önlemlerinin yanı sıra çocuklar ve gençler arasında artan şiddetin nedenlerini, akran zorbalığının etkilerini, silahlara erişimi ve dijital platformlardaki riskleri de tartışmaya açtı.
Okul saldırılarının önlenmesi, şiddet eğiliminin erken tespit edilmesi ve öğrencilerin güvenli bir eğitim ortamında bulunması yönündeki çağrılar öne çıkarken, olayların nedenleri ve alınması gereken önlemler kamuoyunun gündemindeki yerini koruyor.
AK Parti Konya Milletvekili ve Şanlıurfa ve Kahramanmaraş Okul Olayları ve Dijital Riskleri Araştırma Komisyonu üyesi Latif Selvi, Kahramanmaraş’taki okul saldırısının ardından gündeme gelen akran zorbalığı ve son dönemde artış gösteren okul saldırılarına ilişkin Elips TV’ye açıklamalarda bulundu.

Komisyon çalışmalarında sona gelindi: 57 sunum dinlendi
Latif Selvi, komisyondaki çalışmaların büyük ölçüde tamamlandığını ve yakın zamanda rapor yayımlayacaklarını söyledi. Maraş'taki olayın ardından kamuoyunda yoğun bir tartışma ortamının oluştuğunu belirten Selvi, “Daha öncesindeki hadiseler de tabii önemliydi ama yaralanma falan olunca o mesele tam olarak kamuoyunda tartışılmamıştı. Şimdi Maraş olaylarından sonra yoğun bir tartışma ortamı da hâsıl oldu” dedi. Selvi sözlerini şöyle sürdürdü;
“Mecliste tüm partilerin katılımıyla ve oy birliğiyle bir komisyon kurulmasına karar verdik. İstanbul, Kahramanmaraş, Şanlıurfa ve Manisa’da değerlendirmeler yapma fırsatımız oldu. İl ziyaretlerimiz kapsamında şehirlerin tüm dinamikleriyle görüştük. Ayrıca Mecliste konunun uzmanları ve ilgili bakanlıkların birimleriyle görüşmeler gerçekleştirdik. Bunların dışında da toplantılar yaptık. Yaklaşık 57 sunum dinledik. Beş kez saha çalışmasına katıldık ve 17 toplantı gerçekleştirdik. Bu toplantılar sonucunda çalışmalarımızı büyük ölçüde tamamladık. Konuda yakında bir rapor da yayımlayacağız.”
Selvi: Maraş’taki olayın diğerlerinden çok farklı olduğunu gördük
Yaşanan olayların benzer vakalarla karşılaştırıldığında farklı yönleri bulunduğuna dikkati çeken Selvi sözlerine şöyle devam etti;
“Çünkü bu karşılaştığımız olay başka da benzer gibi görünebilir ama birçok olay vardır. Ancak bu olayın diğerlerinden çok farklı olduğunu gördük. Hem alan ziyaretlerimizde hem uzmanları dinlediğimizde hem de ilgili birimlerle olan görüşmelerimizde nasıl bir durumla karşı karşıya olduğumuzu değerlendirme fırsatımız oldu. İnşallah bu doğrultuda faydalı, iyi bir rapor çıkacağını değerlendiriyoruz”
Olaylarda kimlerin ne ölçüde etkisi ve katkısı olabileceğine ilişkin değerlendirmeler yaptıklarını belirten Selvi, “Bu konuda da görüştüğümüz birimlerin, kişilerin önemli katkıları oldu. Tabii olayları yakından inceleme fırsatımız oldu. Olayın olduğu yerdeki ilgili birimlerle detaylı görüşmeler gerçekleştirdik. İnşallah bu görüşmeler neticesinde yararlı, önemli sonuçlar çıkacağını değerlendiriyoruz” dedi.
“Kamuoyunda zaman zaman yanıltıcı açıklamalar yapılıyor”
Okullardaki şiddet olaylarını önlemek için alınan önlemlerin yeterliliğine ilişkin değerlendirmesi sorulan Selvi, kamuoyundaki bazı açıklamaların yanıltıcı olabildiğini savunarak, “Öncelikle kamuoyunda zaman zaman yanıltıcı bazı açıklamalar da oluyor kamuoyuna. Deniyor ki okullar artık güvenli değil falan gibi değerlendirmeler yapılıyor” diye konuştu. Selvi sözlerini şöyle sürdürdü;
“Hayır, bizim okullarımız ve toplum yapımız güvenli bir yapıya sahip. Burada bir problemimiz yok. Yalnız, güvenli bir ortama sahip olmamız her şeye karşı güvende olduğumuz anlamına gelmez. Hayat dinamik bir alan. Böyle bir zeminde gelişen şartlara ve etkileşimlere göre yapılması gereken işler var”

“Dijital alanın kullanımına ilişkin tedbirler raporda yer alacak”
Dijitalleşmenin sunduğu fırsatların yanı sıra çeşitli riskleri de beraberinde getirdiğine dikkat çeken Selvi sözlerine şöyle devam etti;
“Dijitalleşme ve sosyal medya tartışmalarında hemen her zaman dile getirilen şeyler var. Fırsatlar var ama riskler de var. Olumsuz yönleri itibarıyla birtakım problemlere hep dikkat çekiliyor. Dijital sistemlerin kullanımı da böyle bir durum ortaya çıkarıyor. Pek çok şeyde yaşamımızı kolaylaştırıyor ancak erişilebilirlik açısından da önemli bir yer tutuyor. Bununla birlikte riskleri de içeriyor. Risklere karşı önlemler alınmasına ve kullanımın disipline edilmesine ihtiyaç var. Bunu gözlemliyoruz”
Dijital platformların kullanımından kaynaklanan risklere karşı önlemler alınması gerektiğini belirten Selvi, komisyon raporunda yaş gruplarına ve dikkat edilmesi gereken hususlara göre çeşitli önerilerin yer alacağını söyledi.

“Çocukların korunmasında okul, aile ve sosyal çevre iş birliği yapmalı”
Çocukların korunmasında okul, aile ve sosyal çevre iş birliğine dikkat çeken Selvi, mücadelenin yalnızca okullarla sınırlı kalmaması gerektiğini vurguladı. Selvi, “Öğrencilerimizin hem okul hem aile hem de sosyal çevreyle birlikte bu problemlerle mücadele etmesi gerektiğini gözlemledik. Kamu kurumlarının yapacakları var. Bulunulan çevrede okulun, şehir veya ilçe yönetiminin ve öğretmenlerin yapması gereken, inisiyatif alması gereken durumlar var. Bazı şeylerin fark edilmesi uzmanlık gerektiriyor. Bunun için rehber öğretmenlerimiz ve psikologlar önemli” ifadelerini kullandı.
“Rehber öğretmen sayısı artırılabilir”
Okullardaki rehberlik hizmetlerinin önemine dikkat çeken Selvi, yaşanan olaylarda bazı davranışların öğretmenler tarafından fark edilmiş olabileceğini, ancak bunun tek başına yeterli olmadığını belirtti. Selvi sözlerini şöyle sürdürdü;
“Muhtemelen bu hadiselerde hem sınıf öğretmenleri hem de rehber öğretmenler çocuktaki birtakım davranışları sezmişler. Ancak bu yetmiyor. Kurumlar arası ilişkiye ihtiyaç var. Çocuğun bir sağlık taramasından geçmesi veya Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının bünyesinde tanımlanmış bir takım birimlerden destek alması lazım. Ailenin de katkı vermesi gerekiyor. Bunun bir problem olduğunu görüp çözümüne yönelik yapıcı bir yaklaşım sergilemesi lazım”
Rehber öğretmenlerin öğrencilerle kurduğu temasın önemini vurgulayan Selvi, mevcut rehberlik hizmetlerinin güçlendirilebileceğini belirterek, “Rehber öğretmen sayımız şu anda ihtiyaçlara cevap vermekle beraber daha da artırılabilir. Öğrencilerle kurdukları temas son derece kıymetli olduğu için daha yakın çalışma ortamı sağlayacak şekilde yeni istihdama ihtiyaç olabilir. Öğretmen takviyesi gerekebilir” değerlendirmesinde bulundu.
Sınıf rehber öğretmenlerinin çalışmalarının da önemli olduğunu belirten Selvi, öğretmenlerin çocuklarla ilgili gözlemlerinin ve aileleri bilgilendirmelerinin sürece katkı sunduğunu söyledi.
“Siber güvenlik yapılarını güçlendirmek gerekiyor”
Dijital risklerin tespiti ve önlenmesi için kurumsal kapasitenin güçlendirilmesi gerektiğini kaydeden Selvi, siber güvenlik ve bilişim teknolojileri alanında çalışan kurumların önemine işaret etti. Selvi şunları kaydetti;
“Dijital alan çok yaygın kullanıldığından dolayı özellikle siber güvenlik gibi, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu gibi yapıları çok daha güçlendirmek gerekiyor. Çünkü önümüzdeki yıllarda hadiselerin tespiti ve taranmasıyla ilgili bel kemiğimiz onlar olacak gibi görülüyor. Dijital güvenliğin önemli hale geldiğini görüyoruz. Şu anda okullarımızda güvenlik görevlendirmesi yapılıyor; bekçi veya emniyet teşkilatından arkadaşlar bulunuyor. Bunların dışında da elbette ihtiyaç duyulabilir. Ancak bu tür görevlendirmelerin yanı sıra dijital alanda, yani siber güvenlik konusunda da ihtiyaç var. Çünkü çocuklarımız bu alanda birtakım risklerle karşılaşıyor”





